Babaannemin Öğrencisi
Annem, saat iki de babaannenin öğrencisi gelecek deyince şaşırmıştım. Hiç bugüne kadar da bir öğrencisi olmamıştı. Saat ikiye yaklaşırken babaannem odasından bir çanta örgü ipi ve iki adet şiş ile salona geldi. İpleri inceleyip birini eline aldı ve tek şiş ile başladı örmeye… Babaanneme sordum:
- Babaanne ne yapıyorsun?
- Komşu Halime Hanım hamile, doğacak olan bebeğe hediye yelek ve bebek battaniyesi öreceğim.
- Tek şiş ile mi öreceksin?
- Evet. Bu şişin ucu tığ gibi. Bu örgü tekniğine Tunus işi denir.
Babaannemi izlerken kapı çalındı. Alt komşunun kızı Leyla Abla elinde bir yumakla çıkageldi. Babaannemin yanına oturdu. Babaannem diğer şiş ile ona örgü başladı, tane tane nasıl örüleceğini anlattı. Leyla Abla ilk zorlansa da sonrasında düzgün örmeyi başardı. Babaannem kaç yaşlık örecekse ilmek sayılarını veriyor, koltuk altında kaç ilmek kesilecek tek tek anlatıyordu. Arada sırada gidip onlara bakıyor, merakımı gideriyordum. Öyle ya her zaman evimize bir öğrenci gelmiyordu.
Öre, söke iki saat geçirdiler. Annem arada çay ve kek ikram etti. Babaannemin eli alışık olduğundan örgüsünü epey ilerletmişti. Leyla Abla ise örgü tekniğini iyice öğrenmeye çalışıyordu. Öğrendikçe gözlerinin içi gülüyordu. Giderken “Allah razı olsun sizden.” diyerek evden ayrıldı. Babaanneme sokuldum:
- Babaanne çok güzel örüyorsun, bana da öğretir misin?
- Elbette. Sen yeter ki iste. Bana da Şükran isminde bir komşum öğretmişti. Bu örgü tekniğini her örüşümde o aklıma gelir ona dualar ederim. Öğrendiğini başkalarına öğretmek gerekir. Öğretelim, üretelim… Boş durmayalım, bir başkasına faydamız olsun, bu dünyada bundan güzel ne olabilir ki?
Babaanneme gülümsedim. Canla başla öğrendiklerini bizlere öğretmeye çalışıyordu. Onu ve tüm öğretmenlerimizi çok seviyorum. Bizleri geleceğe sabırla hazırlayan, tüm öğretmenlerim gözümün önüne geldi. Hepsinden “Allah razı olsun.” cümlesi benim de dilimden döküldü.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
İki göçmen kuş, yuva yapmak için uygun bir yer arıyordu. Yağmurun bastırması üzerine kendilerini bir kayanın kovuğuna zor attılar.Sağa sola iyice bakıp kendilerini kamufle ettiler. Yine de içlerinde b...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Sevgili çocuk dostlarım;Sizin de bildiğiniz gibi bir süre önce İstanbul’a geldik. Hafize Teyze köye kütüphane açmak için bazı çalışmalarda bulunurken, biz de Uzun Kulak’la Maltepe Sahili’ndeki parka g...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Lapa lapa kar yağıyordu. Sokaklar, parklar, evlerin çatıları, ağaç dalları beyaza bürünmeye başlamıştı. Ömer pencerenin önünde durmuş, düşen kar tanelerini seyrediyordu. Annesi çay demlemişti. Babası ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Köy evinin kileri oldukça büyük olmasına rağmen içi tıkış tıkıştı. Bir köşeye un çuvalları, yağ tenekeleri, bir köşeye pirinç, şeker, tuz paketleri dizilmişti. Kilerin duvarındaki raflarda tencereler,...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ