Anadoluhisarı /Güzelce Hisarı
Anadoluhisarı; Anadoluhisarı Kalesi veya diğer adıyla Güzelce Hisarı, İstanbul'un Beykoz ilçesinin Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin İstanbul Boğazı'na döküldüğü yerde yer alan bir Osmanlı kalesidir. Osmanlı Tarihine ait eski kaynaklarından Âşıkpaşazâde ve Neşrî’de bu kalenin ismi Güzelcehisar olarak geçmektedir. Aynı zamanda Neşrî’nin yayımlanan bir nüshasında ise Gözlücehisar olarak kayıtlıdır. Fâtih devri kaynaklarından Tursun Bey burayı Yeni veya Yenicehisar adıyla anmaktadır. Hoca Sâdeddin Efendi ise Tâcü't-Tevârîh isimli eserinde bu hisardan Akçehisar olarak bahsetmiştir.
Anadoluhisarı, 7.000 metrekarelik bir alan üzerine, Boğazın en dar noktası olan 660 metre mesafedeki bölgesine 1393-1395 yılları arasında Sultan Yıldırım Bâyezîd tarafından yaptırılmıştır. Hisar, İstanbul Boğazı'nın en dar noktalarından birinde, Göksu Deresi'nin Boğaz ile birleştiği bir yerde bulunmaktadır. Bu yapı, hem Bizans İmparatorluğu'na yönelik kuşatma planlarının bir parçası olarak hem de Karadeniz'den gelen ticarî ve askerî gemilerin kontrolünü sağladığı için oldukça mühimdir. Dönemin şartları gözetilecek olursa Sultan Yıldırım Bâyezîd tarafından dâhiyane bir fikirle inşa edilmiş olan bu kale asırlar boyunca Türk-İslâm coğrafyasına hizmetlerde bulunmuş, hatta İstanbul’un fethi boyutuyla ileri karakol görevini yapmıştır. Anadoluhisarı, iç ve dış kale ile bu kalelerin surlarından oluşur. İç kale, dikdörtgen biçimindeki dört katlı bir kuledir. İlk yapıldığında, bir giriş kapısı bulunmadığı için, kuleye iç kale surlarına uzanan bir asma köprüden giriliyordu. Üst katlarına da içerideki ahşap merdivenlerle çıkılıyordu. İç kale surları, dış kalenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerini birleştirir. Bu surlar üç metre kalınlığındadır. İç surlarla birleşen dış kale surlarının üzerinde birçok kemer ve surları korumak için yapılmış üç kule bulunur. Asıl kalenin surları doğu-batı yönünde 65 metre; kuzey-güney yönünde 80 metre boyunca uzanır. Surların kalınlığı 2,5 metredir. Dış surlarda topların yerleştirildiği menfezler bulunur. Anadoluhisarı'nın asıl kalesinde ve iç surlarında, araları harçla doldurulmuş blok taşlar kullanılmıştır. Anadoluhisarı, mimarî ve mekânsal yerleşim açısından Boğaziçi ile güçlü bir ilişki kurmaktadır. Mimarî açıdan Anadoluhisarı, sade ve işlevsel bir yapıya sahiptir. Yapının ana gövdesi, yirmi beş metrelik dikdörtgen planlı bir kuleden oluşur. Bu kule, kalın taş duvarlarla güçlendirilmiş ve çevresine inşâ edilen dış surlarla çevrelenmiştir. Göksu Deresi'nin doğal savunma hattı, denizden ya da karadan oluşabilecek saldırılara karşı koruma sağlamıştır.
Âşık paşazade eserinde hisarın yapılışı hakkında bilgi vermektedir. Eserde şu bilgiler yer almaktadır: İstanbul önlerine tekrar gelen Sultan Yıldırım Bâyezîd, Kocaeli’nden Yoros’a giderken Şile fethine Yahşi Bey’i yollamış, kendisi de Yoros’tan geçerken Güzelce hisar denilen kaleyi yaptırmıştır. Âşıkpaşazadenin ifadesine göre, hisarın inşası bittiğinde Yıldırım Bâyezîd Bizans imparatoruna bir elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istemiş, fakat Bizans hükümdarı Türklere yıllık vergi vermek, Türklere bir mahalle tesis ederek burada mescit yapmaları ve bir de kadı bulundurma haklarını tanımak sûretiyle durumu kurtarmış, bir antlaşma imzalamışlardır. Böylece İstanbul’da ilk Müslüman Türk mahallesi kurulurken aynı zamanda bir mescit inşâ edilmiş ve bir kadı tayini yapılmıştır. Bu alana Bâyezîd ismi verilmiş, İstanbul’da İslâmlaşma faaliyetleri başlamıştır. Hatta günümüze kadar uzanan bir hatırası bulunmakta olup İstanbul’un fethi sırasında ise ciddî katkıları olan bu semt tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir. Anadoluhisarı’nın Osmanlı tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Yıldırım Bâyezîd Han, Ankara Savaşında Timur’a mağlup olunca oğlu Süleyman Çelebi bir süre burada saklanmıştır. Sultan İkinci Murad Han devrinde, Haçlı ve Macar ordusunu durdurmak üzere yola çıkan ordunun Rumeli’ye geçmesinde bu hisardan faydalanılmıştır. Sultan İkinci Murad Han Yalova yoluyla buraya gelmiş, Çandarlı Halil Paşa da karşı kıyıdan top ateşiyle padişahı korumuş, Papalık ve Venedik donanmasına rağmen rahatlıkla karşı kıyıya geçilmiştir. İstanbul’un fethinden önce Rumeli Hisarı inşâ edilmeden bu kale tahkim edilmiş, böylece iki hisar ile boğaz kontrol altında bulundurulmuştur. Anadoluhisarı, İstanbul’un fethinden sonra şehre, Karadeniz’den gelecek saldırıları karşılamak üzere kullanılmıştır. Anadoluhisarı, bu konunun uzmanı bir mimar olan Albert Gabriel’e göre, tam Orta Çağ şato mimarîsine uygun olarak Yıldırım Bâyezîd zamanındaki biçimi ile dört köşe, bir baş kule ve bunu çeviren bir “gömlek”ten ibaret olup Göksu vadisine girişi koruyan bir savunma kalesi idi. Kayalık bir burun üstüne oturan bu ilk hisarın herhâlde eteklerine kadar su geliyordu. Fâtih Sultan Mehmed’in çevirttiği dört burçlu hisarpeçe (Sur kapısının önünde inşâ edilmiş güçlendirilmiş bir savunma yapısı.) ile Anadoluhisarı bir taarruz kalesi durumunu almıştır. Bu duvarın arkasına yerleştirilen toplar, su hizasından atış yaparak gemilere zarar verebiliyordu. Müdafaa amaçlı olarak kullanılan hisar şehre yaklaşmak isteyen gemileri engellemiş oluyordu.
Anadoluhisarı’nın esas görevi İstanbul’un fethi ile sona ermiş bulunuyordu. XVII ve XVIII. yüzyıllarda Karadeniz’den gelen Kazak akınlarının durdurulmasında biraz faydalı olmuş, fakat XVIII. yüzyılda Boğaziçi’nin yukarı kısımlarında yeni tahkimatın yapılması ile fonksiyonunu tamamen kaybetmiştir. Bu sebeple hisar kalebentliğe (suçluların bir kaleye kapatılması anlamına gelir.) mahkûm edilen suçlular için hapishane olarak kullanılmıştır. Anadoluhisarı XIX. yüzyılın ilk yarısı ortalarına kadar mimarî bütünlüğünü korumuştu. 1825’e kadar hisarın bütün kulelerinin üstlerinde külâhlar bulunuyor ve çevresi boş olarak duruyordu. Sadece hisarpeçenin çevirdiği avluda, içlerinde muhafızların yaşadıkları evler vardı. 1830’lardan itibaren Anadoluhisarı terkedilmiş, hisar duvarları ile gerek Göksu deresi gerekse deniz arasında kalan ince kıyı daha da dolarak buralarda ahşap evler inşâ edilmiştir. Daha sonraları hisarpeçenin dışa açılan iki kapısı yıkılıp genişletilerek bu iki gedik arasından avludan geçen yol, Anadolu yakasının ana sahil caddesi hâline getirilmiştir.
Anadoluhisarı, Osmanlı devri Türk askerî mimarîsinin önemli eserlerinden biri olması yanında, İstanbul’un fethinden önce Karadeniz boğazında Türklüğün ilk ve en eski izi olarak da özel bir değere sahiptir. Bunun dışında bu muhteşem görünüşlü kale, karşısındaki Rumelihisarı ile Boğaziçi’nin güzellik ve tarihî karakterinin başlıca unsurlarındandır. Bu tarihi misyonu göz önüne alınarak sahip çıkılması ve koruma altına alınması elzemdir. Bu ecdat yadigârının sonraki nesillere en güzel hâliyle ulaştırılması tarih şuûru ve ecdadı anlamak boyutu ile çok önem arz etmektedir. Günümüzde ise Anadoluhisarı, hem Osmanlı askerî mimarîsinin bir simgesi hem de İstanbul'un tarihî peyzajının parçalarının bir parçası olarak değerini korumaktadır. Boğaz'ın benzersiz parçalarından olan bu yapı dikkatleri üzerine toplamakta insanı tarihin derinliklerinde buluşturmaktadır.
Kaynakça
Albert Gabriel, İstanbul Türk Kaleleri (Tercüme: Alp Ilgaz), (Tercüman 1001 Temel Eser), İstanbul.
Derviş Ahmed Aşıkî, Aşıkpaşazade Tarihi - Osmanoğullarının Tarihi, 2021, İstanbul.
Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinin İlk Devri I, İstanbul 1989.
Erol Güngör, Tarihde Türkler, İstanbul 1989.
Evliya Çelebi, Seyahatname, İstanbul 2018.
Hoca Sadeddin Efendi, Tâcüt-Tevarih, (Haz.: İsmet Parmaksızoğlu) Kültür Bakanlığı, Ankara 1992.
İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Ankara 1972.
TDV İslam Ansiklopedisi, Anadoluhisarı.
Tursun Bey, Târîh-i Ebü’l-Feth (Derleyen: Mertol Tulum), İstanbul 1974.
Resul KESENCELİ
Yazar
Altı asır boyunca dünyaya adâletle hükmetmiş olan Osmanlı Devleti, var olduğu müddetçe, başta başkentler (Bursa, Edirne, İstanbul vb.) olmak üzere yurdun dört bir yanında birbirinden kıymetli eserler ...
Yazar: M.Nihat MALKOÇ
İslâmiyeti Yayması ve Menkıbevî HayatıKarahanlı hükümdarı Satuk Buğra Han Türk İslâm tarihinde, İslâmiyet’i kabul eden ilk Türk hakanı ve tarihin akışını değiştiren en önemli kişilerden biri olarak ye...
Yazar: Resul KESENCELİ
Nerede yatağı, yaylımı nerde?Suyunu nereden içer bu geyik?Ziyarete inmiş bir mor seherde,Ne vakit yayladan geçer bu geyik?Ermiş yücelere kurmuş saltanat,Heybetli cisminde can bulmuş sanat,Sanırım takm...
Şair: Satılmış ŞEN
Zulmetin her zerresinden hâle-i mâha sığın Bâki kalmaz hiç karanlık bekle sabâha sığınHâne-i kalbin sedâsından haberdar var biriSen yeter ki cân evinden yükselen âha sığınDarda kalsan, ye’se düşm...
Şâir: Ahmet Sami BENLİ