Rumeli Hisarı
Rumeli Hisarı (Yenicehisar, Boğazkesen Hisarı, Nikhisar “Güzelhisar”, Yeni kale/hisar, Başkesen Hisarı, Kara Kale) isimleri ile kaynaklarda geçmektedir. Hisar, 32 bin m²’lik bir alana yayılmıştır. Hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir. Rumeli Hisarı'nın adı Fâtih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar, Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir. Kalenin yapımı 1452 Mart ayında başlamış dört ila beş ay kadar sürmüştür. İstanbul'un Sarıyer ilçesinde, Boğaziçi'nde bulunan ve bulunduğu semte adını veren hisar. Fâtih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un Fethi'nden önce, Karadeniz'den gelebilecek saldırıları engellemek amacıyla İstanbul Boğazı'nın en dar (698 m) yerine, Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı (Güzelce Hisar)'nın tam karşısına inşâ ettirilmiştir.
1451 yazı sonunda Karaman Seferinden dönen Sultan Mehmed Han, Anadolu Hisarı bölgesinden karşıya geçerken, Boğaziçi’nin durumunu çok dikkatli incelemişti. O zamanki topların tesirli oldukları mesafelerin ve atılan güllelerin kifayetsizliği sebebiyle, daha önce yapılmış olan Anadolu Hisarı, Karadeniz’den gelen gemileri kontrol altına almaya yetmiyordu. Bu sebeple Rumeli Hisarını yaptırmağa karar verdi.
Kale yapımına mâni olmak isteyen Bizans İmparatoru Konstantin Dragazes’in elçilerine Sultan Mehmed Han şu cevabı vermiştir: “...Kendi arazim üzerinde gönlüm istediği şeyi yapmama karşı gelmeniz için, elinizde ne hak ve ne de kudret vardır. İki kıyı benimdir. Anadolu kıyısı benimdir. Çünkü halkı, Osmanlılardan meydana gelmektedir. Rumeli kıyısı da benimdir. Çünkü siz savunmasını bilmiyorsunuz. Gidiniz efendinize söyleyiniz ki, şimdiki Osmanlı Padişahı, evvelkilere benzemez!”
Mimarî Özellikleri
On üç adet burç ve bunları birbirine bağlar duvarlarından oluşmuştur. En büyük üç kulesi isimlerini, inşâsına nezaret eden paşalardan alır: Saruca Paşa, Zağanos Paşa ve Halil Paşa kuleleri. Zemin katları ile Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlıdır. Hisarın projesi, yapılacak surların, burçların, kapıların yerlerini, aralık ve mesafelerini, bizzat Sultan Mehmed Hanın tespit ettiği hususlar dikkate alınarak Mimar Muslihiddîn Ağa tarafından çizilmişti. Büyük bir hızla kalenin inşâsına başlandı. Bizzat Sultanın, vezirlerin, paşaların, çalıştığı İnşaat, çok güzel bir plânlama ve sorumluluk dağıtımı ile devam ediyordu. İş bölümü ve çalışanların vazifeleri bizzat Sultan Mehmed Han tarafından tayin ediliyordu. Boğazkesen Hisarının kuzeyindeki burcu yetmiş yaşlarındaki Saruca Paşa, en güneydeki burcu Zağanos Paşa, kıyıdaki burcu da Halil Paşa yaptırıyor, Sultan da geri kalan ve deniz tarafındaki işlerle uğraşıyordu. İntizam, iş bölümü, çalışma gayretinin bütünüyle ortaya döküldüğü kale yapımında beş ilâ altı bin işçi ve usta çalışmıştı. Adâlet işlerini ön plâna aldıran Sultan Mehmed Han, işçi gruplarını bulundukları muhitin kadıları ile getirtmişti. Ağır suç işleyenlere ölüm cezası verileceği herkese duyurulmuş, işini en iyi ve çabuk bitirene büyük mükâfatlar verileceği bildirilmişti. İnşaat gayretli çalışmaların sonunda ağustos ayı içinde bitirildi. 250x125= 31.250 m2'lik alanı kaplıyordu. En dar yeri batı-doğu yönü üzerinde 125 metredir. Kalede, kuzeyde, güneyde tepeler üzerinde ve biri de doğuda deniz kenarında olmak üzere, üç büyük burç ile çeşitli büyüklükte on üç burç vardır. Kalenin hendeği yoktur ve burçlar, her biri başlı başına savunmayı başaracak şekilde yapılmıştır. Surların kalınlığı taarruza elverişli olan batı tarafından hemen hemen her yerde beş metre, güneyde ise üç metredir. Bazı yerler dört metredir. Surlar boyunca dışarıya karşı iki metre yükseklikte, seksen santimetre genişlikte mazgalla korunan bir devriye yolu vardır.
Kuleler, Burçlar ve Surlar
Saruca Paşa Kulesi: Kalenin kuzeybatı köşesinde yer alan daire planlı kule 28 metre yüksekliğinde, dıştan 23,80 metre genişliğinde olup duvarı 7 metre kalınlığındadır. Üstte yuvarlak kemerli, altta lentolu (kapı ve pencere gibi boşlukların üzerine yatay olarak yerleştirilen, üstteki duvar yükünü yan duvarlara aktaran taşıyıcı blok) açıklıklı kapı üzerinde yer alan kitâbe taşı boştur. Kulenin ortasında silindir şeklindeki boşlukta yedi ahşap kat yer alır. Katlar ortada bir direkle yanda duvara bindirilen meşe kirişlere oturtularak oluşturulmuştur. Sadece zemin katta ortadaki taşıyıcı direk korint başlıklı mermer sütundur. Diğer katlardaki direkler meşe ağacından yapılmıştır. Yedinci katın üstü kubbe ile örtülüdür. Duvar kalınlığı içerisinde merdiven ve odalar yer alır. Odalardan biri geniş, penceresiz ve kuyu gibi derin oluşuyla farklılık arz eder.
Çandarlı Halil Paşa Kulesi: Kalenin deniz tarafındaki eksende kuzey-güney doğrultusunda sahilde sıfır noktasında yer alır. On iki gen planlı kule 22 metre yüksekliğinde, dıştan 23,30 metre genişliğinde olup duvarı 6-6,5 metre kalınlığındadır. Üstte kemerli, altta mermer söveli ve lentolu açıklıklı kapı üzerinde kitabe yoktur. Kulenin duvar kalınlığı içerisinde merdiven ve odalar yer alır. Devşirme malzeme açısından zengin olan kulede özellikle deniz cephesinde çeşitli parçalar görülür. Kulenin doğu yönündeki iki yüzünde tuğlalarla kare şeklinde ele alınmış Osmanlı ahşap işleri formunda birer süs panosu vardır.
Zağanos Paşa Kulesi: Kalenin güneybatı köşesindedir. Daire planlı kule 21 metre yüksekliğinde, 26,7 metre genişliğinde olup duvarı 5-7 metre kalınlığındadır. Dıştan basık kemerli olarak düzenlenen kapı üzerinde nesih hatla Arapça bir kitabe yer alır. Kitâbede Fâtih Sultan Mehmed ile Zağanos Paşa’nın adının geçtiği, yapının Receb 856 (Temmuz-Ağustos 1452) tarihinde tamamlandığı belirtilmektedir. Kulenin duvarı belli aralıklarla tuğla hatıllara sahiptir. Duvar kalınlığı içerisinde merdiven ve odalar yer alır.
Kale duvarları arasında yer alan on üç küçük burç çeşitli aralıklarda ve birbirine yakın ölçülerdedir. Küçük burçların Hisar peçe (ana yapıyı korumak amacıyla inşa edilen, mazgal delikleri bulunan güçlendirilmiş dış savunma kulesi) ’deki iki katlı olanı hariç diğerleri tek katlıdır. Kalenin içinde evler, câmi, sarnıç, yiyecek cephâne ve malzeme depoları yapılmış, ağır toplar, Hisar peçe’nin mazgallarına yerleştirilmişti. Kalenin ilk komutanı Firuz Ağa'nın emrine dört yüz asker verilmişti. Bundan sonra Boğaz’dan geçecek bütün gemiler muayyen bir vergi ödeyeceklerdi. Emre itaat etmeyenler derhâl batırılacak, Boğaz’ın en dar yerinde (660 m) karşılıklı iki kaleden açılacak atışla izinsiz hiçbir şey geçemeyecekti. İlk defa aynı sene Kasım ayı içinde Karadeniz’den gelen iki Venedik gemisi, izinsiz geçmek istedi. Derhâl ateş açıldı. Arkasından Antonio Rizo’nun kaptanı olduğu gemi batırıldı. Böylece dünyanın en stratejik boğazının iki yanına hâkim olan Osmanlılar, İstanbul fethinin ilk adımını atmış oldular.
Kalenin üzerinde yer alan kuleleri birbirine bağlayan surların yüksekliği arazinin meyline göre değişmektedir. Kalınlığı ise düşman saldırısı ihtimali yüksek olan yerlerde 5 metre, sarp yamaçta yer alan güney duvarında 3 metredir. Duvarların üst kısmında devriye yolu yer alır. Bu yollar arazinin durumuna göre düz veya merdivenli olarak düzenlenmiştir. Buraya çıkış, kalenin iç alanındaki on sekiz yerden duvarın iç yüzeyine işlenmiş olan, genellikle 1 metre genişliğindeki merdivenlerle sağlanır. Duvarlar ve kulelerin üzerinde yer alan devriye yolları dış yönde 2 metre yükseklikte ve 0,80 metre kalınlıkta olup üstü dendanlı (Kale surlarının üst kısmındaki, askerlerin arkasına saklanıp düşmana ateş ettiği girintili çıkıntılı kısım. Diş.) bir korkuluk duvarı ile çevrilmiştir. Kalede duvarlardan dışarıya açılan beş kapı vardır. Bunlar kuzey, güney, doğu, batı cephelerinde ve Hisar peçenin doğuya açılan duvarındadır. Kapılardan sadece güney cephesindeki tek, diğerleri çift ahşap kanatlıdır. Kapılar dıştan demir levhalarla perçinlenerek kaplanmıştır. Kuzey, doğu ve batı kapıları içten arkalarına yatay konumda yan duvarlara yerleştirilen meşe direk sürgüleme sistemiyle kapatılmaktadır.
İsimdeki Sır
Fâtih Sultan Mehmet, hisarın duvarlarının "Muhammed" kelimesi şeklinde olmasını planlayarak inşa ettirdi. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule yaptırdı. Kulelerden ikisi, birbirinin yanında ve burunun eteğinde idi. Üçüncüsü denize daha yakındı. "H" ve "D" harflerinin bulundukları yerlerde istihkâmlar yapıldı. Padişah, bunların yapılmasına özen göstermiş, bizzat nezaret etmiştir. Bir rivayete göre ise Fâtih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin/Akşeyh Hazretleri’nin arzusu üzerine Hazreti Muhammed'in ismi yazıldı. Osmanlıca bir tür el yazısı olan Hattı-Küfi ile yazılmış “Muhammed” kelimesi görülmektedir. Kufi hattı ile Muhammed şeklini alan kale ismin harfleri ebced hesabına göre 92 sayısına tekabül ettiğinden hisarda 92 burç ve dirsek vardır. Aynı zamanda kendi isminin Mehmed olması Osmanlıca Muhammed şeklinde yazılmasından dolayı Peygamber Efendimiz’in ismi ile kendi isminin de anılmasını sağlamış oldu. Böylece Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) ismini asırlarca kalacak şekilde burçlara yazdırmış oluyordu II. Mehmed. Günümüzde ise sevgi ve muhabbetin zirvesi, numune-i imtisali olarak yansımasıdır.
BİBLİYOGRAFYA
TDV İslam Ansiklopedisi, Anadolu Hisarı.
Resul KESENCELİ
Yazar
BeyitKime arz-ı hâl edem sen var iken ey serv-i nâz Çâresiz derd-i dile sensin tabîb-i çâre-sâz (Ey servi boylu sevgili! Sen varken hâlimi kime arz edeyim. Çaresiz gönlümün derdine çare bulan tabip ya...
Yazar: Resul KESENCELİ
BeyitBir bülbül-i âşüfte miyim nalân u âhım goncayaGayrı kime yüz döneyim her dem nigâhım goncaya(Çok fazla seven bir âşığım, sürekli olarak feryâdım, inlemelerim, ahlarım sevdiğimedir, yüzümü başka k...
Yazar: Resul KESENCELİ
1652 yılında İzmir’de doğan sûfî şair Sâkıb Dede’nin asıl adı Mustafa’dır. İlk öğrenimini memleketinde gören şair, sonra İstanbul’a giderek Fâtih Medresesi’nde tahsilini sürdürmüştür. Mevlevî Tarîkatı...
Yazar: Hamit DEMİR
BeyitSaâdetdir o yârın uğruna cânı nisâr etmekKabâhatdır ana cân vermeyip de i’tizâr etmek(O sevgilinin uğruna can vermek âşık için mutluluk kaynağıdır. O sevgiliye can vermek yerine özür beyân etmek ...
Yazar: Resul KESENCELİ