Allah İyilerle Karşılaştırsın
“Allah iyilerle karşılaştırsın.” Çoğumuzun evlatlarımız için yaptığımız duadır bu. Ağız alışkanlığı olarak bir çırpıda söylesek de çok derin anlamı olan bir duadır aslında. Allah-ü Teala’nın Kalem Suresi’nde “Şüphesiz Sen, yüce bir ahlak üzeresin.” şeklinde buyurduğu gibi, Peygamber Efendimiz yaratılmışlar içinde ahlakı en güzel olanıdır. Güzel ahlak nefsin konuşma, şehvet ve gazap gibi hallerinde aşırıya kaçmadan ölçülü davranabilmek ve elinden, dilinden ve her halinden kimsenin zarar görmemesi olarak tanımlanabilir. Güzel ahlaktan yoksun insanlarla karşılaştığımızda hayatımız zorlaşır ve eğer kuvvetli bir iman ve irademiz de yoksa biz de onlara uyarız ve ortaya hiç de istemediğimiz sonuçlar çıkar.
Bizler ümmeti olarak Peygamber Efendimizi ve onun vârisi olan gönül sultanlarını örnek alıyorsak her halimizi bu güzel ahlak çerçevesine uydurmak zorundayız. Yani yaptığımız işten söylediğimiz söze kadar hal ve tavırlarımızdan güzel ahlak sahibi olduğumuz anlaşılmalıdır. Zaman zaman “…. Müslümanlığı seçti.” gibi haberlere rastlarız. Bu bahtlı insanların hikayelerine baktığımızda, ya etraflarında hal ve tavırları yani güzel ahlakıyla dikkatini çeken Müslümanlar vardır ya da Kur’an-ı Kerim’i merak edip incelemiş ve “Şüphesiz Allah katında tek din İslam’dır.” ayet-i kerimesinin sırrına varmışlardır. İslamiyet’in ilk zamanlarında Müslüman olanların çoğunun diğer Müslümanların haline, yaşantılarına bakıp da İslam’ı seçtiği bir gerçektir. Keza fetihler yapıldığında da fethedilen yerlerde Müslüman ve gayrimüslimler birlikte yaşarken, o çevrede bulunan bir gönül sultanının irşad ettiği insanlardan etkilenerek İslam’ı seçenler çok olmuştur.
Bugüne geldiğimizde kendimize şöyle bir bakmalıyız. Bizi gören, hal ve tavırlarımızı inceleyen bir gayrimüslim bizden etkilenip İslam’ı seçer mi ya da dinini değiştirip İslam’ı seçecek kadar Kur’an’ı inceleyen, onun verdiği mesajlar hakkında bilgi sahibi olan bu kişilerle kendimizi kıyas edersek bizim kendi kutsal kitabımız hakkındaki bilgimiz ne kadar ve bildiklerimizin kaçta kaçını hayatımıza uygulayabiliyoruz?
Üç ayları idrak ettiğimiz bugünlerde bunların muhasebesini yapıp kendimizi mübarek ramazan ayına hazırlayabilirsek bu müstesna günlerin anlamına varmış olabiliriz. Biz Kur’an ahlakını üzerimizde öyle güzel taşıyalım ki karşımıza çıkanların “iyi” olmaktan başka çareleri kalmasın.
Emine Büşra YÜKSEL
Yazar
1953 yılının 19 Kasım’ı 20 Kasım’a bağlayan gecesi, Mevlid-i Nebevî gecesi. Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde, her yıl olduğu gibi, Müslümanlar Peygamber Efendimiz’in doğum gününü kutluyordu. O dön...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Kâinatta her şeyin yaratıcısı, sahibi ve yöneticisi Allah’tır. “Allah” lafzı, O’nun özel adıdır. Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak aklî ve ahlakî bir mecburiyettir. Çünkü akıl, zaman ve mekânı b...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL
Sevgi, ailede en çok var sayılan ama en çabuk eksilen şeylerden biridir. Vardır diye düşünülür, konuşulmaz. Konuşulmadıkça da yavaş yavaş hissedilmez hâle gelir.Her kalbin sevgiye açılan kapısı aynı d...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Gelenek ve görenekler; toplumda asırlardır yapılagelen, toplumun çoğunluğu tarafından benimsendiği için kuşaktan kuşağa aktarılan, bireyleri psikolojik olarak uymaya zorlayan, uymayanı ayıplayan kültü...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL