Ahlâk Olmadan Başarının Bir Değeri Olmaz
Sadece akademik başarının ya da zekânın tek başına toplumu ayakta tutmaya yetmediğini, hatta ahlâkî bir zemin olmadığında bu gücün nasıl bir yıkıma dönüşebileceğini çok çarpıcı örneklerle özetlemek mümkün.
Geleceğimizi emânet edeceğimiz nesillerin kalbine dokunmamız gerekiyor.
Akademik başarı ve kariyer çocuklarımızın en iyi okullarda okuması, en saygın meslekleri edinmesi, zeki, çalışkan ve "başarılı" bireyler olması için büyük bir yarışın içine giriyoruz. Ancak modern dünyanın önümüze koyduğu bu başarı tablosunda çok önemli, hayatî bir eksik var: Ahlâk ve karakter eğitimi.
Tek başına zekâ ve diplomaya odaklanmanın toplumda açtığı derin yaraları bugün ne yazık ki, yaşayarak görüyoruz. Karşımızdaki tablo son derece düşündürücüdür: En iyi üniversitelerden mezun olmuş bir bilgisayar mühendisi, siber güvenliği sağlamak yerine insanları dolandıran bir hacker olabiliyor.
Laboratuvarda insanlığa şifâ araması beklenen bir kimyacı, bilgisini sentetik uyuşturucu üretmek için kullanabiliyor.
Hayat kurtarmaya yemin etmiş bir doktor, maddiyat uğruna insan hayatını hiçe sayan bir yenidoğan çetesi kurabiliyor.
Tüm bu örnekler bize acı bir gerçeği haykırıyor: Ahlâk olmadan zekâ, insanlığın hizmetinde bir güç değil; kitle imha silahına dönüşen tehlikeli bir araçtır.
Sadece akıllı değil, vicdanlı nesiller gerek.
Bir insanın çok zeki olması ya da mesleğinde zirveye oynaması, onun topluma faydalı bir birey olacağını garanti etmez. Bilgi ve yetenek, yönünü vicdanla bulmadığı sürece sahibini de toplumu da felakete sürükler.
Eğitimin asıl amacı, sadece formüller ezberletmek veya teknik beceriler kazandırmak olmamalıdır.
Gerçek eğitim; bilgiyi insanlık yararına kullanacak vicdanı, haksızlığa karşı duracak karakteri ve başkasının hakkını kendi hakkı gibi görecek ahlâkı aşılamaktır. Eğer bir gence dürüstlüğü, adâleti ve empatiyi öğretememişsek, ona verdiğimiz her diploma topluma yöneltilmiş bir tehdide dönüşebilir.
Toplumun huzuru ve mutluluğu, refahı ve geleceğe güvenle bakabilmesi, yetiştirdiği mühendislerin, doktorların ya da bürokratların sadece ünvanlarıyla değil, sergilediği ahlâkî duruşla mümkündür. Güven duygusunun kaybolduğu, her zekânın bir çıkar odağı hâline geldiği bir düzende ne ekonomik kalkınma ne de teknolojik ilerleme insanlığa mutluluk getirebilir.
Bizim sadece "başarmaya" odaklanmış robotlara değil; ahlâklı, erdemli ve vicdan sahibi nesillere ihtiyacımız var.
"Bir insanın zekâsı rüzgâra benzer; ahlâkı ise o rüzgârda geminin yönünü tutan dümendir. Dümen kırıldıysa, rüzgârın ne kadar güçlü estiğinin bir önemi kalmaz; gemi eninde sonunda kayalıklara çarpar."
Sonuç olarak; evlâtlarımızı geleceğe hazırlarken, onlara sadece zengin bir kariyer değil, temiz bir karakter miras bırakmak zorundayız. Okul sıralarından aile ortamına kadar her alanda "önce iyi insan" düstûrunu yeniden canlandırmalıyız.
Unutmayalım ki; bir ülkenin en büyük sermayesi barajları, binaları ya da teknolojisi değil; ahlâkı rehber edinmiş, vicdanı hür nesilleridir. Çünkü ahlâkın olmadığı yerde, başarının sadece adı kalır; tadı ve huzuru asla kalmaz.
Ali ÖZKANLI
Yazar
Arapça “ksr/kasr” kökünden gelen “kasır” kelimesinin TDK’deki karşılığına baktığımızda “köşk” kelimesiyle eş anlamlı tutulduğunu görürüz. Bu kelimenin Aramice-Süryanice “korunaklı konut, köşk, kale” a...
Yazar: M.Nihat MALKOÇ
Rahmet, mağfiret ve kurtuluş mevsimi Ramazan’da ve oruç sayesinde insan farkında olmasa da nefis ve irade terbiyesine sahne olur. Oruç tutanların (tuttuğu orucun önemini bilmeyenler hariç) daha sabırl...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Ömür iki kapılı bir han, zorlu bir imtihan değil mi değerli okuyucularım. İnsanlar yaşadıkça hayatın içindeki zorlukları görüyor ve bunlardan dersler çıkarıyor. Zamanı en iyi şekilde kullanmak zorunda...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Eğitimde başarının kaynağı öğretmen öğrenci ilişkilerinin sağlıklı olmasına bağlıdır. Öğretmenler, öğrencilerine karşı hoşgörülü ve güler yüzlü olmalı. Çocuğun başarılı olabileceği ortamları hazırlama...
Yazar: Ali ÖZKANLI