Kur’ân’da İncir Ağacı ve Meyvesi
Kur’ân’da “Tîn” Sûresi’nde adı geçen incir, tarihi çok eskilere dayanan bir meyvedir. İncir, Musevîlerin Fısıh Bayramı’nda geleneksel bir yiyecek olarak yer alır ve İncil’de cennetteki bir ağaç olarak bahsedilir, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın çıplak kaldıklarında incir yaprakları ile örtündüğü anlatılır. Hz. Peygamber (s.a.v.) incirin önemine vurgu yaparak, cennetten inen bir meyve olarak inciri önermiş ve sağlık faydalarını dile getirmiştir. Yapılan bilimsel araştırmalar incirin öksürük, nefes darlığı gibi durumlarda faydalı olduğunu, sindirim sistemi hastalıklarında etkili olduğunu ve kanser oluşumunu önleyici özelliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. İncir ve zeytin, hem maddî hem mânevî beslenme için önemli olan meyveler arasında özel bir konuma sahiptir. Kur’ân-ı Kerim’de adları geçen tîn ve zeytûn, sadece fiziksel meyveleri değil, aynı zamanda bu meyvelerin yetiştiği mübarek yerlerin de sembolüdür.
Tûr-i Sînâ ve Mekke gibi kutsal bölgelere yapılan yeminler, bu meyvelerin verimliliği ve hayat için sağladığı bereketin önemini vurgular. Bu yeminler, hem dinî hem dünyevî hayır ve bereketle ilişkilendirilen kutsal topraklara olan saygıyı ifade eder. İncir ve zeytin insan hayatı için temel öneme sahip, tatlı ve tuzlu nimetlerin en yaygın ve kıymetli olanlarıdır. Bu meyveler maddî ve mânevî sağlık için gereklidir; diğer yandan Hz. İsa’nın ve diğer peygamberlerin yaşadığı kutsal yerler olarak bilinen Tîn ve Zeytûn Dağları, incir ve zeytinin bolca yetiştiği bölgelerdir. Bu dağlar, peygamberlerin vahiy aldığı ve mesajlarını ilettiği mânevî merkezler olarak kabul edilir. İnsan, bu ilâhî rehberlikten beslendiği takdirde ahsen-i takvîm üzere kalır; aksi takdirde ise mânevî ve fiziksel sağlığı bozularak aşağılara doğru yuvarlanabilir.
Yüce Rab, incir nimetine dikkat çekerek derin düşünce ve araştırma yapılmasını teşvik etmiştir. Bu nimetin değeri anlaşıldıkça şükürler artacak ve ilâhî gerçeklere olan iman güçlenecektir. İncir, toplumu bir arada tutan bir inanç simgesidir. İnanç, ayrışmaları, uzaklaşmaları ve kutuplaşmaları önleyen en güçlü birleştirici güçtür. Allah’ın insanları bir araya getiren, kalpleri yakınlaştıran iman bağıyla ilgili buyruğu bu birleştirici gücü vurgular.
İncir, hem çeşitliliği hem de birliği sembolize eder. İncirin içindeki çekirdekler çeşitliliği temsil ederken, incirin kendisi birliği ifade eder. İncir, evrenin genişliğini sembolize ederken, çekirdekler atom altı parçacıkları veya yumurtalıkta bulunan hücreleri simgeler. Bu şekilde, içinde olanın dışında da bir benzeri bulunur ve dışında olanın içinde bir karşılığı vardır.
Yüce Allah’ın yemin ettiği ve bir Kur’ân sûresine adını veren incir, nimetlerin en değerlisidir. Çekirdeksiz ve kabuksuz yapısıyla kolayca tüketilen, lezzetli ve vitamin açısından zengin bir besindir. Şifâ kaynağı olarak bilinir ve insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için temel bir gıda maddesidir. İncir ve zeytin gibi tatlı-tuzlu ve yağsız-yağlı besinler, insan beslenmesinde önemli bir yer tutar. Yaratılan her canlı için Yüce Allah, çeşitli rızıklar lütfetmiş ve bu nimetlerden yararlanan insanların O’na şükretmelerini bekler. Kur’ân’da incir bir kez geçerken, hadislerde cennet meyvelerinden biri olarak övülmüştür. Peygamberimiz incirin sağlık için faydalı olduğunu vurgulamış ve insanlara tüketmelerini tavsiye etmiştir. Uzun ömürlü incir ağaçları çeşitli renklerde meyve verir ve besleyici özellikleriyle bilinir.
Fahreddîn Razî, incirin hem besleyici bir yiyecek, hem meyve, hem de şifâ kaynağı olduğunu vurgular ve şu eklemelerde bulunur: İncir, sağlıklı bir gıda olarak tanımlanır; sindirimi kolay, mideye iyi gelen, bedeni besleyen, terleme yoluyla zararlı maddeleri atıcı, balgamı azaltıcı, böbrekleri temizleyici bir özellik taşır. Aynı zamanda ağız kokusunu giderir, saçları uzatır ve felç riskini azaltır. İncirin özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz:
İncirin dışı da içi gibi olup ceviz gibi sert bir kabuğu yoktur ve hurma gibi çekirdek içermez. Hem dışı hem içi lezzetlidir.
Ağaçlar arasında üç tür vardır: va’dini yerine getirmeyen, va’dini tutan (örneğin elma gibi), ve incir gibi va’dinden önce meyve veren ağaçlar. İncir, meyvesini önce verir, sonra çiçek açar.
Diğer ağaçlar bir kez meyve verip bitirirken, incir mevsim boyunca olgunlaşan bir süreçte sürekli meyve sunar.
Rüyada incir görmek, zenginlik ve bereketin işaretidir. İncir yemek, çoluk-çocuk sahibi olmaya delâlet eder.
Hz. Âdem’in cennetten çıktığında incir yapraklarıyla örtündüğü rivayet edilir. Yaprağın bir kısmını ceylanlara yedirdiği ve bu yüzden ceylanların güzellik kazandığı anlatılır.
Bu özellikler inciri diğer meyvelerden farklı kılar ve onu sağlık için önemli bir kaynak yapar.
“İncir Ağacı” Şiiri
Ben seni saymakla bitiremem ki,
Söyle sayınız kaç incir ağacı…
Tek meyvene şiir yetiremem ki,
Hep güneşe muhtaç incir ağacı…
Şair Halil Gökkaya incir ağacının çeşitli cinslerinin olduğunu beyanla; meyvesinin güneşle olgunluğa kavuştuğunu özelliklerinin şiirle anlatılamayacağını bildiriyor. İncir ağacı ve meyvesi bizim kültürümüzde de kıymetlidir. Müslüman Türk toplumunun kültürel ve sosyal yapılanmasında dinîn belirleyici bir rol oynadığı kabul edilir. Örf, âdet ve geleneklerin oluşumunda olduğu gibi düşünce dünyasının şekillenmesinde de Kur’ân ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hayatı önemli bir etkiye sahiptir. Kur’ân’da Allah’ın incir meyvesine yemin etmesi, insanların bu meyveye olan olumlu bakışını güçlendirmiştir. İncir kelimesinin Tîn Sûresi’nde neyi ifade ettiği konusunda müfessirler arasında farklı yorumlar bulunmaktadır. Bazıları bu kelimenin gerçek anlamını yani yedikleri incir meyvesini veya incir ağacını kastettiğini savunmuştur. Diğerleri ise bunun mecazî bir anlatım olduğunu ileri sürmüştür. İncir meyvesi olarak yorumlayan müfessirler, bu görüşlerini İbn Abbas’a atfedilen bazı rivayetlerle desteklemişlerdir. İncirin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri günümüzde farmakolojik araştırmalarla da doğrulanmaktadır. Protein ve karbonhidrat açısından zengin olmasının yanı sıra pek çok amino asit ve mineral içermesi, sağlık açısından önemli faydalar sunmaktadır. Din âlimleri de eserlerinde incirin hem beslenme hem de şifâ özelliklerine vurgu yapmışlardır.
Kurabiye, dolma, lokuma durmuş,
Muhallebi, kaymak ile taht kurmuş!
Kur'an-ı Kerim’de Rabbim buyurmuş,
Yeminlere miraç incir ağacı…
Kitapta yeminle ismi övülür
Hadiste medihle kendi sevilir
Biri bin lezzetle her dem yenilir
Şifa olur târâç incir ağacı…
İkinci ve üçüncü dörtlüklerde incirin besin ve sağlık alanındaki ehemmiyeti dillendirilmiştir. Dinîn toplumların sosyo-kültürel yapılarını şekillendirmedeki önemini kabul ediyoruz. Müslüman Türk toplumunun örf, âdet ve düşünce yapısının oluşumunda Kur’ân ve Sünnet’in yanı sıra tarihsel deneyimler ve bilgiler büyük rol oynamıştır. Bu kaynaklar, meyvelere ilişkin tasavvurumuzun oluşmasında da belirleyici bir etkiye sahiptir. Kur’ân’da pek çok meyvenin ismi geçse de, bunların detaylı özellikleri genellikle verilmemiştir; çünkü Kur’ân’ın temel amacı, bir tıp kitabı gibi meyvelerin özelliklerini anlatmak değildir. Ancak bu meyvelerin günümüz tıbbı tarafından keşfedilen faydalarının bulunması tesadüfi değildir. Kur’ân’da özellikle incir, zeytin gibi meyveler sıkça geçer ve bazı yerlerde bunlara yemin edilir. Bu yeminlerin hikmeti, farklı yorumlara sahiptir; bazıları bu yeminlerin sembolik anlamlar taşıdığını, bazıları ise tarihî ve dinî yerleri işaret ettiğini ileri sürer. İncir meyvesi özellikle sağlık açısından da önemlidir; çünkü bazı hadislerde Hz. Peygamber (s.a.v.)’in incirin sağlık yararlarına dikkat çektiği rivayet edilmiştir. Genel olarak, incir ve diğer meyvelerle ilgili rivayetler ve yeminler, dinîn sağlık, beslenme ve mânevî yaşam üzerindeki etkilerini yansıtır. Kur’ân’da Tîn Sûresi’nde Allah, incir ve zeytine yemin eder. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hadisinde ise, “Eğer bir meyvenin cennetten indiğini söyleseydim, inciri söylerdim; çünkü cennet meyvesi çekirdeksizdir. İncirden yiyiniz.” şeklinde incirden bahseder.
Hem tâze, hem kuru lezzete kanat,
Reçellerde, tatlılarda bir hayat,
Vücutlara şifa, ağızlara tat,
Dertlilere ilaç incir ağacı…
Şair Gökkaya dördüncü dörtlükte yine şifâsından ve hastalıklara çare olmasından bahsetmektedir. Çağlar boyunca, incir çeşitli tıbbî amaçlar için önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Ağacın özsuyu müshil olarak etkili olmuş, pişirilmiş incirler ülserli diş etleri için bir çözüm sağlamıştır. Arpadan yapılan içecekler akciğer rahatsızlıkları için rahatlatıcı olmuş, incir suyu domuz pastırması yağıyla karıştırılarak kuduz köpek ısırıklarına karşı tedavi olarak kullanılmıştır. Anadolu’da sıkça bulunan incir, karaciğer ve dalak şişkinliği, kansızlık, basur, nefes darlığı gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır. Ayrıca sara ve sıtma hastalıklarının tedavisinde de incirden yararlanılmıştır. Romatizma, kabızlık, öksürük gibi problemler için de incir kullanılmıştır. Böbrek ve mesane taşı sorunlarıyla ilgili olarak da incirden faydalanılmıştır. İncirin reçeli, pekmezi ve ezmesinin yanı sıra meşrubatı da üretilmiştir. Antik Yunanlı atletler yarışmalardan önce incir tüketerek güçlerini ve hızlarını artırmışlardır. Tıbbî literatürde de kullanılmış olan incir, ünlü Anazarboslu hekim Dioscorides tarafından da bahsedilmiştir. Laksatif etkisi bulunan incir, bazı deri hastalıklarında tedavi amacıyla kullanılmıştır. Modern bilimsel araştırmalar, taze ve özellikle kuru incirin tüketilmesinin vücudun hücrelerini yenilediğini, yüksek lif içeriği sayesinde kolesterolün atılmasına yardımcı olduğunu ve sindirimi kolaylaştırdığını göstermektedir. Ayrıca, vücudu bakterilere karşı koruduğu, kemik ve diş sağlığını olumlu yönde etkilediği belirtilmektedir. İncirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerden daha kolay sindirilir. İncir ayrıca enerji ve kuvvet verir, bedensel ve zihinsel yorgunluğu azaltır, öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir, nezle ve bronşite faydalı olabilir. İncir, sağlıklı ve uzun bir yaşamın simgesi olarak kabul edilir ve özellikle Batı ve Kuzey Avrupa’da egzotik bir meyve olarak popülerdir. Bu meyvenin besin değeri diğer birçok meyveye göre oldukça yüksektir; özellikle lif, mineral ve polifenol içeriği zengindir ve sodyum, yağ ve kolesterol içermez. İncir, sindirim sistemini düzenler, kolesterolün atılmasına yardımcı olur ve bazı kanser türlerinin oluşumunu önleyebilir. Kuru incir, antioksidanlar açısından zengin bir fenol bileşimine sahiptir ve vücudun omega-3 ve omega-6 yağ asitleri ile fitosterol ihtiyacını karşılar. Ayrıca, incir en yüksek mineral içeriğine sahip meyvelerden biridir; günlük potasyum, kalsiyum ve demir ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayabilir. İncir ayrıca A, B1, B2, B3, B6, C vitamini ve folik asit açısından zengindir. Sağlık açısından sindirimi kolaylaştırır, hücre yenilenmesine yardımcı olur ve içerdiği benzaldehit ile kanserli hücrelerin büyümesini engelleyebilir. İncirin birçok sağlık faydası bulunmaktadır. Sindirim sağlığını destekler; kabızlık gibi sorunları hafifletir ve bağırsak sağlığı için prebiyotik ve lif kaynağıdır. Ayrıca, incir damar sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir, kan basıncını düşürebilir ve kan yağ seviyelerini düzenleyebilir. Kan şekeri seviyelerini yönetmede olumlu etkileri olabilir, özellikle incir yaprağı çayının insülin ihtiyacını azalttığı gözlemlenmiştir. Potansiyel antikanser özellikleri de vardır; ancak bu konuda daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Nice efsaneyi anlatsan bize,
Kabukla dallarla gelirsin söze,
Sahillerden el ederek denize,
Atıyorsun kulaç incir ağacı…
Vitamin, mineral, reçinesi pek,
Köklerden yaprağa bir demir direk,
Potasyum, kalsiyum, yoksula ekmek,
Her zaman ihtiyaç incir ağacı…
Başkentin Aydın’dan süzme bizleri,
Çiçeksiz de güldürürsün yüzleri,
Ilık kış seversin, kuru yazları,
Mutluluğa araç incir ağacı…
Bu dörtlüklerde şair yetiştiği iklime dikkat çekerken içerdiği vitaminlerin yemeklerde kullanımına kadar bizlere bir şeyler fısıldıyor. İncir, Aydın ve çevresinin en değerli ürünlerinden biridir ve tarih boyunca kültürel ve dinî sembollerde önemli bir yer tutmuştur. Aydın inciri, hem yerel hem de uluslararası ticarette önemli bir rol oynamış, hatta İngiltere’de “yemiş festivalleri” düzenlenmiştir. Bu meyve, yüksek lif içeriğiyle diğer meyvelere göre öne çıkar ve sağlık açısından önemli faydalar sağlar. Aydın’da yetiştirilen sarı lop incirleri özellikle değerlidir ve genellikle kurutularak tüketilir. İbn-i Sina’nın önerdiği zeytinyağı-incir karışımı da burada geleneksel olarak kullanılan bir sağlık çözümüdür. Aydın’ın gastronomisinde tatlılar geniş bir çeşitlilik sunar. En bilinenleri arasında kabak tatlısı ve tahinli pide öne çıkar. İncir hem tatlı olarak hem de yemiş olarak sıkça tüketilir. Geçmişten günümüze taşınan diğer tatlılar arasında pelvize ve pekmez köftesi bulunur. Bozdoğan sucuğu gibi pelvize de yokluk yıllarının tatlılarından biridir. Her şehrin bir sembolü olduğu gibi, Aydın’da da tatlılarla ilgili güzel bir Itır Çiçeği hikâyesi vardır. Bu tatlılar özellikle lohusalık döneminde süt veren annelere hediye olarak götürülür. Kuru incir tatlısı için ise incirlerin sapları kesilir, içleri oyulur ve içlerine şeker ve tarçınla harmanlanmış ceviz doldurulur. Daha sonra tereyağı ile yağlanmış tepsiye dizilip üzerlerine süt eklenerek fırında pişirilir ve soğuk servis edilir.
Zeytinyağında yapılan kuru incir ise incirlerin küp küp doğranıp cam kavanoza yerleştirilmesiyle hazırlanır ve üzerini geçecek kadar zeytinyağı eklenerek kavanoz kapalı bir dolapta bekletilir. İncir ve zeytinyağı birleştiğinde sağlık açısından oldukça faydalı bir karışım elde edilir. İncir pekmezi ise buğday nişastası, içme suyu, beyaz şeker ve ceviz içiyle yapılan hafif bir tatlıdır. Cumhuriyet öncesinden günümüze uzanan bir geleneğe sahip olan bu tatlı, özellikle savaş ve kıtlık dönemlerinde çocukların beslenmesini desteklemek için üretilmiştir. Bozdoğan cevizli sucuğu ise günümüzde bazı semt pazarlarında bulunabilir. İncir uyutması için, incirler derin bir kâseye alınır ve üzerine sıcak su eklenerek yaklaşık bir saat boyunca yumuşamaları sağlanır. Yumuşayan incirler daha sonra kesme tahtasına alınarak sapları temizlenir ve kabaca küp küp doğranır. Derin bir kapta süt ısıtılır, ancak kaynama noktasına gelmemesi önemlidir. Doğranmış incirler sıcak sütün içine eklenir ve karıştırılır. Hazırlanan karışım kavanoza alınarak ılık bir ortamda, üstü sofra bezi ile örtülerek gece boyunca mayalanmaya bırakılır. Soğuk olarak servis edilir.
Bazen dağ başında, bazen vadide,
Şu Celil’i sarmalayan bir dede!
Ardıç, hurma, zeytin gibi nadide,
Ne güzel bir ağaç incir ağacı…
Şair, bu dörtlükte incir ağacının önemine vurgu ile şiiri bitiriyor. Kur’ân’da beş farklı yerde geçen zeytin, özellikle yağının insanlar için kullanımı ve katık olarak yenilebilir olmasıyla vurgulanmıştır. Zeytinyağı, Kur’ân’da ayrıca kandil çırası olarak da anılmıştır, bu da onun aydınlatma amaçlı kullanımını belirtir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in tavsiyesiyle zeytinin hem yenmesi hem de vücuda sürülmesi önerilmiş, zeytinin “mübarek” bir ağaç olduğuna dikkat çekilmiştir. Modern tıp araştırmaları, zeytinyağının kalp sağlığını destekleyici, kanseri önleyici, kan dolaşımını düzenleyici, mikrop öldürücü ve metabolizmayı düzenleyici özelliklerini ortaya koymuştur.
Oğuzhan AYDIN
Yazar
Kur’an, ağaçların Allah’ın lütfu ve kudretiyle yaratıldığını ve birçok canlının ağaçlar olmadan yaşayamayacağını vurgular. Türk inanışlarında ağaçlar önemlidir ve bazıları kutsal kabul edilir; örneğin...
Yazar: Oğuzhan AYDIN
Babadan oğula yağız atlarla,Eyerden eyere aşmak ne güzel,Teheccüd vaktinde per kanatlarla,Seherden sehere taşmak ne güzel!Şimşek gibi çakıp su gibi akıp,Şu nazlı bayrağı burçlara takıp,Nimetleri bir t...
Şair: Halil GÖKKAYA
Masallarda, mitolojilerde küheylânlarının sudan çıktığına ya da gökten indiğine inanılan atın ilk olarak Asya’da evcilleştirildiği, evcilleştiren kavmin Türkler olduğu konusunda birçok yabancı ve Türk...
Yazar: Oğuzhan AYDIN
Yirmibirinci yüzyıl, teknolojik imkânların zirveye ulaştığı, bilginin saniyeler içinde ulaşıldığı ve yine aynı şekilde tüketildiği, ancak insanın iç dünyasındaki anlam arayışının ve varoluşsal yalnızl...
Yazar: Ramazan ALTINTAŞ