Kardeş Sevgisi-2
O zamanlar beş yaşındaydım. Hep bir kardeşim olsun istiyordum, beraber oynayacağım bir kardeş. Kardeşim olsun diye bazı günler Allah’a dualar ediyordum. Bana bir kardeşim olacağı söylendiğinde sevincimden havalara uçmuştum. Nihayet beklediğim oyun arkadaşım geliyordu. Tüm aile heyecanla gelişini bekliyorduk.
Günlerden bir gün annem hastaneye yattı. Birkaç gün içinde kardeşimle eve geleceği söylendi. Onu heyecanla bekliyordum. Babaannemle bahçelerde dolaşırken kardeşime vermek için papatyalar bile toplamıştım. Artık elimde çiçeklerle kardeşimi görmeye hazırdım.
Annem eve döndüğünde kundaklara sarılmış bir bebek gördüm. Yüzü buruş buruş, gözleri kapalı olan bu bebek minicikti. Ağlayıp duruyordu. Üstelik el üstünde tutuluyordu. Arada gaz çıkarırken kusuyor, üstünü başını kirletiyordu. Hayalimdeki kardeş profili ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. Birkaç kere ağzımı açacak oldum, “Bu nasıl kardeş?” diye. Hemen susturdular beni, “O daha küçük” diye. Ev halkının ilgisini hemen üstüne çekmeyi başarmıştı. Yüzüm asık, papatyaları anneme verdim.
Evde gece gündüze karışmıştı. Geceleri bile ilgi gören bir bebek vardı. Ne de bilmiş! Bir de küçük diyorlardı.
Arada sırada benim için, kardeşini kıskanıyor galiba gibi sözler duysam da bunu kabul etmiyordum. Anneme, babama onunla ne zaman oynayacağımı soruyordum. Hep “Büyüyünce” diyorlardı. Peki bu bebek ne zaman büyüyecekti? Kardeş istediğim için kendime kızar olmuştum.
Aradan günler geçti. Kardeşim ilk güldüğünde şaşırmıştım. Bana bakıp gülüyor, sanki ben senin en iyi arkadaşın olacağım diyordu. Sonraları gözleri ile beni arar oldu, beni gördüğünde çok mutlu oluyordu. Ben de onu sevmeye başlamıştım. İleriki aylarda emekledi. Sonra da ilk adımını bana doğru attı. O kadar mutluydum ki. Odanın içinde yardımımla yürüdü. Yürümeyi ilerletince ayağıyla topa vurmayı başardı. Kardeşim hızla büyüyordu. Ben de onunla beraber vakit geçirmeyi çok seviyordum.
Şimdi ben on beş, o on yaşında. Beraber top oynuyor, bisiklete biniyor, dertleşiyoruz. O benim sırdaşım, yoldaşım, can arkadaşım, canım kardeşim. Onu çok seviyorum.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Fok balığı kolonisinde sıradan bir gündü. Anne foklar yavrularını emzirip denize açıldılar. Yavru fokları nöbetçi foklara emanet ettiler. Nöbetçi fokların uyarıları yavru fokların kulaklarında çınlıyo...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
“Şırnak’ın il oluşu 1990 senesinde gerçekleşmiş olsa da bu ilin yer aldığı topraklar, bulunduğu bölge itibariyle tarihten bu yana pek çok medeniyeti ağırlamış. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nd...
Yazar: Editör
Beyaz Balina yavrusuyla beraber gün boyu yüzmüştü. Yavrusunun yorulduğunu hissediyordu. Dinlenecekleri adayı görünce yavrusuna;-Geldik işte bak İnci! Sana dediğim güvenli sular burası. Birkaç gün bura...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
İnebolu’ya bağlı Üçlüce köyünde doğdum, büyüdüm. Köyümüzde yardımlaşmak, birlik ve beraberlik içinde zorlukları aşmak gelenek hâline gelmişti. İmeceye katılmayı her köylü kendine vazife bilirdi. Bunu ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ