Tosbik ile Şanslı Sincap
Ormanda yaşayan hayvanlar bir araya toplanmış konuşuyorlardı. Adı Şanslı olan sincap:
- Yakında Tosbik’i görenler oldu mu acaba?
Hiç kimseden yanıt gelmedi. Şanslı;
- Çoktandır ortalarda yok, onun için endişeleniyorum.
Zıp Zıp Ceylan;
- Kış uykusuna yatmış olabilir. Bazı kaplumbağaların kış uykusuna yattığını duymuştum.
Şanslı;
- O benim arkadaşım, bana demeden kış uykusuna yatmaz. Onu arayıp bulacağım.
Hayvanlar dağıldılar. Şanslı devrilmiş ağaç kütüklerinin altına baktı, kayalıkları kontrol etti.“Tosbik!” diye var gücüyle bağırdı. Kara kartalın sesini duyunca kendini yuvasına zor attı.Tosbik’i ararken düşmanlarını unutmuştu. Yine de aklı fikri yaşlı arkadaşı Tosbik’teydi.Acaba hasta mıydı? Yoksa sırt üstü devrilmişti de bir yerlerde öylece kalmış mıydı? Yuvasından ayrılıp sessizce kırlarda gezmeye başladı. Önüne gelene Tosbik’i sordu. Kimse yerini bilmiyordu. Geveze çekirgenin yanından geçerken ona da sormadan edemedi.
- Tosbik’i gördün mü acaba?
- Evet! Kestane ağacının köklerinin arasında.Galiba hasta.
Şanslı Sincap Tosbik’in sevdiği yiyeceklerden toplayıp kestane ağacının yanına geldi. Var gücüyle seslendi;
- Tosbik ben geldim!
- Sende kimsin?
- Şanslı Sincap.
Şanslı Sincap o kadar mutluydu ki. Gidip Tosbik’e sarıldı. Ona;
- Kaç gündür seni arıyorum, seni çok merak ettim.
- Beni merak mı ettin?
-Evet. Sadece ben değil ki ormanda ki tüm hayvanlar seni merak ettiler. Seni sağ salim bulduğumuza sevindim.
- Biraz rahatsızdım ama şimdi çok iyiyim, hem de çok.
Tosbik, Şanslı’nın getirdiği yiyecekleri yerken çok mutluydu. Şanslı ve ormanda ki hayvanların onu düşünmeleri ona değer vermeleri kendisine manevi bir ilaç olmuş, rahatsızlığından neredeyse eser kalmamıştı.
Şanslı’ya;
-Çok yalnızdım. Keder ve umutsuzluk içindeydim. Buraya gelişin, beni düşünmen mutluluğuma sebep oldu. Bana çok büyük bir iyilik yaptın Şanslı. Artık yalnız olmadığımı biliyorum, iyi ki varsın. İyi ki bu ormanda yaşıyorum. Yaşasın ormanım…
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Çoban Ali, köyün sığır ve küçükbaş hayvanlarını otlatır, geçimini çobanlıktan sağlardı. Her gün hayvanları köye uzak çayırlıklara götürürdü. Akşam karnı doyan hayvanlarla köye dönerdi. Her...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Babaannesi ile Neşe bahçeye çiçek tohumları ekmişlerdi. Neşe toprağı inceliyor, üzerinde bir yeşillik göremeyince üzülüyordu. Ekilen tohumlar hiç filizlenmeyecek gibi bir izlenime kapılmıştı. Ba...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Beyaz Balina yavrusuyla beraber gün boyu yüzmüştü. Yavrusunun yorulduğunu hissediyordu. Dinlenecekleri adayı görünce yavrusuna;-Geldik işte bak İnci! Sana dediğim güvenli sular burası. Birkaç gün bura...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Berna Hanım mutfak çekmecesinden sofra yaygısını alıp boş bir alana serdi. Yaygının ortasına aldığı kabuklu bezelyeleri döktü. Eline büyükçe boş bir kap alıp yaygının kenarına oturdu ve başladı bezely...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ