Allah’ın Rahmetinden Ümit Kesilmez
İslâm inancına göre ibadetler kadar, hatta bazen onlardan da önce, kalpte taşınan samimiyet ve Allah’a karşı duyulan sarsılmaz güven gelir. İnsan, ne kadar günahkâr olursa olsun, yaratıcısının merhamet kapısının her an açık olduğunu bilmelidir. Zira ümit, mü’minin en güçlü azığı; Allah’ın affediciliğine duyulan itimat ise kurtuluşun anahtarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den gelen şu rivayet, bu eşsiz merhamet iklimini ve kulun samimi yakarışının ilahi kat sayısındaki karşılığını gözler önüne sermektedir:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) anlatıyor: “İki kişi cehennemde yanıyorlardı. Öyle feryat ettiler, öyle feryat ettiler, öyle feryat ettiler ki Allah dedi ki; ‘Bu ikisini alın ve getirin huzuruma.’ Cehennem melekleri, çığlık çığlığa bağrışmalarıyla bütün cehennem halkının canını yakan bu iki kişiyi aldılar ve Allah'ın emrettiği yere götürdüler.
Allah onlara sordu: ‘Nedir sizin bu çığlığınız? Siz cehennemi hak etmediniz de mi girdiniz? Size bir haksızlık mı yapıldı?’ O iki cehennem ehli; ‘Hayır ya Rabbi!’ dediler, ‘Bize haksızlık yapılmadı. Biz cehennemi hak ettik. Ama biz cehennemin bu kadar can yakıcı olduğunu bilmiyorduk.’
Bir tanesi yalvarmaya başladı; ‘Allah'ım!’ dedi, ‘Sen âlemlerin Rabb'isin. Beni cehenneme koymasan kimse sana hesap sormaz. Sen Allah'sın. Beni affet sen. Bu sana hiç zor gelmez ki Allah'ım. Ama beni cehenneme atarsan ben dayanamıyorum ya Rabbi. N’olur Allah'ım! Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in hatırına ya Rabbi. Çocukluğumda bir kere bayram namazına gitmiştim, onun hatırına ya Rabbi. Bir gün camiye duvar örüyorlardı, tuğla taşımıştım; onun hatırına ya Rabbi! İyi bir amelim için beni geri cehenneme atma ya Rabbi! Ben dayanamıyorum.’ dedi.
Adamın yalvarması Allah'ı öyle hoşnut kıldı ki; ‘Bunu atmayın cehenneme!’ dedi. ‘Bunu atmayın, affettim bu Müslüman günahkârı.’ dedi.
Öbür adam susuyordu. Allah; ‘Alın bunu da tekrar cehenneme götürün.’ dedi. Cehennem melekleri, tam adamı tekrar cehenneme götüreceklerken, ‘Bırakın beni!’ dedi. ‘Beni götüremezsiniz.’ dedi.
Allah, o adama sordu: ‘Seni niye götüremezler ki? Senin özelliğin ne, niye götüremezler? Zebanilere gücün mü yetecek?’
‘Yok.’ dedi adam. ‘Ben iman ediyorum ki Allah bir kulunu cehennemden çıkardıysa cehenneme geri atmaz! Ben Allah'ın merhametinin bu kadar büyük olduğuna inanıyorum.’ dedi. Adam bunu söyleyince Allah: ‘Bunu da cennete götürün.’ dedi.”
Bu kıssadan anlıyoruz ki bir yanda geçmişteki küçük de olsa bir iyiliğine tutunup içtenlikle yalvaran bir kulun samimiyeti, diğer yanda ise Allah’ın keremine duyulan sonsuz güven vardır. Her iki hâl de Allah katında karşılıksız kalmamıştır. Bizlere düşen, işlediğimiz hatalar ne kadar büyük olursa olsun, "O, affetmeyi sever!" bilinciyle hareket etmek ve hiçbir zaman ye’se/ümitsizliğe düşmemektir. Unutmamalıyız ki; samimi bir tövbe ve Allah’ın geniş rahmetine duyulan sarsılmaz bir inanç, en karanlık yolları bile aydınlığa çıkaracak güçtedir.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
İğde, sonbahar aylarında dalları sapsarı ve kahverengi meyvelerle dolup taşan, içi un gibi yumuşacık ve çok tatlı olan nefis bir ağaç meyvesidir. Dışarıdan bakıldığında küçük bir zeytine ya da kurutul...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Babam biz evden ayrıldıktan sonra gece televizyon açık uyumaya başladı. İlk başta “alışkanlık olmuş” sandım.“Yaşlı adam işte, sesi seviyor herhalde.” dedim. Bir gece onda kaldığımda gerçeği anladım.Ge...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Kış, yeryüzünü derin bir sükûta çağırır. Ağaçların dalları çıplaktır, toprak sessizdir. Rüzgârın taşıdığı serinlik, sanki tabiatın uzun bir dinlenişe çekildiğini haber verir. İlk bakışta her şey durmu...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Geçenlerde otobüse bindim. Yanımıza bir amca oturdu, selam verdi, biz de mukabele ettik. Kısa bir hâl hatır sormadan sonra, o hiç beklemediğim bir şekilde; “Allah kimseyi senin gibi yapmasın.” dedi.Bi...
Yazar: Ayşe Gül PINAR