Manevî ve Zihnî Gelişim İçin
Akıl sahiplerini hayırlı işlere götüren ilahi kanunlar bütününe kısaca din denir. Din; vahye iman ve ilâhi ahittir¸ din; özdeki tevhiddir. Yaratılış itibariyle insan dini inanca meyyaldir. İnsanlığın vazgeçilmez gerçeği bu olgunun¸ toplum hayatına şekil verdiği bir hakikattir. İnsan zamanla¸ doğuştan kendinde varolan duyguyla ve şuurla buluşur. İnsanlık¸ hizmet manasında manevî ve zihnî olarak ancak din ile gelişir.
Akıl sahiplerini hayırlı işlere götüren ilahi kanunlar bütününe kısaca din denir. Din; vahye iman ve ilâhi ahittir¸ din; özdeki tevhiddir. Yaratılış itibariyle insan dini inanca meyyaldir. İnsanlığın vazgeçilmez gerçeği bu olgunun¸ toplum hayatına şekil verdiği bir hakikattir. İnsan zamanla¸ doğuştan kendinde varolan duyguyla ve şuurla buluşur. İnsanlık¸ hizmet manasında manevî ve zihnî olarak ancak din ile gelişir.
Yüce kudrete sığınan¸ her zaman ve her yerde O'na güvenen ve O'ndan yardım dileyen insan¸ manevi varlığının devamını ruhî ihtiyaç olan din ile karşılar. Kâinatın yaratıcısı olan Yüce Allah (c.c) kendisine yönelinecek en mükemmel varlıktır. Mevla'ya iman bağı ile bağlanma insanı yüceltir¸ inançsızlık ise insanı alçaltır.
Din; insanı içten kuşatan¸ kişiyi yönlendiren disiplindir. Ulvi gayeler etrafında ancak dîni duygusu olanlar birleşir¸ toplumlar bu mukaddes iman esasıyla dirlik sağlar ve sesler bu kuvvetli sadâ ile gürleşir.
Yalnızlığın çaresi iman¸ çaresizliğin devası dua¸ üzüntü ve felâketlerin tesellisi¸ ruhlara ışık; İslâm nuru olmuştur. Allah katında din; dosdoğru bir inanç sistemi¸ hak ve hakikatler manzumesi¸ ilahi kaynaklı¸ vahiy merkezli teslimiyet noktasıdır. Hz. Adem (a.s)'in Allah'a tâbi olması¸ Hz. Nuh (a.s)'un sâlimen kurtulması¸ Hz. İbrahim (a.s)in¸ teslim olmasıdır. Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s)'nın indirilen kitaptaki mânâ ile dolmasıdır.
İnsanların ve peygamberlerin en üstünü¸ Hz. Muhammed (s.a.v)'in tebliğci olarak görevlendirildiği¸ hidayete erdirici ve gönül açıcı tek yol İslâm'dır. Âlemlerin Efendisi ile bütün insanlığa hitabeden ve evrensel bir mesaj getiren son tevhid dini¸ en mükemmel düzeye ulaşmış¸ tamamlanmış nimet ve seçilmiş son halkadır.
İslâm sevgidir¸ içtenlik ve samimiyettir. İslâm mutluluk ve huzurdur. İlahî mutluluğu yakalamak; Allahu Teâlâ'yı bilmek ve O'na kulluk etmekle ve O'nu sevmekle mümkün olur. Her şeyini sevdiğine bağışlayacak derecede iman sahibi olanlar¸ gerçek muhabbet ehlidir. Muhabbetle perdeler yırtılır¸ sırlar ortaya çıkar. Özdeki ilahî sevginin ezelî ve kadîm olduğunu fark edenler¸ sıddîk ve âriflerdir. Sevginin zuhuruyla olan her şeyin sebebini de sevmek yine imânî bir gâyedir.
İnanan ve seven kimse kulluk eder¸ görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışır. İman erdemi dünyevî planda her türlü tutum ve davranışa yansıyarak "güzel ahlâk" olarak kendini gösterir. Dini inancın hakikati olan İslâm; imanımızı akıl ve bilgi ile beslerken¸ ibadetlerle kulluğumuzu kuvvetlendirmekte¸ ahlâkımızı gönül merkezli ve duygu kaynaklı olarak desteklemektedir.
İnanmak¸ ibadet etmek ve en önemlisi Allah'ı görüyormuşçasına kulluk etmek¸ teslîm olmak¸ insanlığın erdem zirvesidir. İslâm; barış ve hürriyet sâyesidir. Manevî ve zihnî gelişimin en yüce pâyesidir. Vesselâm…
A. Şemsettin ATEŞ
Yazar
Kainatın yaratılışındaki güzelliğin adıdır aşk. Allah'ın üstün güzelliğinin dünyadaki muradıdır aşk. Gönülde sevgili için hissedilen her duygu ve ruh aydınlığının kaynağıdır aşk. Âlemdeki dertlerin de...
Yazar: A. Şemsettin ATEŞ
"Yetimlerin İncisi" olan Sevgili Peygamberimizin hayatını anlatırken¸ velînimetimiz canımız babamız; Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin gözleri çakmak çakmak dolardı. Yetimlere karşı ayrı bir şefkat du...
Yazar: A. Şemsettin ATEŞ
İnsanların¸ geçmiş devirlerde yaşamış insanların hayatlarından hareket ederek gelecekle olan bağını kurmak için büyük emekler sarfettiğini hepimiz biliriz. İnsanlar kendi topraklarında yaşanmış hadise...
Yazar: A. Şemsettin ATEŞ
İnsanın bu dünya hayatında faziletli bir şekilde yaşaması hakikaten hayatta olması demektir. Kalp huzurunu¸ gönül dinginliği dünyevî makamların¸ maddî zenginliklerin sağlayamayacağını bilenler¸ saadet...
Yazar: A. Şemsettin ATEŞ