Esmâü’l-Hüsnâ: El-Metin
Allah’ın en güzel isimlerinden birisi olan el-Metîn, metânet kuvvetinin şiddetini gösterir. O’nun kuvveti hiçbir zaman eksilmez, gevşemez; O, bıkmaz, yorulmaz ve usanmaz. Yüce Allah’ın azamet ve yüceliğini, güç ve kudretini ifade eden bu güzel isim, “kuvveti şiddetli” olan anlamına gelir. El-Metîn ismi, O’nun kudretini, iktidar ve şiddetinin nihâyetsiz oluşunu ortaya koyar. Nitekim Kur’ân’da bir âyette şöyle geçer: “Şüphesiz, Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.”
Nasıl ki Yüce Allah, kullarının hayatlarını sürdürmeleri ve bedenlerinin maddî ihtiyaçlarını karşılamaları için onlara yiyecek ve içecek cinsinden sayısız rızık veriyorsa, aynı şekilde, kalb ve ruh dünyalarının açlığını gidermek için de onlara; ilim, zikir, iman ve mârifet gibi mânevî rızıklar verebilir.
Cenâb-ı Hakk’ın güç ve kudretinin enginliğini gösteren el-Metîn ismi, er-Rezzâk ismi ile birlikte zikredilmişse, buradan, iktisâdî hayatın gerçek düzenleyicisinin de Allah olduğu sonucuna ulaşırız. İnsan, varlık ânında şımarmamalı, Allah’a rağmen bir hayatı yaşama gibi dünyevileşme bataklığına düşmemelidir.
Böyle bir yanılgı, insanın hayat serüveninde metânetini kaybetmesi anlamına gelir. Maalesef bugün, metânet, maddî güç gösterisi olan semboller ve kulelerle temsil edilmektedir. İnsan, böyle bir metânetin sahte olduğunu bilmeli, gerçek metânetin iman ve eylem bütünlüğünü birlikte temsilden geçtiğini unutmamalıdır.
Bilindiği gibi, tarih boyunca inkâra şartlanmış olan kimseler İslâm’ı, hakkı ve hakîkati yeryüzünden silmek ve etkisiz hale getirmek için İslâm’ın yolunu kesmek adına türlü türlü tuzaklar kurmuşlardır. Sembolik anlamda Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil’in Hz. Peygamber (s.a.v.)’in geçeceği yollara diken serpmesi bunun en can alıcı örneğidir.
Bu diken ve tuzakların, tarih boyunca farklı kılıf değiştirmiş olması, bizi asıl meseleden uzaklaştırmamalıdır. Bu dikenler ve bu tuzaklar, bazen zecrî tedbirler olmuş, bazen Müslümanların ifade ve inanç özgürlüğünü engellemek olarak kendini göstermiş, yerine göre de iletişim kanallarıyla karalama ve iftirâ kampanyalarına dönüştürülerek, İslâm ve Müslümanların imajı sarsılmak istenmiştir.
Gerçek dâvâ adamları, bütün bunlara rağmen, hayatlarında temsil Müslümanlığını görünür kılmaktan aslâ geri durmamışlar, daima metânetlerini korumuşlardır. Allah’ın yolunu kesmeye yönelik bu tuzakların, insanlık tarihinde, dün ve bugün sayısız örnekleri vardır. Bundan sonra da olmaya devam edecektir. Bu dünya hayatı, iyiler ve kötülerin bir mücadele alanıdır. Eğer iyiler inanç ve yaşamlarında dik dururlarsa daima galip geleceklerdir.
Yüce Allah’ın el-Metîn ismi, bir Müslüman’ın hayatında kendisini hakka ve hakîkate sıkı bir şekilde tutunmada, iman ve amel yolunda sebât etmede göstermelidir. Ne mutlu Allah’ın kopmaz ipi olan Kitab’ına dört elle sarılan ve Rasûlü’nün sünnetini hayatında düstur edinen metin imanlı ve yürekli Müslümanlara!..
Editör
Yazar
Sevgili çocuklar; Bu sayımızda sizlerle çok önemli bir konudan bahsetmek istiyorum. Öğrenmek ve öğretmenin değeri Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de Zümer Suresi’nin, 9. ayetinde “Hiç bile...
Yazar: Editör
Hundi Hatun, Yıldırım Bâyezîd’in kızıdır. Ne zaman doğduğu ve geçmiş hayatı hakkında bilgi mevcut değildir. 1396 yılında gerçekleşen Niğbolu Zaferi’nden önce devrin manevî şahsiyetlerinden Emir Sultan...
Yazar: Bengisu HAYAT
Aile, insanın hayata gözlerini ilk açtığı yerdir. Sevgiyle büyür; konuşmayı, paylaşmayı, doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi önce ailede öğreniriz. Bu yüzden güven ve sadakat duyguları da en s...
Yazar: Editör
“Şırnak’ın il oluşu 1990 senesinde gerçekleşmiş olsa da bu ilin yer aldığı topraklar, bulunduğu bölge itibariyle tarihten bu yana pek çok medeniyeti ağırlamış. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nd...
Yazar: Editör