Küçük Astronot
Kardeşimle ilgi alanlarımızın aynı olduğunu düşünürdüm ta ki o güne kadar. Onu bir gece yarısı balkonda yıldızları seyrederken buldum. Gözleri ışıl ışıldı. Neşeyle gökyüzüne doğru el salladığını görünce şaşırdım. Fısıltıyla sordum;
- Enes ne yapıyorsun?
- Sen ne zaman geldin?
- Şimdi geldim. Kime el salladın?
- Uzaydaki çocuklara. Uzayda hayat var mı yok mu bilinmiyor ama ben uzak gezegenlerde hayat olduğunu düşünüyorum. Sence uzayda hayat var mı?
Bu sözler daha da şaşırtmıştı beni.
- Olabilir. Son zamanlarda uzay hakkında birçok araştırmalar yapılıyor. Yeni yeni dünyaya benzeyen gezegenler keşfediliyor. Bunları duymak heyecanlandırıyor insanları. Mars gezegeninde su bulunduğunu duydun mu?
- Duydum. Bazen hayalimde astronot olup, gezegenleri, yıldızları dolaşıyorum. Kuyruklu yıldızlarla kovalamaca oynuyorum.
- Kardeşim Enes astronot olmuş, ne güzel.
- Evet. Astronot Enes Ay’da. Küçük astronot güneşte.
- Ne, güneşte mi?
- Şaka abla ya! Güneşin yanına yaklaşmayı kim ister? Biliyor musun güneş o kadar büyükmüş ki içine bir milyondan fazla gezegen sığarmış. Bir de ortalama büyüklüğe sahip bir yıldızmış. Gökyüzünde sarı bir top gibi görünüyor. O kadar büyük olduğuna inanamıyor insan.
O anlattı ben dinledim. Ona uzay hakkında bu kadar bilgiyi nereden edindiğini sordum. Enes;
- Bazı bilgilere bilgisayardan bazılarına ise dergi ve kitaplardan ulaştım. Araştırdıkça şaşırdım. Her gün yeni bilgiler ediniyorum.
Kardeşimin yeni keşiflere merakı olması güzel. Benim ise uzay pek ilgimi çekmiyor. Daha çok dünyadaki canlılar ilgi alanım. Kardeşim yıldızlarla ben ise bitki ve hayvanlarla konuşuyorum. Bu konuda şanslıyım. Sevgi ve ilgime anında karşılık alıyorum. Çiçeği, böceğiyle, kurdu kuşuyla doğayı çok seviyorum.
Arada kardeşimle geceleri yıldızları seyredip hayaller kuruyoruz. Başka gezegenlerdeki çocuklara el sallayıp onların da bize el sallayarak gülümsediklerini düşünüyoruz. Hayali bile güzel.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Yavru iken çok hareketli, büyüyünce de başına buyruk olan Neşeli Yunus büyüklerini pek dinlemiyor, kendi başına uzun gezintilere çıkıyordu. Akıntı yollarını keşfetmek, yosunların ve mercan kayalıkları...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Ziyaretçiler önlerinden geçiyor, kimi meraklı bakışlarla onları seyrederken kimisi de resimlerini çekiyordu. Altın sikkeler bu yoğun ilgiden memnundular. Her ne kadar cam bölme, ziyaretçiler ile...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Gün boyu tüm vaktini bilgisayar da oyun oynayarak geçirmişti. Annesi gelip yatma vaktinin geldiğini söylemese daha da oynayabilirdi. Hiç uykusu yoktu. Yatağının içinde bir sağa bir sola dönüp du...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Bilge Leylek yuvasından etrafı seyrediyordu. Köyün içinden koşa koşa giden çocuğa baktı. Çocuk hem koşuyor hem de coşkuyla bağırıyordu;- Yaşasın İstanbul’a gidiyorum, duyun ağaçlar, duyun kuşlar, duyu...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ