Felaketler ve İyi İnsanlar
Günümüzde giderek doğal afetler daha sık ve daha çok can kaybıyla yaşanıyor. Sade bizim ülkemizde değil, dünyanın her yerinde sel, deprem, erozyon, yanardağ patlaması ya da kasırgalar ve büyük yangınlar gibi yıkıcı afetler ağır kayıplara sebep oluyor.
Felaketlerin hangi türü olursa olsun, sonuçları insanları derinden etkiliyor. Ülke ekonomileri sarsılıyor ve insanlar felaketler sonucunda ağır travmalar yaşayabiliyorlar. Özellikle depremlerin sonrasında çok sayıda çocuk kimsesiz kalıyor ve bu durumlarda her türlü istismarcının eline düşebiliyorlar. 1999 Marmara Depremi sonunda kayıp olan çocuklara hala ulaşılamadı. Hayattalar mı değiller mi o da belli değil ama çoğunun cansız bedenine ulaşılamadığı için aileler hayatta olduklarına inanıyorlar. Hayatta olduklarını bilip de çocuğuna kavuşamamak ayrı bir acı onlar ve yakınları için.
Olası afetlerden önce gereken önlemlerin alınması, sonrasında ise halkının geçici ve kalıcı barınma sorununu, yeme içme, sağlık hizmeti gibi ihtiyaçlarını karşılama, ortaya çıkan hasarların bertaraf edilmesi ve özellikle çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere yakınlarına kaybeden vatandaşlarına sahip çıkma gibi hizmetlerin geciktirilmeden yapılması devletin başındakilerin görevi. Özellikle son yıllarda bu konuda devletimiz her alanda halkın yanında olduğunu yaptığı hizmetlerle gösteriyor ki; halkın kendini güvende hissetmesi, yaralarının sarılması açısından çok önemli. Tabi vatandaşların da birlik ve beraberlik içinde gücü yettiği her türlü maddi manevi yardımlarla afetzedelerin yanında olması bir insanlık borcudur.
Uzmanların dediğine göre ülkemiz yüzölçümünün %42 si birinci derece deprem kuşağı üzerindedir ve en yıkıcı depremler bu kuşakta yer alıyor. Bu sebepten bazı şehirlerimizde çok sık deprem olur. Erzincan da bu şehirlerimizden biridir. Örnek 1992 Erzincan Depreminde yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş, altı binden fazla bina yıkılmıştı. Rahmetli Yazıcıoğlu o sırada Erzincan valisiydi. Halkın “Süper Vali” unvanını taktığı Yazıcıoğlu, deprem olduğunda kriz masasının başına geçmiş ve her alanda yaptıkları hizmetlerle kısa sürede felakete uğrayan afetzedelerin yaralarının sarılmasını sağlamıştır.
Valilerinin her zaman yanında olduğunu bilmek, halkın maddi ve manevi boyutuyla depremin hasarlarını daha kolay atlatmasına sebep olmuştur. Bir konuşmasında sekiz ay gibi kısa bir sürede depremde yıkılan tüm binaların yerine yenilerinin yapıldığını belirtmiştir. İnsan rahmetli Yazıcıoğlu gibilerini gördükçe; “İyi insanların hayatımızda olması bizim için bir zenginlik ve şans ama iyi ve başarmaya azimli, halka hizmeti gerçekten vazife edinen insanların yönetimlerde olması bütün insanlığın şansı ve kazancıdır.” Diye düşünüyor.
Raziye SAĞLAM
Yazar
Es Seyyid Osman Hulusi Efendi Hazretleri gibi insanların varlığı, bizim için hep bir ışık ve umut kaynağı olmuştur. Görünce değme gül bahçelerinde olmayan bir gül kokusu alırız. Sanki uzun bir süre su...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Neydi o ilk buluşma anı? O çipil çipil bakan üzüm gözler, o minicik ağız, yumuk yumuk eller. Çiz yüzünü deseler asla çizemeyeceğin kadar muntazam o güzellikle ilk kez bakışmak, ilk kez koklaşmak. Doku...
Yazar: Esra GÖKTEPE
"Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;Karıncaya göz atsa 'niçin, nasıl? ' ve hayret."Dizeleriyle Necip Fazıl Kısakürek çocuklardaki merak ve hayret duygularını ne de güzel ifade ediyor. Sahi çocuk ...
Yazar: Asuman DÜZGÜN
Yaşlılık lekeleri (lentigo) 45-50 yaşlarında görülmeye başlar. Lentigo, derinin renk bozukluğu rahatsızlığıdır. Yaşlılık lekeleri bazı durumlarda keratoza dönüşerek, pul pul ince bir tabakayla kaplana...
Yazar: Nesibe AYDIN