Tabiat Kitabını Okumak
Çocukluk yıllarından itibaren doğayı tanımak, insanın hayata güçlü başlaması demektir. Tabiat, sayfaları hiç kapanmayan büyük bir kitaptır. Bu kitabı okuyabilen çocuk, yalnızca bilgi edinmez; aynı zamanda hayatı, insanı ve kendisini tanımaya başlar.
Suyun kaldırma kuvvetini, fizik derslerinde öğrenmeden keşfeder. Bir taşın suya battığını, bir yaprağın ise yüzeyde kaldığını görür. Ağaçtan düşen bir cevizi izlerken her şeyin yere yöneldiğini fark eder. Formülleri bilmez ama hayatın işleyişine dair ilk bilgileri edinir. Bir ağaca tırmanmak ona mücadeleyi öğretir.
Karıncaların yuvalarına taşıdığı yiyecekleri seyreder. Onların düzeni ve gayreti, çalışkanlık ve sorumluluk duygusunu zihnine işler. Kuşların yuva kurmasından emek vermeyi, ailenin önemini, aidiyeti, arıların üretkenliğinden faydalı olmayı öğrenir. Doğa, fark ettirmeden karakter eğitimine katkı sağlar.
Gökyüzüne baktığında güneşi, ayı ve yıldızları görür. Yüksekte olanların çevresini aydınlattığını fark eder. Bu gözlem, ilerleyen yıllarda ona liderliğin üstünlük kurmak değil, ışık olmak olduğunu hatırlatır.
Doğadaki hiçbir canlı, ihtiyacından fazlasını tüketmez. Ağaçlar meyve verir, çiçekler güzellik saçar, hayvanlar doğa dengesine nice şey üretir. İnsan bunları gördükçe paylaşmanın ve faydalı yaşamanın önemini kavrar. Bir tohumun filizlenmesi sabrı, mevsimlerin dönüşü umudu öğretir.
Tabiat, tefekkürün en güzel mekânıdır. Akan bir dereyi dinleyen insan, hayatın da durmadan aktığını düşünür. Dağların heybeti karşısında kendi acziyetini hisseder. Düz bir çubuğu eline aldığında dosdoğru olmayı öğrenir, taşlardan çıkardığı oyunlarla el kol koordinasyonu kazanır.
Bir yaprağın damarlarında, bir kar tanesinin deseninde ilahi bir düzen görür. Bu fark ediş, kalbi Rabb’ine yaklaştırır; şükrü artırır, gönlü huzurla doldurur.
Doğa, insanın bedenini ve ruhunu besler. Kuş sesleri arasında yürüyen kişi, kendi iç sesini daha iyi duyar. Toprağa dokundukça sakinleşir, gökyüzüne baktıkça ferahlar. Bu yüzden çocuklara bırakılabilecek en değerli miraslardan biri, onları tabiatla buluşturmaktır. Çünkü doğa sadece görülecek bir manzara değil; okunup düşünülecek hikmet dersleri kitabıdır.
Doğayı bilen kendini bilir, kendini bilen fıtratı bilir, merhamet eder. Yüce fıtratı bilen de Rabb’ine sonsuz şükürle bağlanır.
Tabiatın sessiz öğretmenliği zihni açar, kalbi cilalar vesselam...
Nilüfer Z. AKTAŞ
Yazar
Çiçek, toprağı sevmek için bir sebepti.Çayır, çimen, ağaç, meyve, yemiş…Bin bir nimetin kalbi olan toprağın sunduğunu fark edinceKalbimi sevdim.Ay, bulut, gökkuşağı, yıldız, mavi gökyüzü...Hepsi göğü ...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
El-Vâris: Varlığının Sonu Bulunmaması Vasfıyla Kâinatın Gerçek SahibiYüce Allah’ın güzel isimleri arasında yer alan el-Vâris, bir âyette şöyle anlatılır: “Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz. Ve he...
Yazar: Editör
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalıÖnce hafiften bir rüzgâr esiyor;Yavaş yavaş sallanıyorYapraklar, ağaçlarda;Uzaklarda, çok uzaklarda,Sucuların hiç durmayan çıngıraklarıdiye devam eder Orhan Veli....
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ
Bazen kokulardır nostalji… Alır götürür sizi bir yerlere… Çocukluk koklarız en çok da. O tarifsiz bir güzelliktir; gül gibi, leylak gibi...Çocukluğumun geçtiği iki katlı, çokça odası olan bir evdi bab...
Yazar: Nilüfer Z. AKTAŞ