Yaşar Kandemir Hoca’mızın Hadis Nöbeti
Rahmetli Asım Gültekin Abi hadis halkalarını çok önemser ve teşvik ederdi. Çeşitli yerlerde hadis halkalarının yaygınlaşması için gayret ederdi. Gerçekten de hedefi tam on ikiden vuran bir gayrettir bu… Öyleyse gelin hep beraber bu kitapları okuyalım ve ailemizle veya varsa öğrencilerimizle mütalâa edelim. Hatta küçük hadis halkaları kurarak, Peygamber Efendimiz’in bu güzel hadislerini sevdiklerimizle birlikte okuyarak ahlâkımızın güzelleşmesine katkı sağlayalım.
Tabiî gönül ister ki her imam ve her öğretmen, bu kitapları cemaatine veya öğrencilerine bir ders olarak okutsun. Bütün medrese ve ilâhiyat öğrencileri bu kitaplardan edinerek, derin ve esaslı bir okuma gerçekleştirsin. Bütün öğretmenler ve eğitim yöneticileri okullarına, bütün imamlar ve müftüler de camilerine bu kitabı kazandırmak için yarışsın… İnanıyorum ki bu eserler ihlâsla hazırlandığı için, er ya da geç onların kıymeti anlaşılacaktır.
Akıl ve Nakil
Hadis dersleri denilince muhterem Yaşar Kandemir Hoca’mızın yaptığı Şifâ-i Şerif dersleri aklıma geliyor. Hocamızın; “Sevgili kardeşlerim Kadı İyaz Hazretleri’nin Şifâ-i Şerif kitabından size şu hadisleri nakledeceğiz.” diyerek başladığı bu dersler ilmi doğru şekilde nakletmenin güzel bir örneğidir. Burada nakilciliğe övgü bağlamında şunları söylemek isterim:
Akılcılar tarih boyunca gereksiz akıl-nakil tartışmaları çıkararak akılları sıra nakilcilikle bir yere varılamayacağını iddia etmişlerdir. Oysaki tarihten günümüze ilim geleneği nakil yoluyla taşınmıştır. Nakil yoluyla süreklilik sağlanmıştır. Nakil yoluyla ilim canlı ve gündemde kalmıştır. Nakil yoluyla ehl-i sünnet itikadı günümüze sapasağlam ulaşmıştır.
Klâsik eğitim aldıktan sonra oryantalistlerin ve yerli taklitlerinin görüşleri ile karşılaşanlar; “Ooo yeni bir şey buldum!” heyecanıyla akılcılık, eleştirel düşünme vs. gibi kavramlara sarılarak alabildiğince yanlış düşüncelere batmışlardır. Nereden anlıyoruz battıklarını? Nakilciliği bu kadar fazla karalamalarından anlıyoruz.
Kalenin Muhafızları
Aklın hidâyet güneşi bir insana doğmuşsa o insan artık ehl-i sünnet yolundan ayrılmaz. Bu itikadın aynı şekilde safiyetini sürdürerek devam etmesi nakil yoluyla olmuştur ve aynı yolla devam edecektir. Nakilciler zamanın nöbetçi ulemasıdır. Onlar bir kalenin muhafızlarıdır. Bir önceki nesil vazifesini savdı, yeni nesil bu güzel itikadı seleften aldığı gibi nakledecekler ve onlar da nöbetlerini savacaklar.
Nakil vazifesini küçümseyenler yüzünden insanlar âlim beğenmez hâle getirilmiştir. Adam diyor ki: “Âlimlerin görüşü bu, Kur’ân Sünnet değil ki?” Ne kadar edepten yoksun, yanlış bir çıkış. Diyesim geliyor ki: “Ey ahmak, âlimler görüşlerini mutlaka âyetlere hadislere dayandırırlar. Ya sen neye dayandırıyorsun? Nefs ü hevadan gayrı.”
Nakilciliği küçümseyen insanlara bilmiyorum bu sözlerim bir fayda sağlar mı? Ya da onların hışmından ben de nasibimi alır mıyım? Yaşar Kandemir Hoca’mız Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığı mülâkatında şöyle diyordu: “Peygamberimiz’in emânetini bize taşıyanlar başımızın tacıdır. Kimse onları bizim gözümüzden düşüremez.”
Bütün kalbimle inanıyorum ki Yaşar Kandemir Hoca gibi nice büyükler nöbet vazifelerini hakkıyla yerine getirdiler. Bizler de hamdolsun Şifâ-i Şerif derslerinin atmosferini yaşadık. Ne hikmettir bilinmez, hocamız mihrabın önünde ders yaparken daha da nuranî bir hâle geliyordu.
Eyüp Sultan Camii’nin uhrevî atmosferinde gerçekleşen derslerin bitiminde, caminin küçük kapısına geçip, çıktığında ellerinden öpmek ve duâsını almak fakir için mutat bir bereket vesilesi oluyordu. Hatta diyebilirim ki, bu derslere katılmak, hayatımda yaptığım en anlamlı işlerden birisiydi. Bu derslerin önemli katkılarından birisi salâvat-ı şerife konusunda hassasiyet kazanmamdır.
Ömrünü Adadı
Yaşar Kandemir Hoca’mıza her zaman büyük bir hürmet beslemiş ve onun ilmine ve ahlâkî güzelliklerine hep imrenerek şâhitlik etmişimdir. Çünkü hocamız, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerine tam tamına bir ömür adamıştır. Bu ömür öyle güzel bir ömürdür ki; O Enbiyalar Serveri, o Fahr-i Cihan, o Server-i Kâinat’ı anlatmakla geçmiştir.
Cenâb-ı Allah’tan duâmız odur ki; Yaşar Kandemir Hoca’mız, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hikmet incilerini derleyerek hazırlamış olduğu bu kıymetli eserlerini, Havz-ı Kevser başında kendisine takdim eylesin; bizler de bu güzel âna cennet gözüyle şâhit olalım. Cenâb-ı Hak hocamızı Hadis ilmine verdiği büyük hizmetlerinden dolayı, Efendiler Efendisi’ne komşu eylesin. Âmin.
Yaşar Kandemir Hoca’mızın hayatı, ilim yolcuları için örnek alınması gereken son derece feyizli ve bereketli bir hayattır. Cenâb-ı Hak kendisine, bu ümmet için faydalı olacak en güzel eserleri telif etmeyi nasip etmiştir. Temel Hadis kaynaklarını en güzel ve sade biçimde Türkçeye tercüme etmesi ve yine en sade ve anlaşılır biçimde onları şerh etmesi hocamızın bu ümmete yaptığı en büyük hizmettir.
Özellikle yayın müdürlüğünü Bilal Baş’ın üstlendiği ve editörlüğünü Sadullah Yıldız’ın yaptığı hocamızın Şifâ-i Şerif tercümesi, işinin ehli Şaban Muslu’nun iç tasarımıyla göz dolduran bir kalite ve güzellikte Tahlil Yayınları tarafından basılmıştır. İnci gibi dizilmiş, en güzel bir şekilde yayınlanmış bu eserlerde hadis-i şerifler en yalın ve sade bir şekilde izah ve şerh ediliyor. Eserlerin bu şekilde şerhli olması, ehil olmayanların hadisleri sağa sola çekmelerini önlemiş olduğundan dolayı önemli bir hizmettir.
Güvenilir Tercümeler
Maalesef diğer temel dinî kitaplar gibi hadis kitaplarımız da zaman zaman yeteri kadar bilgi ve yeteneği olmayan kimseler tarafından özensiz bir şekilde tercüme edilmiştir. Kimi zaman sorumsuz yayınevleri, ticarî kaygılar ile ehliyetsiz kimselere birtakım tercümeler yaptırmışlardır. Bu türlü kötü tercümeler, Allah muhâfaza okuyanları hadis-i şeriflere karşı olumsuz bir düşünceye sevk edebilir. Bu tehlikeye karşı her zaman uyanık ve farkında olmak zorundayız ki bu konuda hocamızın da hassasiyetini bizzat kendisinden dinledim.
Temel bir hadis kitabının tercümesini okuyacak isek, en güvenilir bir şekilde şerh ve tercüme edilenini bulmak zorundayız. Yaşar Kandemir Hoca’mızın bu konudaki ehliyeti hususunda belki bizim bir şey söylemeye hakkımız yoktur ancak birçok âlim ve ilim ehlinin bu eserler hakkındaki müspet görüşlerinden haberdarız. Çok kıymetli hocaların, âlimlerin bu eserler hakkında çok güzel şeyler söylediklerine ve herkese okumalarını tavsiye ettiklerine birçok kereler şâhit oldum.
Aydın BAŞAR
Yazar
“Hulûsî Efendi Hazretleri birliğe, dirliğe, düzene son derece büyük bir ehemmiyet verirmiştir.”Sayın Bakanım, aile ve anne tarafından Darende’yle olan yakın münâsebetinizi biliyoruz. Çocukluk yılların...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Bir ömür boyu camide tedrisat ile meşgûl olmak büyük bir ideal, büyük bir sabır ve büyük bir istikrar gerektirir. Aşk olmadan böyle bir şeyi başarmak mümkün değildir. İslâm için yapılabilecek belki de...
Yazar: Aydın BAŞAR
1460’lı yıllarda Üsküp’te doğan İshak Çelebi, babası kılıç ustası olduğu için Kılıçzâde lâkabı ile anılmaktadır. Memleketinde başladığı eğitimini Edirne’de tamamlamış ve muhtelif medreselerde müderris...
Yazar: Hamit DEMİR
Kur’an, ağaçların Allah’ın lütfu ve kudretiyle yaratıldığını ve birçok canlının ağaçlar olmadan yaşayamayacağını vurgular. Türk inanışlarında ağaçlar önemlidir ve bazıları kutsal kabul edilir; örneğin...
Yazar: Oğuzhan AYDIN