Yakarışlar
I
Gök iner yer kabarır
Avuçlar açılır sana
Eğilir, yaklaşır, ufuklar avuçlara
Sancı yıldırımları düşer gönüllere
Düşer gönüller yanar
Kıvılcımlar vicdana
Yakar benliğimi, ruhumu
Kopar sessiz çığlıklar
Deneme belalarla beni
Düşürmeden ateşe, ateşlere
Selâmet kıl
Bırakma bana bu kaçkını
Yakma, semender kıl
Işığa çevir yalazları nura
Halil’in ateşi olsun
Hasretin ateşine yakma
Güller bitsin alev yalımlarında
Bu günahkâra
Bülbüller su serpsin
Suya eğilen dallardan
Gül yaprakları perde olsun
Rüzgâra
Her şeye gücü yeten Sen
Dünün ve yarının hâkimi
Esirgeme benden ülfetin
Katına ağan dualarda
Bağışla Halil’e verdiğin selametin
Ateşten, azaptan
Dostluğun dileğimdir Rabbim, kurbiyetin
Suvar kandırdığın gibi İsmail’i
Zemzem damıttığın kaptan
II
Sam yeli eser kapımızda sarsar
Sen rahimsin etme
Çevir yönünü bizden
Mahvetme
Senden yana dönsün kalb ibresi
Bakışlarımız
Düşsün cemrelerin en mahremi
Açsın sana penceremi
Bir gufran esintisi okşasın azap evini
Süpürüp kuşatsın çepeçevre orda
Güzelliğin sarsın altı yönü
Düşsün gönüllere şevki
Aydınlık kamaştırsın gözler
Temâşâda güzelliğini
III
Belâ dedik o mecliste sarhoştuk
Cemâlinden bağışla
Sınama belâlarla
Kazana rızadır bize düşen
Belâ verme, lütfet,
Kopsa da
Kasırga gibi şer,
Tayfunca şirâr eser
Yıkmak ister
Dayanak yok gidecek diyar
Çevir kuranlara tuzaklarını
Sen ne dilersen olur
Biz belâ dedik bağışla
Yardım senden olur
Güzellik senden
Gaflet ettik boyumuzca batıp günahlara
Bağışla, sil defterimizden malum
Kul yanılır, düşer, batar
Misk amber diye batağa
Sen cömertlerin en kerimi iste dedin,
Eksilmeyen hazinemden
İsteriz ihlâs
Dürr-i yetimin hürmetine
Bugün ve yarın selâmet kereminden
IV
Tek olan, eşsiz olan kavuştur birliğe bizi
Dinsin bu izbede
İçimizi kemiren sızı
Karıştı ameller emellere uzaklara uzandı
Kabul et yakarışlarımızı arındır
Rahmetinle, bağışınla kurtar yalnızı
Bir ateşti düşen yüreğe yaktı, yandı
Tam ayar altına çevir duâları
Kurtar şerrinden kulların
Devir yolumuzu kesen duvarları
Seninle olsun ülfetimiz
Başkasına bakmak olsun korkumuz
Endişemiz
Çevir yönümüzü arınmış duru
Yakınlığın sarsın ufkumuzu kalmasın
Cevabını bulmayan soru
Dünyada ve ukbada sürsün yakınlığın
Tekbirinde yaşayalım huzuru
V
Rabb’im, tevekkül dilerim yakarmak için
Yol göster kalbime, iyilik ver
Sana kulluk için canlılık rûhuma, heyecan
Emirlerine uymak ve seni birlemek için
Dirilik mescidi olsun kalbim,
Yalnız sana, yalnız sana ait olsun
Dirildikçe zaman
Başka yönlerden döndür sana
Sabit kıl ayağını gönlümün kapında
Sende, seninle ve senin için yaşat
Nurunla dolsun
Alışverişim senin için, sözüm,
Alıp verdiğim nefesler senin için
Arındır gönül evimi mâsivadan,
Bütün kötülükleri sök, at
Her türlü pastan beri olsun
Senden hoşnut olmayı yaşat
Gösterme, meylimizi kes yasaktan
Kaybettirme doğruları, buyurduklarını
İsyan etmesin görünüşümüz sana
Bir meyil olursa ne güzel haktan
Şirkten beri olsun yönlerimiz
Gaflete düşürme bir nefes
Seninle, seninle zengin olmayı dileriz
Uzak tut seni unutturan şeylerden
Heveslerden
Ayık tut bizi, yakınlığını duyalım,
Tadalım birlik iksirini senden
Günahla aramızı aç
Yer gök kadar
Biz ki zayıf, takatsiz, güçsüz,
İnâyetine muhtaç
Yakınlığımızı göz karası ve akı gibi kıl
Yûsuf gibi açılsın Zeliha’yla aramız
Ayırdığın gibi onları ayır günahlarla bizi
Dinsin merhametinle rûhumuzu saran sızı
Rabb’im dünyada kalb gözüyle göster
Ukba’da baş gözüyle seni
İsteyin buyurdun, cevap vereyim, dedin
Biz, cevapların en sevaplısı için duâcı
Af ve bağışlanmaya talip
Rüsvâ eyleme, ört merhametinle
Yırtma utanç perdemizi, acı
Gönder tövbe yelini mahzun etme kalbimizi
Her günahtan sonra sana içten dönen
Kullarının günahlarımıza bakma
Çekme çetin hesaplara bizi
Utanç ateşlerine yakma
Dilimizden, elimizden hayırlar, güzellikler aksın
Sen her türlü noksan sıfatlardan uzaksın
Lütfuna erenlere kat, ateşine yakma
Dinsin içimizi kemiren sızı
Gıdamız seni anmak
Zenginliğimiz yakınlığımız olsun sana
Boş çevirme ellerimizi kapından
Bizi ateşlere bırakma!
Mahmut KAPLAN
Yazar
İnsan sınırsız duygu ve isteklerle donatılmış bir varlık. Doymak bilmeyen bir iştah ve hırsla malûl. Hangi duygusunu gözden geçirse “Daha yok mu?” sorusuyla karşılaşır. Daha yok mu? Daha yok mu?...
Yazar: Mahmut KAPLAN
Dışarıdan bakılınca heybetli surları, esrarengiz yapılarıyla ilgi çeken tarihî mekânlardan birisi Yedikule Zindanlarıdır. İstanbul kara surlarının Marmara Denizi’ne yakın bölgesindeki Yedikule Hisarı,...
Yazar: Resul KESENCELİ
Yaradan adıyla, edilen sözeSelâmünaleyküm, AleykümselâmDostlukla buluşup, bakışan gözeSelâmünaleyküm, AleykümselâmKardeşlik deminde, nahif çağrıyaYüreklerde harlı, ince ağrıyaİyiye, güzele, her bir do...
Şair: Celalettin KURT
Nâbî'nin “unudulmış” redifli gazeli onun kendi zamanından ve zamanının insanlarından şikâyetini baştan sona renkli ifadelerle dile getiren önemli bir şiirdir. Bu gazel kendi zamanının röntgenini çeke...
Yazar: Mahmut KAPLAN