Uçurtmamız Gazze’de
Denizin tuzlu kokusunun rüzgâra karıştığı Gazze’de yaşayan çocuklar, gökyüzüne bakmayı çok severdi. Çünkü gökyüzü, her şeye rağmen aynıydı.
Bu çocuklardan biri de Nihan’dı. O’nun en sevdiği şey, defterine resimler çizmekti. Evlerinin yanındaki nar ağacını, sokakta oynayan kedileri ve en çok da uçurtmaları çizerdi. Çünkü uçurtmalar, ona özgürlüğü hatırlatırdı.
Bir gün ağabeyi Yusuf’la birlikte kendi uçurtmalarını yapmaya karar verdi. Eski gazete kâğıtlarını, birkaç ince çubuğu ve annesinin verdiği renkli ipleri kullanarak bir uçurtma yaptılar. Üzerine de tek bir kelime yazdı: “Umut”
Uçurtmayı uçurmak için deniz kenarına gittiler. Rüzgâr hafif hafif esiyordu. Yusuf ipi tuttu, Nihan koşmaya başladı. Birkaç denemeden sonra uçurtma gökyüzüne yükseldi. Önce biraz sendeledi, sonra rüzgârı yakalayıp yükselmeye devam etti. Nihan başını kaldırıp uzun uzun baktı. “Bak,” dedi, “uçurtmamız gökyüzüne ulaştı.” Yusuf gülümsedi. “Belki de bizim hayallerimizi taşıyordur.”
O sırada yanlarına küçük çocuklar da geldi. Hepsi uçurtmayı izliyordu. İçlerinden biri sordu: “Ben de tutabilir miyim ipi?” Yusuf ipi uzattı. Sonra bir başkası, sonra bir başkası… Kısa süre içinde uçurtmanın ipini sırayla herkes tuttu. Sanki o ip, hepsini birbirine bağlayan görünmez bir köprü gibiydi.
Nihan o an şunu düşündü: Belki hayat her zaman kolay değildi. Ama birlikte olunca, paylaşınca ve hayal kurmayı bırakmayınca, insanın içinde hep bir ışık kalıyordu. Güneş yavaşça batarken uçurtma hâlâ gökyüzündeydi. Üzerindeki “Umut” kelimesi rüzgârla dalgalanıyordu. Ve o gün, Gazze’deki çocuklar bir kez daha öğrendi: Bazen en küçük şeyler bile en büyük umutları taşıyabilir.
Erbay KÜCET
Yazar
Bir varmış, bir yokmuş. Uçsuz bucaksız bir çölün olduğu yerde, geceleri yıldızların yeryüzüne inip kumların üzerine serildiğine inanılan Kerbelâ adında sessiz bir diyar varmış. Bu diyarda, kalbi sevgi...
Yazar: Erbay KÜCET
Cemil ve Kâmil, mahallenin afacanlarıydı. İkisi de derslerinde başarılı olsalar da asıl merakları mahallelerinin dışındaki bilinmeyenlerdi. O gün, mahallelerinin bitimindeki ağaçlık alana doğru koştul...
Yazar: Erbay KÜCET
Şehzade (II.) Murad, 1403 yılında Edirne’de dünyaya geldi. Annesi, Emine Hatun idi. Doğduğunda Osmanlı Devleti, tarihinin en karanlık zamanlarını yaşıyordu. Dedesi Yıldırım, Ankara Savaşı’nda yenilip ...
Yazar: İsmail ÇOLAK
İki göçmen kuş, yuva yapmak için uygun bir yer arıyordu. Yağmurun bastırması üzerine kendilerini bir kayanın kovuğuna zor attılar.Sağa sola iyice bakıp kendilerini kamufle ettiler. Yine de içlerinde b...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ