Tohumun Düştüğü, Gönlün Yeşerdiği Mekân: Darende
Anadolu’nun bağrında, yaşamın kıyısında, insana yuva hissi veren bazı şehirler vardır. Suyuyla ruhu yıkayan, taşıyla tarihi fısıldayan, havasıyla gurbeti sılaya çeviren bir vuslat durağıdır orası. Bugün kalemimi Tohma Çayı’nın serinliğine, Somuncu Baba’nın manevî gölgesine ve hatıralarımın en kuytu köşesinde sakladığım o aziz toprağa; Darende’ye çeviriyorum.
Bir şehri anlamak, evvela onun ismindeki o gizli şifreyi çözmekle başlar. Darende kelimesi, etimolojik kökleri itibarıyla Farsça bir cevherdir. Kelime anlamı olarak “tutan, elinde bulunduran” demektir. Peki, bu şehir neyi elinde tutmaktadır? O; iyiliği, güzelliği ve en önemlisi "gönül sırrını" elinde tutan bir emanetçidir.
Tarihî kayıtlarda bu isim, bölgenin bir ticaret ve kültür merkezi olması hasebiyle "imkânı olan, zenginliği barındıran" anlamlarını da sırtlanmıştır. Edebî bir pencereden baktığımızda ise Darende, iyiliği elinde tutan bir derviş eli gibidir.
Darende’yi sadece taşla, toprakla anlatmak, ruhsuz bir beden tasvirine benzer. Bu toprağın dili, mutasavvıf şair Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin mısralarında hayat bulur. Onun şiiri, Darende’nin hem dünü hem bugünüdür. Bakınız, o ne güzel seslenir:
Bir şehre erer ki yolun şehr ü diyâr unutulur
Bir bahre dalar ki gönül ka’r u kenâr unutulur
Beyit, anlam itibarı ile bizlere şöyle demek ister: “Ey âşık! Yolun öyle bir şehre ulaşır ki şehir ve diyar unutulur. Gönül öyle bir denize dalar ki onun derinliği ve sahili unutulur.”
Osman Hulûsi Efendi, aşkın otuz yapraklı gülünü toplarken aslında bize bu şehrin sadece bir yerleşim yeri değil, bir "derman kapısı" olduğunu hatırlatır. Gurbetin soğuk rüzgârları içimizi titrettiğinde bu mısralar Darende’nin o ılık iklimini ruhumuza taşır. Çünkü bize bütün diyarları unutturacak olan o şehir elbette ki Darende’dir.
Tohma Çayı, kayaları yararak ilerlerken aslında bir sabır hikâyesi anlatır. Kudret Havuzu’nun şifalı suyunda, sadece bedenler değil, günün yorgunluğu ve hayatın ağırlığı da akıp gider. Ancak benim içimdeki Darende, sadece bu doğal güzelliklerden ibaret değildir. Benim içimdeki Darende; her bir sokağında çocukluğumun ve gençliğimin ayak izlerini, her bir ezan sesinde büyüklerimin duasını bulduğum bir aidiyet destanıdır.
Bugün uzak şehirlerin gürültüsünde kalmış bir ruh için Darende, en güzel limandır. Hasret, kalbimde öyle bir yara ki ne yana dönsem Somuncu Baba’nın o vakur duruşunu, neyi koklasam Darende’nin o nev-i şahsına münhasır havasını arıyorum. Benim için Darende; uzaklaştıkça büyüyen, yaklaştıkça ruhu saran bir baba ocağıdır. Hasretimiz, kavuşacağımız o günün en güzel müjdecisidir.
Vakit, o "gül yüzlülerin gülzârına" dönme vaktidir.
H. İklil ABBASOĞLU
Yazar
Türk kültüründe “yuva” kavramı, yalnızca aileyi değil, insanın dünyayla kurduğu temel ilişkiyi ifade eder. Yuva, barınma ihtiyacını karşılayan bir mekân olmanın ötesinde, bireyin değerlerle tanıştığı ...
Yazar: H. İklil ABBASOĞLU
İstanbul… Sadece Osmanlı’nın payitahtı değil, medeniyetimizin tacı, incisi, hatta Süreyya Yıldızı…Fatih’in kutlu fethin ardından hakiki anlamda şenlendirdiği, yeşerttiği ve parlattığı şehir…Osmanlı ve...
Yazar: Bengisu HAYAT
Kitabın adı: Ufku Dünyaya Açık Kayseri’nin Gizli Denizi Seyyid BurhâneddinYazar: Tahir Fatih AndıYayınevi: Hat YayınlarıYayın Yeri ve Yılı: İstanbul/2024Sayfa Sayısı: 102Yaş Aralığı: 14+İşlenen Konula...
Yazar: Sait ÖZER
Her insan doğup büyüdüğü şehri bir başka sever. Çünkü çocukluk, insanın kalbinde kolay kolay silinmeyen izler bırakan bir zaman dilimidir. O yaşlarda hissedilen iyi ya da kötü her duygu insanın içine ...
Yazar: Gülşen CANPOLAT