Suyun Dilinden Dünyaya Uzanan Bir Vakıf Medeniyeti
Endonezya’da açılan Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi Hayır Çeşmesi üzerine
İnsanlık tarihine yön veren medeniyetlerin bıraktığı en kalıcı izler, taşta değil; gönüllerde ve zamana direnen iyiliklerde yaşar. Bir köprü, bir imarethane yahut bir çeşme… Bunlar yalnızca mimari birer unsur değil; arkasındaki insan tasavvurunun, hizmet ahlâkının ve inanç derinliğinin somut birer tezahürüdür.
Kadim medeniyetimiz, suyu hiçbir zaman sadece maddi bir nimet olarak görmemiştir. “Her canlıyı sudan yarattık” (Enbiyâ, 30) ilahî beyanıyla hayatın özü kılınan su; İslam düşüncesinde rahmetin, tevazuun ve cömertliğin remzidir.
Resûl-i Ekrem Efendimizin (sav), “Sadakanın en faziletlisi su içirmektir” müjdesine nail olmak isteyen ecdadımız, asırlar boyunca dünyanın dört bir yanını çeşmeler, sebiller ve su yollarıyla donatmıştır. Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir taş çeşme dahi, yalnızca bir ustalık eseri değil; taşın dille gelip duaya dönüştüğü bir gönül mimarisidir. İşte bu köklü vakıf ruhu, aradan geçen yüzyıllara rağmen tazeliğini ve bereketini koruyor. Bugün Türkiye’den binlerce kilometre uzakta, Güneydoğu Asya’nın kadim ilim merkezlerinden Endonezya’nın Aceh eyaletinde yükselen Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi Hayır Çeşmesi; ecdattan emanet alınan o asil medeniyet zincirine eklenen müstesna bir halkadır.
Sınır Aşan Rahmet: Bir Kardeşlik Köprüsü
Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi Vakfı ile “Dünya bizden hizmet bekliyor” vizyonuyla yola çıkan Somuncu Baba Derneği’nin ortak gayretleri, bu cihanşümul anlayışın günümüzdeki fiili bir tezahürüdür. İnsanlığa hizmeti Hakk’a ibadet bilen bu anlayış; Anadolu’da mayalanan iyilik hareketini, kıtalar ötesine taşıyarak mazlum ve muhtaç coğrafyalara umut olmaktadır.
Hindistan’dan Sierra Leone’ye, Afganistan’dan Tanzanya’ya, Benin’den Uganda’ya kadar uzanan coğrafyalarda açılan yüzlerce kuyu ve çeşme; aslında sadece susuzluğu gidermiyor. Orada verilen bir bardak su; mesafeleri hükümsüz kılan bir tebessüm, gönülden kopan bir dua ve ümmet bilincini diri tutan sessiz bir kardeşlik mesajıdır.
Sumatra’da Yükselen Osmanlı Mührü
İslam’ın Güneydoğu Asya’daki en köklü kapılarından biri olan Aceh’te, Ar-Raniry İslam Üniversitesi Kampüsü içerisinde hizmete giren bu hayır çeşmesi; her gün ilim tahsil eden binlerce öğrenciyi temiz suyla buluşturuyor. Ancak bu eseri müstesna kılan, teknik işlevselliğinin ötesinde taşıdığı estetik ve ruhsal kimliktir.
Osmanlı meydan çeşmelerinin anıtsal mimarisinden mülhem tasarlanan yapı; payandalı üst kat pencereleri, geniş saçak sistemi ve zarif geometrik desenleriyle zenginleştirilmiş dört cepheli bir şaheserdir.
Türkiye menşeli doğal mermer kaplaması ve bazalt zemin döşemesiyle inşa edilen eserde; Türkçe, İngilizce, Endonezce ve Arapça hazırlanan dört dildeki kitabe, iyiliğin ve merhametin evrensel dilini temsil etmektedir. Sekiz musluğundan üç bin litrelik entegre arıtma sistemiyle kesintisiz su akan bu yapı, kampüsün kalbinde bir Anadolu mührü gibi ışıldamaktadır.
Fakat o musluklardan süzülen yalnız su değildir… Ders aralarında ferahlayan bir talebenin memnuniyeti, abdest alan bir gencin serinliği ve dudaklardan dökülen bir teşekkür; hayır sahiplerinin amel defterine çağlayan sadaka-i câriye bereketidir.
Garazsız ve İvazsız Bir Hizmet Ahlâkı
Büyük veli ve divan şairi Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri, ömrünü “Her canlıya hizmet” düsturuna adamıştı. Onun hizmet anlayışında gösterişe yer yoktu; hayır, ihtiyaç sahibine sessizce dokunan bir rahmet kapısıydı. Onun şu mübarek beyti, bugün Asya’nın bağrında yükselen çeşmenin de ruhunu özetlemektedir:
“Garazsız hem ivazsız hizmet et her canlıya / Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol...”
Bugün Aceh’te bir öğrenci bu çeşmeden su içerken belki Darende’yi hiç görmemiştir. Belki Somuncu Baba’yı, Hulûsî Efendi’yi henüz tanımamaktadır. Ancak o sudan yudumlarken kalbinde beliren şükür duygusu, binlerce kilometre ötedeki gönüllerle görünmez ama sarsılmaz bir bağ kurmaktadır.
İşte vakıf medeniyeti tam olarak budur: Mesafeleri haritadan silen, dilleri ve ırkları aşan, insanlığı aynı rahmet pınarının başında buluşturan büyük bir gönül coğrafyası…
Kardeşliğimiz daim, suyumuz aziz olsun.
Ayhan İşcen
Yazar
- Kıymetli hocam kısaca özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?- Ben, 1955 yılında Konya’nın Ilgın ilçesinde doğdum. İlkokulu Ilgın’da okudum. İmam-Hatip Lisesini Konya’da okudum.İlkokul birinci sınıfın...
Yazar: Musa TEKTAŞ
Teveccüh, “bir yöne doğru yönelme, ilgi gösterme, sevgi duyma, hoşlanma ve iltifat etme” anlamlarına gelir. Genellikle insanların birbirine gösterdiği yakınlık, güler yüz ve değer verme anlamında kull...
Yazar: Ali AKPINAR
İkilik de nedir, söylen erenlerBir’de birlik için, gül dermek gerekBaşlayan yol varsa, çile de olsaO yolu menzile, erdirmek gerekMazlumlar ağlıyor, gözleri kanlıÖtede yanıyor, ah ArakanlıZâlimler dipd...
Şair: Celalettin KURT
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ömrüne yemin edilen Hicr Sûresi 72. âyetin tefsirinde müfessirler ömür kelimesini; hayat, yaşam ve dünyada kalma süresi şeklinde yorumlamışlardır. Ömre yemin etmek Arapların ...
Yazar: Hamit DEMİR