Sevgi Anlatılmaz Yaşanır
Bir gemi yolculuğunda gemi hareket ettikten bir müddet sonra yolculardan biri aniden titremeye, ağlayıp sızlanmaya başlar. Gemidekiler bundan rahatsız olur. Bir bilge kişi “Ben bu adamı sakinleştiririm” der ve adamı denize attırır. Adam bir süre dalıp çıktıktan sonra bir halat atılarak kurtarılır. Kurtulduktan sonra adam hiç sesini çıkarmadan bir köşede sakince oturmaktadır. Bilgeye bunun sebebini sorarlar. Bilge der ki, “Bu adamın ilk gemi yolculuğu olduğundan, gemideki rahatlığın, güvenin ve huzurun değerini bilmiyordu ama denize atılınca bunların değerini anladı. Bir felâketle karşılaşmayan huzur ve mutluluğun değerini bilmez.”
Sevgi anlatılmaz, yaşanır. Gönüllerden taşan duygular sevdiklerinle paylaşılır. Her şey söylenmek istense bile söylenemez. Bazen gözler, gönüller konuşur. Merhum Akif’ in dediği gibi: “…Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım şikâyetçiyim.” Sevgiyi asıl söyleyen bedenin tümüdür. Çünkü insanın içi sevgiyle dolarsa, vücut rûhun dili olur. Sevgiyi yaşayan insanın nefesi sevgi, attığı her adım sevgi olur. Sevgi insanının her şeyi sevgidir. Yediği yemek, içtiği su, aldığı hava sevgidir.
Sevgi fedakârlıktır. Sevgi sevdiğinin her dediğini yapmak, onun yolunda yok olmaktır. Yap deyince neden, niçin demeden yapmaktır. Böyle sevmeyen ve sevilecek olanı bulamayan sevgiden çok uzaktır. Bu sevgiyi yüreğimize koyan yüce yaratıcıya karşı en büyük sevgiyi duymamız gerekmez mi? En fazla sevgi sevmeyi bize öğretene yapılmalı değil mi? Özünden koparılan sevgi, sevgi değildir. Sahte sevgilerin eğerli, şayetli, şartlı sevgilerin hiçbir değeri ve önemi yoktur. Bir şeyi çok anlatıyorsak o çok az yaşanıyor demektir.
Bir Allah dostunun şu sözleri kulağımıza küpe olmalıdır. “Ben Allah’ı hatırlamaktan utanırım. Çünkü her hatırlama bir unutmadan sonradır.” diyor. Sevgi selâm, hoşgörü, tatlı bir bakış, gülümseme, yardımlaşma ve dertlere derman olmadır. Sevgi tatlı dilde, güler yüzdedir. Sevgi insanları mecnun etmektedir. Sevdiğimizden gelen her şey başımız gözümüz üstünedir.
Sevgi kâl değil, hâl işidir. Sevgi rûıhun dili, gönlün aynasıdır. Rûhun dili konuşunca diğer diller susar ve onu dinler. Sevgi özü, kaynağı bulunca kanatlanıp uçar, kabına sığmaz, dolar, taşar. Sevgi insanı, sadece ellerini açan değil, gönlünü de açan insandır. Sevgi insanı, sevgi yetimi ve şefkat öksüzü olan insanlara gönlünü açabilendir. Kalp öyle bir cevherdir ki, ne kadar severse sevsin asla sevmekten yorulmaz.
Sayın İbrahim Koç, Sevgi Birleştirir adlı yazısında: “Sevgide birleşenler madde ve mana erleridir. Karşılıksız sevgi, karşılıksız iyilik gerçek erlerin özelliğidir. Sevgi insanı olan erenleri hep tarihe mâl olmuş büyük şahsiyetlerin yanı başında görüyoruz. Onlar büyük şahsiyetlere gerçek sevgiyi aşılamış, onların yollarının hep iyilik ve doğrudan yana olmasına çalışmışlardır. Osman Gazi’nin yanında Şeyh Edebâli’yi, Yıldırım Bâyezîd’in yanında Emir Buhârî’yi, Alparslan’ın yanında Nizamülmülk’ü, Yavuz Sultan Selim’in yanında İbn-i Kemâl ve Zembilli Ali Cemâlî’yi ve Fâtih Sultan Mehmet’in yanında da Akşemsettin ve Molla Gürânî’yi görüyoruz.
Sevgi insanlarının asırlar geçmesine rağmen hâlâ gönlümüzde sönmeyen, solmayan, sarsılmayan saltanatlarının devamı bizlere çok şey anlatmaktadır. Gerçek erlerin meclislerinde sevgi meltemleri eser, sözleri ölü kalplere, solgun ruhlara hayat verir. Bu meclislerde insanlar sevgi ve mutluluk yudumlar, huzura dalar, sevinçle dolar ve ruhları gençleşir.
Gönül insanları sevgi ektiler sevgi biçtiler. Yaratandan ötürü yaratılanı hoş gördüler, dövene elsiz, sövene dilsiz ve daima gönülsüz oldular. Yunus Emre: “Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil…” dediler. Dirlikte birlik gördüler, sevmeyi ve birlik olmayı öğrettiler. Her yerde ve her zaman hakkın temsilcisi olup sevginin, muhabbetin, aşkın, faziletin yılmaz fedaisi oldular. Kalbi ölmemiş olanlar sevgisiz olamaz. Sevgiyi sevmek, muhabbete muhabbet etmek, gönül almak, gönül kırmamak hep sevgi insanlarının en büyük özeliği olmuş. Gönül Allah’ın baktığı yerdir.” diyor.
Ayşe Nur Karan, Güzel Sevilir adlı yazısında: “İnsan sever çünkü insanın kalbine sevgi konulmuştur. Sevip sevmemesine kendisi karar veremez. İnsansa ve eğer kalbi de varsa sever. Güzel olanı, en iyiyi, ikramı, kendisine yapılan iyiliği sever. Bütün bunlar sevilmek için vardır. İnsan da sevmek için vardır.
Hiç kimse yeni açılmış bir gül karşısında kayıtsız kalamaz, dipdiri duran ve yumuşak kadife ile sarınan bir gül her kalbin sevgilisidir. Kimse bir bahar bahçesinin misk gibi kokularına hayır diyemez ve bu güzelliği görmezlikten gelemez. Güzellik; soyut bir gerçeklik iken gider güle konar, bahçeleri dolaşır, gökyüzüne asılır, varlıkların üzerine yansır ve kalp gözümüze görünür. Her baktığımız yerde güzelliği görürüz. Denizdeki parıltılar hakikî güzele aynalık yapar. Bizi kuşatan her şey birer aynadır.
Kalbimizin gidip konduğu bir gül, gecenin göz kamaştıran manzarası, bir gülücük, tatlı bir gülümseme birer haberci, birer mektuptur. Bütün bu gördüklerimiz kendilerine ait güzellikleri olmayan ve bize kalbimizin aradığı güzelden haber getiren birer aracıdır.
Bütün güzellikleri görebilmek için Hz. Yusuf gibi olmak gerekir. Eşyanın üzerindeki görünen güzellik kendisine ait değildir. Gerçek güzel perdelerin altındadır ve biz yalnızca damlalarla söyleşiriz. Gerçek güzel; biz bir gül goncasına bakarken ve onda güzelliği görürken gülün sevdasında boğulmaktan kurtarandır. Gülü severiz ancak onun gelip geçici olmasından kaynaklanan dikenlerine katlanamayız.
Güzellik gelip geçici ise, eğer lezzet bir anlıksa Hz. Yusuf gibi çekip kapıyı çıkmalı, eğer güzelin yüzü onun sahibinden haber veriyorsa bizi alıp onun olduğu yere götürüyorsa Hz. Süleyman gibi memnun olmalıdır. Sevgiyi içinde barındıran bir güzelliğe, onların durduğu yerde durup onların baktığı gibi bakmaya çalışabilirsek işte o zaman yârânımız onlar olur.” diyor.
Alphonse Karr: “Bazı kimseler güllerin dikeni olduğundan yakınırlar. Ben ise dikenlerin gülleri olduğuna şükrederim.” diyor. Kalbimiz hiçbir zaman böyle bir zahmete tahammül edemez. Göze batan bir kirpik nasıl incitirse, kalbin gözü de en küçük bir fânîlik yükünü çekemez. Aşk güzelliğin sevdalısıdır ve güzel olan sevilir.
Ali ÖZKANLI
Yazar
Hayatımızın her alanında ölçülü ve dengeli olmalı, aşırılıktan uzak durmalı, iyilik ve doğruluk üzere yaşamalı, sağduyulu ve tutarlı davranmalıyız. İnsanoğlu madde ile mânâ, beden ile rûh, dünya ile â...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Sevginin anahtarı fedakârlıktır. Öğretmen öğrencilerinin dertleri ile dertlenmeli, sevinciyle sevinmeli, dostluk ve kardeşliğin yaşayış diline âşina olmalıdır. Eğitimci eksik kusur ve ayıpları araştır...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Kâinatın özünde sevgi vardır. Eğitimde sevgi, bilgi ve ilgi üç temel ayaktır. Sevgisiz bir eğitim kör ve topaldır. Ruhsuz ve duygusuz insan modelinin topluma verdiği zararları hepimiz görüyoruz. Yüreğ...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Eğitimciler olarak eğitim alanında yapılan en son gelişmelere göre kendimizi sorguluyor ve şu sorulara cevap buluyor muyuz?Eğitimci olarak kendimizi ve yeteneklerimizi tanıyor muyuz?Mesleğimiz yaşam ş...
Yazar: Ali ÖZKANLI