SEN YÜRÜ DİLDAR YOLUNA
Yusuf Hemedanî Hazretleri’ne sormuşlar: - Bugünler gelir geçer, Allah dostu gerçek şeyhler ahirete göçerse, selamete ulaşmak için ne yapalım? - Onların eserlerinden her gün sekiz varak/sayfa okuyun. Yusuf Hemedanî Hazretleri’nin sekiz sayfa demesindeki hikmeti henüz bilmiyorum ama Allah dostlarının eserlerini okumak insana manevî olarak onlarlaymış hissi verir. Tabii insan onlarla hemhâl olmak sayesinde her türlü vesveselerden uzaklaşarak "kul" olma yolunda ilerlemeye çalışır ve yaratan Rabb’ine daha çok yaklaşır. Eserlerinde yer alan bilgiler o âlimlerin ilim irfan süzgecinden geçtiği için de ayrıca çok kıymetlidir. Ağabeyim, bir Ramazan’da İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin iki cilt halindeki Mektûbât’ını hediye etmişti. Fırsat buldukça birkaç mektup da olsa okuyorum. İmam-ı Rabbanî Hazretleri gibi bir büyük âlim ve tarikat pirinin hisleriyle harmanlanmış, her satırı cihad kokan ve toplumun her kesiminden farklı coğrafyalardaki kişilere gönderilen bu mektupları okurken, insan kendine çok iyi gelen bir manevî iklimin içindeymiş gibi hissediyor. Okudukça Mektûbât’ın hazırlanma süreci ve İmam-ı Rabbanî Hazretleri’ni daha çok merak ettim ve onun hakkında yazılan tez ve araştırma yazılarını da okudum. Bunlar da doğal olarak hem tasavvufî hem tarihî bilgilerimin artmasına sebep oldu. Hazret’in manevî huzurunda olma hissi de ayrı bir kazanç tabii. Aynı şekilde Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’nin Mektûbât’ında yer alan mektuplar da toplumun farklı kesimlerdeki insanlarla hitap ve konuşma şekli, insanlara yol gösterirken sahip olduğu ledün ilmi sayesinde olaylara yaptığı eşsiz yorumlarla her satırında iman ve ahlakı anlatan manevî bir okul gibidir. Keza Osman Hulûsi Efendi Dîvânı’nı okurken, dizelerinde yer alan ayet ve hadislerle işaret ettiği manaya ulaşmaya çalışmak, insanı sürekli bir öğrenme çabası içinde tutuyor ve tasavvuf penceresinden dinimizi çok daha iyi öğrenmemizi sağlıyor. Hem de insanın gönlünü ve ruhunu doyuran çok derin bir muhabbetle. Bir de şiirle niyet tutma var ki; sıkıntılı olduğumda çok yaparım ve Dîvân’ı açıp önüme çıkan şiiri okuyunca hissettiğim duygu bana hep şu dizeleri hatırlatır: Sen yürü dil-dar yoluna sür yüzün Hulûsi Hiç onulmaz derdlerin ol yaride dermanı var
Raziye SAĞLAM
Yazar
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’nin sevgili eşi Hacı Naciye Hanımefendi’yi, ya da cümlenin dediği gibi, Hacı Validemizi bir nisan gününde ebedi yolculuğuna uğurladık. Hayatımda o kadar müstes...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sevgili çocuk dostlarım;Orman yangınından kurtulan dostlarımız Kadife Kuyruk, üç geyik kardeş, kaplumbağa ve sincaplar için çiftlikte yer yapıldı. Yangından kaçarken yaralanan geyik tedavi edildi. Öme...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Kültür ve medeniyet dünyamızın şekillenmesinde özellikle onuncu yüzyıldan sonra etkili olmaya başlayan tasavvuf; özünde ilâhi bilgi ve sırların bulunduğu mistik düşüncedir. Tasavvufun ferdî yönü öneml...
Yazar: Editör
Ben sekiz yaşındayken, Vefa’dan Fatih’e, otuz altı dairelik büyük bir apartmana taşınmıştık. Komşularımızın çoğu Karadenizli olduğu için, bizim adımız Malatyalılardı. İlk tanışırken, komşumuz Hafız Ha...
Yazar: Raziye SAĞLAM