Rabb’imizin Emanetleri: Doğal Çevre ve Biz
Sevgili okurlarımız;
Yaşadığımız dünya; gökyüzüyle, toprakla, denizlerle ve içinde barındırdığı sayısız canlıyla Allahu Teâlâ’nın kudretini gösteren büyük bir ayet gibidir. Gözümüzü nereye çevirsek Rabb’imizin eşsiz sanatını görürüz. İnsana düşen ise bu sanat eserine zarar vermek değil; onu korumak, sevmek ve ona sahip çıkmaktır.
İslâm dini, sadece ibadetlerde değil; hayatın her alanında sorumluluk bilinci aşılar. Doğa ve hayvanlar da bu sorumluluğun içindedir. Unutmamalıyız ki biz bu dünyaya sahip olmak için değil, emanetçi olmak için geldik. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, A’râf Suresi’nin 56. ayetinde şöyle buyurur: “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah, bozguncuları sevmez.”
İşte bu ayet, sadece insanlar arası ilişkileri değil; doğaya, çevreye ve tüm canlılara olan sorumluluğumuzu da içine alır. Çevreye zarar vermek, hayvana kötü davranmak, doğayı hoyratça tüketmek -aslında- Allah’ın yarattığı düzene zarar vermek demektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) doğaya karşı daima hassasiyetle yaklaşmış, canlılara merhametli olmayı ümmetine öğretmiştir. Onun hayatından nice örnekler var: Aç bir köpeği doyuran bir insanı cennetle müjdelemesi, bir kediyi hapseden kişinin azap görmesini anlatması, hatta dağda yavrularını emziren bir ceylanın yanına gitmeden önce annesini aramasını emretmesi…
Bu örnekler bize gösteriyor ki hayvana merhamet, doğaya saygı sadece ahlâkî bir tercih değil, imanın bir yansımasıdır.
Sevgili genç kardeşim! Bugün çevre sorunları, iklim krizi, orman yangınları, hayvanların yaşam alanlarının yok olması gibi meseleler yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda ahlâkî ve inanç temelli meselelerdir. Müslüman bir genç olarak senin duruşun, bu konularda bilinçli ve duyarlı olmaktır. Çünkü çevreyi korumak da ibadetin bir parçasıdır.
Nasıl ki namaz kılmak, oruç tutmak, hakkı gözetmek farzsa doğaya zarar vermemek, israf etmemek, hayvana eziyet etmemek de Rabb’imizin razı olduğu davranışlardandır.
Unutma! Bir damla suyu israf etmemek, bir ağaç dikmek, bir hayvana su vermek… Bunların her biri sevaba vesile olur. Ve sen, bu güzel niyetlerle hem dünyayı güzelleştirebilir hem ahiretine yatırım yapabilirsin.
Bu ayki sayımızda çevre bilinci, doğa sevgisi ve hayvan hakları üzerine yazılar seni bekliyor. Dileriz ki her satır, kalbine dokunan bir iyiliğe vesile olsun.
Editör
Yazar
El-Bekâ, "bir şeyin ilk hâli üzere olduğu gibi durması" olup yok olmanın zıddıdır. Bâkî, iki çeşittir: Birisi, kendiliğinden bâkîdir ve varlığı belli bir süreye bağlı olmayandır. İşte o, "hüve'l-bâkî"...
Yazar: Editör
Düşünün ki, cebinizde dünyanın bütün kütüphanelerine, en uzak şehirlerin sokaklarına ve milyonlarca insanın hayatına açılan pencere büyüklüğünde küçük bir cihaz taşıyorsunuz. Muazzam bir imkân, değil ...
Yazar: Editör
İstanbul… Sadece bir şehir değil, çağları kapatıp açan bir medeniyetin kalbidir. Asırlar boyunca nice peygamber müjdesine konu olan bu kutlu belde, nihayet Fatih Sultan Mehmet Han’ın azmi, inancı ve y...
Yazar: Editör
Ebû’d-Derdâ (r.a.)’ın asıl ismi “Uveymir” olup “Ebû’d-Derdâ” künyesidir. İslâm’a girişi çok gariptir… Hanımına varıncaya kadar herkes Müslüman olduğu hâlde, o bir türlü İslâm’a giremiyordu. Onun İslâm...
Yazar: N.Nida DURAN