Osmancık
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, 1258 yılında bugünkü Bilecik ilimizin Söğüt ilçesinde dünyaya geldi. Ertuğrul Gazi’nin küçük oğluydu. Annesi Halime Ana, küçük oğlunu büyük bir titizlikle, iyi bir aile terbiyesiyle yetiştirdi.
O, anasının Osmancık’ı, Kara Osman’ı idi. Sürekli dağda, ovada ve obada dolaştığından yüzü ve bedeni güneşten yanmıştı. O yüzden herkes ona “Kara Osman” veya “Osmancık” diyordu.
Kara Osman, babasının gözde oğlu, gurur kaynağıydı. O da babası gibi yiğit, cesur ve babacan bir bey olmak istiyordu. Boyun ve beyliğin bütün umudu kendisindeydi. Bunun için de hayırlı bir evlat, yiğit bir savaşçı ve kudretli bir bey olmak en büyük gayesiydi.
Şeyh Edebali, Dursun Fakih, Muhlis Paşa, Şeyh Elvan Çelebi ve Şeyh Hasan gibi devrin büyük bilginlerinden dersler aldı. İyi bir eğitim gördü. Samsa Çavuş, Konuralp, Akça Koca, Saltuk Alp, Aykut Alp, Abdurrahman Gazi gibi büyük komutanlardan savaş dersleri aldı. Domaniç yaylalarında kılıç kalkan, cirit ve küçük savaş oyunlarıyla büyüdü. Güreşte kimse onun sırtını yere getiremiyor, bilek güreşinde kimse bileğini bükemiyordu.
Kayı Boyu’nun usta savaşçıları ve akıncı beylerinin elinde yetişen Osmancık, küçük yaşlardan itibaren güçlü kuvvetli, gözü pek bir delikanlı oluvermişti. Söğüt ve Domaniç’te at sırtında durmadan koşturan, yaylaların temiz havasını ciğerlerine dolduran, berrak sularından içen ve her gün taze süt, kaymak, tereyağı ve peynirle beslenen Osman’ın, yiğit bir genç haline gelmesinden daha doğal bir şey olamazdı.
Ancak bir bey oğlu olmasına rağmen arkadaşları arasında hiçbir zaman böbürlenmez ve kimseyi küçük görmezdi. Arkadaşlarına karşı kaba kuvvet ve şiddete asla başvurmazdı. Tam bir arkadaş ve dost canlısıydı. Sözleri, hâl ve hareketleriyle örnek bir arkadaş, örnek bir genç ve örnek bir beydi.
Bir seferinde Ertuğrul Gazi, Söğüt’ten Konya’ya, Anadolu Selçuklu Sultanı ile görüşmeye gitti. Bu defaki ziyaretinde, küçük oğlu Osmancık’ı da yanında götürmüştü. Babasının elini tutarak Mevlana’nın Konya’daki büyük dergâhına, yani ibadet, sohbet ve eğitim merkezine gitti. Ertuğrul Gazi, selam verdi ve Mevlana’nın elini öptü. Hal ve hatırını sorduktan sonra sıra küçük Osman’a geldi. Mevlana, onu görünce tebessüm etti.
Osmancık, kendisine uzanan mübarek eli büyük bir saygıyla öptü. Mevlana da onu yanaklarından ve alnından öptü. Osman’a şu sözlerle iltifat etti:
- Hoş, şimdi hükümdarlar kendine bir baba bulduysa, biz de kendimize bir oğul bulduk!
Osman’ın elinden tuttu ve şu duayı yaptı:
- Mademki bunun oğulları ve torunları bana ve benim neslime inanırlar, sevgi ve alaka duyarlar; o zaman Allah da onların devletlerini yüceltsin ve devamlı etsin!
Duada geçen sözlerle Mevlana Hazretleri bir anlamda, Osman Gazi ve onun soyundan gelecek olan Osmanoğulları’nın dünya çapında büyük bir devlet kuracaklarını müjdelemişti. Osmancık, Söğüt’e döndüğünde hâlâ Mevlana’nın sözleri kulaklarındaydı. Beyliklerinin geleceğiyle ilgili tatlı hayaller kuruyordu.
Osman Gazi, dinî eğitimini en büyük hocası Şeyh Edebali’den aldı. Hocasına sevgi ve saygısı sonsuzdu. Sık sık Edebali’nin, Bilecik’teki küçük ibadet ve sohbet yeri olan tekkesini ziyaret ediyordu. Kendini onun yanında dünyanın en mutlu insanı olarak hissediyordu.
Hocasının sohbetleriyle, kendini ve Rabbini daha iyi tanıyordu. Hayatını ve geleceğini hangi yüce amaçlar uğrunda geçirmesi gerektiğini öğreniyordu. İyiliği, doğruluğu, hayrı, güzel ahlakı, olgun insan olmayı, dinin emir ve ilkelerini en doğru şekilde ondan öğrenmişti.
Kişilik, davranış ve manevi yapısının şekillenmesinde en çok da onun katkısı dokundu. “Osman Gazi” konumuna gelmesine vesile olan bu Allah dostuydu. Öğütlerini ömrü boyunca unutmadı, gönlüne ve ruhuna rehber yaptı. Hayatı, beyliği ve hükümdarlığı boyunca daima kılavuz edindi.
İsmail ÇOLAK
Yazar
Çocuk elindeki kitabı bırakıp bahçeye çıktı. Son sayfasına kadar heyecanla okumuş, resimlere merakla bakmış, gülmüş, düşünmüş ve oldukça yorulmuştu. Bahçede oynayan arkadaşlarını görünce biraz mola ve...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT
Mazlûma insanlık namına yardım etmek, İslâm’ın fazilet ve insanlığını göstermek düşüncesiyle 17 Ekim 1950’de Kore Savaşı’na dâhil olan General Tahsin Yazıcı komutasındaki özel Türk Tugayı, gider gitme...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Vakfın Adı: Ali Ağa bin Osman Ağa VakfıKorucunun Lakabı: Dergâh-ı Ali Gediklilerinden, YeğenKurulduğu Yer: İstanbulKuruluş Tarihi: 1180 H./1766 M.O güzelim Harşit Deresi kenarında, dede torun şöyle bi...
Yazar: Nisa ERCİYES
Mehmet Nadir, Sakızlı fakir bir ailenin çocuğu olarak 1856 yılında hayata ilk adımını atmıştır. Adaya uğrayan İstanbullu bir kaptan tarafından evlat edinilerek Dersaâdet’e getirilmiştir. Doğduğu yerde...
Yazar: İsmail ÇOLAK