Metin Hasırcı’ya Bizden de “Fî Emânillâh”
Dede Korkut’umuz diyor ya: “Gelimli gidimli dünya…” Biricik hakîkat bu. Geliyor, üç günlük fânî dünyada oyalanıp duruyoruz ve nihayetinde davet edildiğimiz yere doğru gidiyoruz. Derviş Yûnus’umuz ne diyor: “Mal sahibi mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan.” Hepimiz bekleme salonu mesabesindeki bu menzilde gelecek sıramızı bekliyoruz. Ve şairin güzel deyişiyle: “Hepimiz ölecek yaştayız.” Bunun çocuğu, genci, yaşlısı fark etmiyor. Bakınız zâlim güçler, Siyonist İsrail ve ABD çoluk çocuk demeden Müslüman kardeşlerimizi Gazze’de, İran’da, Lübnan’da katletmeye devam ediyor. Bu şehitlerin bir kısmı, henüz yaşını tamamlamamış, henüz bebek olanlar var. Ekranda seyrederken içimiz parçalanıyor. Ama kâfirin dini imanı yok ki... Allah korkusu yok imansızların. Onlar için her Müslüman potansiyel tehlikedir. Bugün bebek, çocuk ama yarın büyüyecek ve onlara saldıracak güya. Bu vahşiler güruhuna ne diyebiliriz ki… Rabb’im şerlerine nihayet versin, İslam âlemine de birlik rûhu, şuuru, basîreti ve ferâseti nasip etsin. 2 milyarlık İslâm âlemi “İttihad” ipine yapışmazsa gelecekleri iyi olmayacak. Caniler sırayla katlediyorlar: Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Lübnan’da, İran’da… Güçleri yetse ve korkmasalar Türkiye’ye de harp ilan edecekler ama Allah’tan buna cesaret edemiyorlar. İnşallah İsrail’in sonunu Türkiye getirecek, buna yürekten iman ediyorum. Türkiye öncülüğündeki İslam âleminin birlik ve beraberliği sayesinde Siyonistler, soykırıma fırsat bulamayacak Allah’ın izniyle.
Metin Hasırcı’nın Ardından
Dünyanın bu hengâmesi içinde ilim, fikir, sanat, edebiyat ve inanç dünyamıza hizmet etmiş bazı büyüklerimizi ahiret yurduna yolcu ediyoruz. Onlardan biri de tarih araştırmacısı, yazar Metin Hasırcı Ağabeyimizdi. Osmanlı Tarihi seti başta olmak üzere kıymetli eserlere imza atan Metin Hasırcı, unutulmaz heyecanı, azmi ve gayretiyle unutulmayacak âbide şahsiyetler kervanına katıldı. İstanbul Süleymaniye semtinin Dökmeciler Caddesi üzerindeki evlerinde 1940 yılında doğan Metin Hasırcı 86 yaşındaydı. İkiz kardeşi bir hafta önce doğmuş ancak hayata tutunamamıştı. “Evlâd-ı Fâtihân” bir ailenin çocuğu olan, anne tarafından Sipahioğulları ailesinin Hattatzâdeler kolundan Hatem Hanım’ın, pederi ise Saraybosna eşrafından Hasırcızâdelerden Bekir Efendizâde Mustafa Efendi’nin en küçük oğlu olan Metin Hasırcı, İlk tahsilini Fatih Davutpaşa İlkokulu’nda (25. İlkokul) yapmıştı. Daha sonra Sultanahmet Sanat Okulu’na girmiş ve dökümcü olarak sanayi işçisi olmuştu. Evli olup iki oğlu bulunuyordu. Çok küçük yaşlardan itibaren hayran olduğu tarihten alakasını hiç kesmedi. Tarih sohbetlerini kaçırmaz, bu vadide kaleme alınmış kıymetli eserleri mutlaka okur, incelerdi. Okumaya ve kitaba alâkası, henüz çocukken başlamıştı. Çocukluğundan itibaren tarih kitaplarını, romanlarını hararetle okuyordu. Sonunda bu samîmî ilgi, onu tarih yazarı yaptı. Dedik ya küçüklüğünden beri tecessüs sahibiydi. Davutpaşa İlkokulu Müdürü merhum Pertev Topuzoğlu bir gün küçük Metin’in tarihle ilgili zor sorularına cevap veremeyince “Ümit ederim ki, bir gün sen de müverrih (tarihçi) olursun.” demişti.
Ahmet Rasim’in Osmanlı Tarihi’ni Kazandırdı
İlim ve tarih alanında çok gayretli olan Metin Hasırcı, yıllar önce büyük edibimiz Ahmet Rasim’in Osmanlı Tarihi’ni kısmen sadeleştirerek, günümüz Türkçesi uygun biçimde hazırlamış ve toplumun, bilhassa tarih sever gençlerimizin istifadesine sunmuştu. O yıllarda ben de gazetecilik yaptığım için kendisiyle bu eser üzerine mufassal bir mülâkat yapmıştım. Yazarımızı, Ahmet Rasim’in dört ciltten müteşekkil olan Osmanlı Tarihi’ni genişletmiş ve altı cilde çıkarmıştı. Bu kıymetli eseri de Emre Yayınları neşretmişti. Daha sonra Metin Hasırcı büyüğümüz kendi telifi olan Büyük Osmanlı Tarihi’ni kaleme aldı. Dört bin sayfalık sekiz cilt, büyük boy eseri, Merve Yayınları arasında kültür hayatımıza kazandırıldı.
Metin Hasırcı’nın kaleme aldığı diğer eserleri arasında Abdülhamid’in Sır Kâtibi, Abdülhamid’in Derin Devleti, Abdülhamid’in Şifre Kâtibi Mehmed Selahaddin Efendi’nin Anıları, Bir Başka Açıdan Çanakkale, Hilafet Tacının Dürri Yektası Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Bitmeyen Mücâdele Erbakan ve Millî Görüş Davasında Recai Kutan da bulunuyor.
Hitâbetiyle Gönülleri Fethediyordu
Metin Hasırcı sağlam bir yazar olduğu gibi iyi bir hatipti de. Konuşması mükemmeldi. Kelimeleri seçerek ve üstünde durarak kullanıyordu. Bizim Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) hatırladığım kadarıyla birkaç toplantısına (Bâbıâli Sohbetleri) gerek hatip gerekse dinleyici olarak iştirak etmişti. Bir konuşmasına benim gibi dinleyiciler de hayran kalmıştı. İhlâsı, azmi, ümidi ve samîmiyeti âşikâr görülüyordu. Âdeta konuşması bitmesin istemiştik. Cenâb-ı Allah’ın kendisine armağan ettiği kalem kudretini ve kelâm gücünü Hak yolunda, hakîkat davasında ve iman vadisinde pervasızca kullanıyordu. Metin Hasırcı Bey’in vefalı tarafı güçlüydü, kadir kıymet bilirdi. İnşallah bundan sonra da onun kadri kıymeti bilinecek, ismi ve hizmetleri hiç unutulmayacaktır. Bilhassa eserlerinin yeni basıklarının yapılması en büyük ödevimiz, görevimiz olmalıdır. Kültür sanat dünyamız, yayın âlemi bu vazifeyi ihmal etmemelidir. Birçok gazeteci yazar dostumuz yeni çıkan kitapları tanıtmada ve duyurmada cimri davranırken o, kendisine hediye edilen veya yeni görüp aldığı kitapları, yazdığı gazete köşesinden okuyucularına teferruatlı biçimde tanıtıyordu.
Uğur Canbolat’ın Gözüyle
Metin Hasırcı Ağabeyimiz, hayatta iken İstiklâl.com.tr sitesinde (11 Mart 2021) hakkında güzel bir yazı yazan ve merhumun mümtaz kişiliğini ve örnek husûsiyetlerini dile getiren kardeşimiz Uğur Canbolat, yakından tanıdığı ve birlikte radyo programı yaptığı büyüğümüzü anlatmıştı. “Fî Emânillâh Metin Hasırcı” başlıklı yazı şöyle başlıyordu: “Seni Allah'a emânet ediyorum demektir, Fî Emânillâh. O’nun sonsuz hıfzında kalasın… Yüce Rabb’imizin himayesine bırakıyorum seni gibi harika bir niyaz cümlesidir. Hasırcızâde Metin Hasırcı Üstadı tanıyanlar belki de en çok ondan bu muhteşem duayı duyarlar. Sadece sözün, sohbetin bitiminde vedalaşırken mi kullanır bu temenniyi? Hayır. Tüm yazıları bu cümle ile biter. Her programı da…”
Rahmete’v-Vâsia
Hayat bir berk gibi, şimşek hızıyla geçiyor. Düne kadar birlikte olduklarımız vedalaşıp gidiyorlar. Sonra da üzülüyor, esef ediyoruz: “Keşke daha sık görüşseydim, daha fazla hatırını sorsaydım, müktesebatından daha çok istifade etseydim…” Bunları deriz de lâkin ecel atı, sevdiğimizi kanatlandırıp öte âlemlere götürmüştür bile. Artık görüşmek hasreti ve dileği, ebedî âlemde inşallah… Tarihçi yazar Metin Hasırcı bir süredir hastanede tedavi görüyordu. 31 Mart 2026 tarihinde can emânetini sahibine teslim etti ve âhiret seferine çıktı. Ertesi günü İstanbul Altunizade’deki İlahiyat Camii’nde sevenlerinin iştirakiyle cenaze namazı kılındı, helâllik verildi ve son yolculuğuna uğurlandı. Sevenleri tarafından okunan Kur’ân-ı Kerim eşliğinde ve gözyaşları arasında Çekmeköy Baklacı Mezarlığı’na defnedildi. Aile mensupları, dostları, okuyucuları ardından nemli gözlerle duâlar ettiler. Aziz yazarımıza Cenâb-ı Hakk’tan gani gani rahmet diliyorum. Büyüğümüzün rûhu şad, kabri nur, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı yüksek olsun inşallah. “Fî emânillâh Metin Ağabey!”
Mehmet Nuri YARDIM
Yazar
Dut ağacı Türk kültüründe kutsal bir yere sahiptir ve Hacı Bektaş-ı Velî’nin menkıbelerinde de önemli bir rol oynar. Hacı Bektaşî’nin Anadolu’ya gönderilirken, Ahmet Yesevî tarafından dut ağacından ke...
Yazar: Oğuzhan AYDIN
Sultan II. Abdülhamid’e göre Düvel-i Muazzama’nın, parçalamak için plânlar yapıp fırsat kolladığı Osmanlı Devleti’ni ve sömürgeleştirdiği İslâm topraklarını kurtaracak yegâne çare, tüm Müslümanların e...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Seneler ne çabuk geçiyor. Azîz hocam merhum Mehmet Kaplan’ın vefatının üzerinden tam 40 yıl geçmiş. Dile kolay, 40 koca sene… Şüphesiz bu fânî dünyada yaşayan bütün insanların ömürleri sınırlı, alacak...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM
Unutmayı toplum olarak seviyoruz. Hafızamız ne yazık ki pek güçlü değil. Kabul edelim ki edebiyat tarihimiz unutuşlar, yok farz edişler ve nisyânlarla dolu. Bırakın isimsiz, namsız edipleri biz toplum...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM