Kullar Ödeyemez
Bazı iyilikler vardır ki üzerinden onca yıl, onca mevsim geçse de kokusu hiç eksilmez; aksine zaman geçtikçe kalbin en mahrem yerinde daha da güzelleşir. İyiliğin değeri, verilenin miktarında değil, onu veren gönlün o işe kattığı "Allah rızası" mayasındadır.
Evliyadan bir zat, bir gün talebelerinin ısrarı üzerine derin bir iç çekti ve dedi ki; “Bana en çok tesir eden bir hâdiseyi soruyorsunuz ya… İşte o, hâlâ kalbimin en mahrem yerinde durur.”
“Bir gün Mekke-i Mükerreme’deydim. Yanımda taşıdığım altın kesemi kaybetmiş, yapayalnız ve parasız kalmıştım. Basra’dan gelecek parayı bekliyordum ama günler geçiyor, haber gelmiyordu. Saçım sakalım uzamış, hâlim perişan olmuştu. Aynaya bakmaya bile utanır hâle gelmiştim.
Sokaklarda dolaşırken küçük bir berber dükkânı gördüm. İçimde bir mahcubiyet ama gönlümde bir umut… İçeri girdim. Berber, bir adamı tıraş ediyordu. Usulca yaklaştım ve dedim ki;
- Kardeşim! Paramı kaybettim. Hiçbir şeyim yok. Allah rızası için saçlarımı bir düzene sokabilir misin?
Berber, elindeki usturayı bıraktı. Hiç tereddüt etmeden, ücretli müşterisini bekletti, yanındaki boş koltuğu gösterdi:
- Otur buraya, dedi.
Adam itiraz etti:
- Ben senden önce gelmiştim!
Berber başını kaldırdı ve öyle bir söz söyledi ki sanki dükkân değil, kalpler sarsıldı:
- Efendim, sizi ücret karşılığı tıraş ediyorum. Ama bu kardeşim Allah rızası için istedi. Allah için olan iş öne alınır. Çünkü Allah için yapılan işin bedelini kullar ne ödeyebilir ne de hesaplayabilir.
Beni özenle tıraş etti. İş bitince cebime birkaç altın sıkıştırdı. Utandım, geri çevirmek istedim. Elimi tuttu ve dedi ki;
- Acil ihtiyaçlarını karşılarsın. İmkânım bu kadar. Hakkını helâl et.
Günler sonra, beklediğim para geldi. İçimde bir sevinçten çok, bir borç duygusu vardı. Hemen ona bir kese altın götürdüm. Keseye bile bakmadan geri itti.
- Asla alamam, dedi.
Sonra gözlerimin içine bakarak şunu ekledi:
- Ben sana söylemedim mi? Allah için yapılan işin bedelini kullar ödeyemez. Var git yoluna. Allah selâmet versin.
Helâlleştik, ayrıldık. Aradan kırk yıl geçti. Ama ben o berberi bir gün bile unutmadım. Her gün dualarımda adı vardır. Bazen gecenin sessizliğinde uyanır, sadece onun için dua ederim. Bir iyiliğin, bir ihlâsın, bir Allah rızasının insanda açtığı izi tarif etmeye kelimeler yetmez.”
Evet, Allah için yapılan hiçbir iş zayi olmaz. İnsanların “ücret” dediği dünyalık bedeller bir gün tükenir ama samimiyetle atılan bir imza, kırk yıl geçse de duaların içinde yaşamaya devam eder. Eğer bir kalbe iz bırakmak istiyorsak o elin tuttuğu şey altın değil, “rıza” olmalıdır. Unutmamalıyız ki kulu razı eden, aslında o kulun sahibini razı etmiştir ve bu bedeli dünyada hiçbir terazi tartamaz.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müsamahakâr bir büyük gönle malikti. O’nun adı Cenâb-ı Allah tarafından “çok acıyan, çok şefkatli” manasına gelen kelimelerle beraber yazıldı. Hz. Aişe (r.a.) şöyle diyor...
Yazar: Sema KORKMAZ
Kiraz, ağacında açan çiçekleriyle baharın, meyvesiyle yazın müjdecisidir. Ağaçları, hem göz alıcı güzellikleri hem de sundukları lezzetli meyvelerle pek çok kişinin bahçesini süsleyen kiraz, küçük ve ...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
İstanbul’un fethi denilince kılıç ve kalkanın ötesinde, bu büyük zaferin manevî dünyasını inşa eden Akşemseddin Hazretleri sadece bir "hoca" değil, aynı zamanda bir tıp dehası, âlim ve mutasavvıftır....
Yazar: Sümeyye Büşra YILDIZ
Dizilerden bahsedildi bugün, dost meclisinde. Laf döndü dolaştı, televizyondaki hayatlara geldi. Üç beş kelime etmeden duramadım; çünkü bu mesele yeni değil. Yeşilçam’dan bu yana ekranlar bize hep par...
Yazar: Ayşe Gül PINAR