Korkusunu Yenen Küçük Asker
Sevgili arkadaşlar, Mayıs ayı Peygamber Efendimiz’in asırlar öncesinden müjdelediği İstanbul'un fethinin gerçekleştiği aydır. İstanbul'un fethinin bizim tarihimizde olduğu gibi dünya tarihinde de çok önemli bir yeri vardır. Bir çağın kapandığı ve yeni bir çağın başladığı, tarihe altın harflerle yazılmış bir destandır.
Fetih sadece bir bölgeyi veya toprak parçasını almak değildir. Fetih kalplerdeki engelleri de aşmak ve zafere ulaşmaktır.
İstanbul'u fetheden sadece Fatih Sultan Mehmet değildi. Onu yetiştiren ve her alanda rehberlik eden Akşemseddin Hazretleri fethin manevî mimarı idi.
Akşemseddin Hazretleri yalnızca bir hekim ya da âlim değil, aynı zamanda kalplere dokunan bir rehberdi.
İşte bu gerçeği anlatan yaşanmış bir hikâyeyi sizlerle paylaşıyorum.
Bir gün, Fatih Sultan Mehmet Han ve ordusu İstanbul'u almak için yola çıktı. Onların yanında çok bilge bir kişi olan hocası Akşemseddin Hazretleri de vardı.
Ordudaki askerlerden biri de genç bir çocuktu. Adı Ali idi. Ali cesur olmak istiyordu ama içten içe korkuyordu.
Bir gece Ali uyuyamadı. Sessizce çadırından çıktı ve dolaşmaya başladı. Bir çadırdan ışık geldiğini gördü. İçeri baktığında Akşemseddin Hazretlerini gördü.
Ali yavaşça içeri girdi ve dedi ki:
“Efendim, ben korkuyorum.”
Büyük bilge gülümsedi:
“Neden korkuyorsun?” diye sordu.
Ali şöyle dedi:
“Ya başaramazsak? Ya bu büyük duvarları aşamazsak?”
Akşemseddin Hazretleri dışarıyı gösterdi:
“Bak Ali!” dedi, “O duvarlar sadece taş değil. Bazen korkularımız da böyle büyük görünür.”
Ali şaşırdı:
“Peki, ne yapacağım?”
Akşemseddin yumuşak bir sesle cevap verdi:
“Önce kalbindeki korkuyu yen. Çünkü en büyük zafer, insanın kendi korkusunu yenmesidir.”
Ertesi sabah güneş doğduğunda herkes hazırdı. Davullar çaldı, askerler ilerledi.
Ali’nin kalbi hızlı atıyordu. Ama bu sefer korkusu daha azdı. Çünkü ne yapması gerektiğini biliyordu.
“Ben başarabilirim.” dedi kendi kendine.
Bir süre sonra geçilmez denen surlar geçiliyor, duvarlar yıkılıyor, askerler içeri giriyordu. Ali de koştu ve başardı!
Akşam olduğunda şehir fethedilmişti. Ama Ali için daha önemli bir şey olmuştu.
Kendi korkusunu yenmişti.
Akşemseddin Hazretleri onu görünce şöyle dedi:
“Aferin Ali. Sen bugün sadece bir şehri değil, kalbindeki korku duvarlarını da yıktın ve gerçek bir zafer kazandın.”
Ali kazandığı çifte zaferin mutluluğunu ve huzurunu yaşıyordu.
Evet, sevgili arkadaşlar,
Bazen korkularımız çok büyük görünür. Bizler Fatihlerin torunlarıyız. Cesur olursak ve kendimize inanırsak, aşamayacağımız engel, geçemeyeceğimiz duvar yoktur.
Kalın sağlıcakla...
Yusuf ŞAFAK
Yazar
İki kardeş çocuk bahçesindeki oyun âletlerinde, özellikle de salıncaklarda eğleniyorlardı. Bir gün, yanlarına Ayşe ve Ali isminde iki sevimli çocuk geldi. Selim ve Kerim onları görünce onlara seslendi...
Yazar: Erbay KÜCET
Vakfın Adı: Mehmet Efendioğlu Kocabeyzade Abdülhadi Efendi VakfıKurucunun Lakabı: KocabeyzadeKurulğu Yer: AnkaraKuruluş Tarihi: 1133 H. / 1721 M.Kocabeyzade Abdülhadi Efendi, 18. yy.da Ankara'da herke...
Yazar: Nisa ERCİYES
Bu ayki sayımızda, üzerinden binlerce yıl geçse de hiç yaşlanmayan, her sokağında ayrı bir masal saklayan bir devle tanışmaya ne dersiniz? Evet, doğru bildiniz! İki kıtayı dev bir gerdanlık gibi birle...
Yazar: Editör
1348 yılında Cenevizliler denen denizci insanlar varmış. O zamanlar İstanbul’da telefon yok, kamera yok, dürbün bile yeni icat edilmiş. Düşman gemisi geliyor mu, yangın çıktı mı, korsan geldi mi haber...
Yazar: Naciye BEYZA