Galata Kulesi’nin Hikâyesi
1348 yılında Cenevizliler denen denizci insanlar varmış. O zamanlar İstanbul’da telefon yok, kamera yok, dürbün bile yeni icat edilmiş. Düşman gemisi geliyor mu, yangın çıktı mı, korsan geldi mi haberdar olmak istemişler. İşte o zamanlar “En yüksek tepeye kocaman bir kule yapalım. Tepenin tepesine de bir gözcü koyalım. O her şeyi görsün, bize haber versin.” diye düşünmüşler.” Yani Galata Kulesi, İstanbul’un alarm sistemi gibiymiş.
O zamanlar Galata semti Cenevizli denizcilere aitmiş. Galata’nın etrafını kalın duvarlarla çevirmişler. Galata Kulesi de bu duvarların en yüksek ve en güçlü askeri gibiymiş. Birisi şehre saldırmaya kalksa, önce kuleyi geçmesi gerekirmiş. Yani Kule hem gözetler hem de kale gibi korurmuş. Cenevizliler adına “İsa Kulesi” demişler.
İstanbul Osmanlı’ya geçince kule işsiz kalmamış. Bu sefer yangın kulesi olmuş. İstanbul’da yangın çıkınca, kuledeki görevliler büyük fenerler yakıp herkese haber verirmiş. İtfaiyeciler de koşa koşa yangını söndürmeye gidermiş.
Şimdi Galata Kulesi emekli bir bekçi gibi. Artık düşman gözetlemiyor. Tepesine çıkanlar bütün İstanbul’a bakıyor. Deniz, camiler, vapurlar her şey ayaklarının altında. Akşam olunca ışıl ışıl yanıyor, sanki şehre göz kırpıyor.
Günümüzde Galata Kulesi bir zaman makinesi gibi müze. İçine girip hem İstanbul’un tarihi görülebiliyor hem de tepesinden şehre bakılıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edildi ve müze oldu. UNESCO Dünya Mirası geçici Listesi’ne dâhil edildi
Uçan Adamın Hikâyesi
1600’lü yıllarda Hezarfen diye çok zeki bir adam varmış. Sürekli kuşları izler, “Ben de uçabilir miyim?” diye düşünürmüş. Tahtadan ve kartal tüyünden kocaman kanatlar yapmış. Bir gün sabah erkenden Galata Kulesi’nin tepesine çıkmış. Lodos rüzgârını beklemiş. Rüzgâr başlayınca kendini boşluğa bırakmış. Kanatlarını çırpa çırpa, süzüle süzüle Boğaz’ın üstünden geçmiş ve Üsküdar Doğancılar’a inmiş. Padişah bile “Bu adam uçtu.” diye şaşırmış. Yani Galata Kulesi insanın ilk uçtuğu yerlerden biri sayılır. Bu hikâye kulenin gizemini artırmıştır.
Galata Kulesi, İstanbul’un göbeğinde sadece şehrin manzarasını taçlandırmakla yetinmiyor. Çeşitli sevgi hikâyelerinden, efsanevi uçuşlara kadar uzanıyor. Taşıdığı özelliklerle zengin bir kültürel mirası da yaşatıyor.
Naciye BEYZA
Yazar
Foklar, okyanusların en yetenekli ve sempatik canlılarından biridir. Onları sadece "balık yiyen hayvanlar" olarak düşünme; onlar aslında denizin içinde birer akrobat gibidirler!Foklar suyun altındayke...
Yazar: Hamidullah HALICI
Yaz mevsiminin ayları Haziran, Temmuz ve Ağustos'tur. Yılın en sıcak mevsimdir.Yaz mevsimi özellikle öğrenciler için ayrı bir anlam ifade etmektedir. Yıl içerisindeki okul yorgunluğunu giderebilecekle...
Yazar: Naciye BEYZA
Bu ayki sayımızda, üzerinden binlerce yıl geçse de hiç yaşlanmayan, her sokağında ayrı bir masal saklayan bir devle tanışmaya ne dersiniz? Evet, doğru bildiniz! İki kıtayı dev bir gerdanlık gibi birle...
Yazar: Editör
Ailemiz, bizi koruyan, seven ve her zaman yanımızda olan insanlardır. Bunlar; annemiz, babamız, kardeşlerimizdir. Bazılarımızın evinde aile büyüklerimiz olan dedelerimiz, babaannemiz veya anneannemiz ...
Yazar: Naciye BEYZA