Komşuluk Hakkı ve İyiliklerin Paylaşımı
İnsanlar tek başlarına yaşayamazlar. Sağımızda, solumuzda, üstümüzde, altımızda komşularımız vardır. Komşularımız sadece apartmanda oturan kişiler değil; sitedeki bakkal amca, terzi teyze hatta aynı sokakta oturanlar bizim komşumuzdur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) komşuya çok önem verirdi. Şöyle buyurmuştur: “Cebrail bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.”
Komşularımıza karşı haklarımız ve sorumluluklarımız vardır:
İyi davranma ve selam verme: Komşumuzu gördüğümüz zaman yüzüne gülümsemek, “Selamünaleyküm teyze, nasılsın amca?” demek küçük görünen çok büyük bir iştir.
Yardım etme ve halini sorma: Komşumuz hasta mı? Bir şeye ihtiyacı var mı? Kapısını çalıp sormak bizim görevimiz. Rahatsızlanan komşumuza bir çorba götürmekle hem görevimizi yaparız hem de onun duasını alırız.
Bir tabak yemek, bir bardak su, birkaç meyve komşunun gönlünü alır.
Rahatsız etmeme: Komşuluk rahatsız edici şeyler yapmamaktır. Gece geç saatte müzik açmak, kapıda apartmanda bağırmak, merdiveni kirletmek, çöp atmak, komşu hakkına girer.
Bir apartman düşünelim. Bir dairede kavga sesi, diğer dairede gürültü, bazıları konuşmuyor. Bir de diğer apartmanı düşünelim. Birbirleriyle selamlaşanlar, hastaya çorba götürenler, çocuklar bahçede oynuyor. Hangi apartmanda yaşamak isteriz?
İyi bir komşu; komşusunun evini cennete çeviren bir nimettir.
Hadis-i şerifte: “Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa komşusuna ikram etsin.” buyurulmaktadır.
Dünyada paylaştıkça çoğalan tek şey vardır: İyilik. Bir lokma ekmeği paylaşmakla iki gönül doyar. Bir gülümsemeyle etrafa birden çok gülümseme yayılır.
Kur’an’da: “İyilik ve takva üzere yardımlaşın.” buyurulmaktadır.
Elimizde olanı paylaşabiliriz: Beslenme çantasını unutan bir arkadaşımıza kendi yiyeceğimizden verebiliriz. Kalemini kaybeden arkadaşımıza fazla olan kalemi verebiliriz.
Bilgiyi ve zamanı paylaşabiliriz: Bazen en büyük iyilik birine vaktini ayırmaktır. Bir arkadaşımıza anlayamadığı bir konuyu anlatmak zamanı ve bilgiyi paylaşmak iyiliktir.
Güzel sözümüzle gönlümüzü paylaşabiliriz. Sabah okula giderken komşumuza “Günaydın amca, nasılsın teyze?” diyerek onları selamlarız. Servise binerken şoföre “Kolay gelsin.”, hasta olan bir komşuyu görünce “Geçmiş olsun.” diyerek gönüllerini kazanırız.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Güzel söz sadakadır.” buyurmuştur.
Yerleşim yerleri binalardan değil insanlardan oluşur. Mekânları güzel yapan içindeki insanların kalpleridir. Komşuluk hakkını gözeterek, iyilikleri paylaşırsak; güven ortamı oluşur, yardımlaşma artar, yükler hafifler, sevgi muhabbet çoğalır. Malımız bereketlenir. Arkadaşlık ve komşuluk bağları güçlenir.
Mahallemiz cennet bahçesine döner. Okulumuz, sokağımız, ülkemiz güzelleşir.
Naciye BEYZA
Yazar
Tek katlı ahşap ev iki apartmanın arasına sıkışıp kalmıştı. Apartmanlar göğe doğru uzanırken o bir bahçenin içinde mutlu mesut duruyordu. Güllerle, ortancalarla ve meyve ağaçlarıyla dolu bahçesine bak...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Şelale; suyun yüksek bir yerden aşağı doğru gürül gürül dökülmesidir.Şelale oluşumu; yağmur yağınca su dağdan, tepeden aşağı akmaya başlar. Buna dere, nehir diyoruz.Yolda bazen yumuşak toprak, bazen d...
Yazar: Naciye BEYZA
İman; bir şeyi gönül huzuru ile benimseyip kabul ederek içten ve yürekten inanmaktır.İman esaslarına imanın şartları da denir. Bunlar; Allah'a iman, meleklere iman, kitaplara iman, peygamberlere iman,...
Yazar: Naciye BEYZA
Okul, yalnızca ders öğrendiğimiz bir yer değildir. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, sabretmeyi öğrendiğimiz ikinci evimizdir. Saygı göstermeyi, güzel arkadaşlıklar kurmayı öğrendiğimiz ilk büyük toplumdur. ...
Yazar: Naciye BEYZA