Kaşıkçı Elması
Ziyaretçiler önlerinden geçiyor, kimi meraklı bakışlarla onları seyrederken kimisi de resimlerini çekiyordu. Altın sikkeler bu yoğun ilgiden memnundular. Her ne kadar cam bölme, ziyaretçiler ile kendi aralarına bir set çekse de kendilerini yeniden sosyal hayatın içine girmiş gibi hissediyorlar, bir nevi nefes alıyorlardı. Bir tanesi fısıltıyla:
- Nerede o eski günler. Eskiden keselerin içinde saklanır, elden ele dolaşırdık. Bizi görenler sevinç ve neşe içinde bizlere bakar, değer verirlerdi.
Diğer altın sikke:
- Evet. En güzel, pahalı mallar bizimle alınır, satılırdı. Bazen sandıklarda senelerce beklediğimiz olurdu. Ben bu sergilendiğimiz Topkapı Müzesi'ni de çok seviyorum. Hem burada neler var neler. Kutsal emanetler, Kaşıkçı Elması, Topkapı Hançeri, altın tahtlar, elmaslarla bezeli kılıçlar, inciler, yakutlar… Hangisini sayayım?
- Kaşıkçı Elmas’ının bir çöplükte bulunduğunu biliyor musun?
- Gerçekten mi?
- Bir rivayete göre bir tahta kaşık ustası tarafından çöplükte bulunmuş. Bulan kişi onu, kuyumcuya üç tahta kaşığa satmış. Taş adını buradan alıyormuş. Alan kuyumcu taşı başka bir kuyumcuya göstermiş. Gösterdiği kuyumcu taşın çok değerli olduğunu anlayıp satın almak isteyince iki kuyumcu arasında taş yüzünden tartışma çıkmış, olaylar büyümüş de büyümüş. Değeri anlaşılan taş, paylaşılamıyormuş. Olayları duyan Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa taşı satın alıp IV. Mehmet’e vermiş. İşlenen taş, mücevher olup saray hazineleri arasında yerini almış.
- Çok değerli olduğunu biliyordum ama hikâyesini bilmiyordum.
- Bu duyduğum hikâyelerinden sadece biri. Kim bilir neler yaşamıştır, ancak kendi bilir. Kimseyle konuştuğunu duymadım, sadece pırıl pırıl parlıyor.
- Belki de parlamak onun konuşma şeklidir. Biz dilini bilmiyor olabiliriz.
- Olabilir. Kaşıkçı Elması 86.40 karat ağırlığa sahip, etrafı 49 adet çift sıra elmasla çevrili eşsiz bir hazine. Kusursuz bir kesime sahip. Onunla aynı yerde sergilenmekten mutluyum.
Sanki bunları duymuş gibi Kaşıkçı Elması daha çok parlamaya başladı.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Kar taneleri dört bir yanı beyaza boyuyordu. Kara kış yüzünü açıktan açığa göstermeye başlamıştı. Etrafta büyük bir sessizlik vardı. İki kuş gün boyu yiyecek aramışlar fakat bulamamışlardı. Bir evin s...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Dedemlerin bizi ziyaretinin ikinci günüydü. Dedem her fırsatta Peygamberimiz’i anlatmaya devam ediyordu. Hadislerin, Peygamberimiz’in sözleri, sünnetleri ise yaptıkları olduğunu hemen kavramıştım. Pey...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Ramazan ayında bin bir bereketDuadır verene iftar yemeğiAkşam ezanına başlar hareketŞifadır verene iftar yemeğiMisafirler doyar, güler yüzümüzAllah'a çok şükür olur sözümüzİyilikte yarış bizim özümüzS...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Ağaçkakan yeni yapacağı yuva için güzel bir köknar ağacı arıyordu. Henüz istediği gibi bir ağaç bulamamıştı. Ormanın üstünde bir süre uçtu. Koca koca ağaçlarının bulunduğu bir alana geldi.Küçük bir de...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ