Kınalı Koç
Çoban Ali, köyün sığır ve küçükbaş hayvanlarını otlatır, geçimini çobanlıktan sağlardı. Her gün hayvanları köye uzak çayırlıklara götürürdü. Akşam karnı doyan hayvanlarla köye dönerdi. Her bir hayvan ahırının yolunu tutar, sahibini iyi tanırdı. Yine bir sabah köyün hayvanlarını toplayan Çoban Ali otlağın yolunu tuttu. Öğleye kadar çayırlıkta otlayan hayvanlar öğle sıcağında bir ağacın altına toplandılar. Çoban Ali de az ileride başka bir ağacın altında oturuyordu. Oradan hayvanlara seslendi:
- Sakın ha, gitmeyin bir yere… Canlarım benim, ben karnımı doyurayım, namazımı kılayım, siz de orada dinlenin biraz olur mu?
Sesini duyan hayvanlar ona doğru bakmaya başladılar. İçlerinden Sarı inek:
- Çoban Ali bir insan. Sahibimde iyidir. Sahibimin içinde Allah korkusu vardır, Hayvanlarını hiç aç ve susuz bırakmaz. Bizlere iyi bakar.
Benekli İnek:
- Benim sahibimde çok iyi. Bizimle aynı Çoban Ali gibi konuşur. Ne dediğini çoğu kez anlamam ama iyi şeyler söylediğine eminim, bizi sever. Bize iyi bakar.
Ağaca yaslanmış duran Kınalı Koç söylenenleri dinliyordu. Derin bir iç çekip:
- Bizim sahibimiz köyün en iyi sahibi. O Allah’ı çok seviyor. Ondan sebep bende onu seviyorum.
Diğer hayvanlar Kınalı Koça “Size çok mu iyi davranıyor, biraz daha sahibini anlatır mısın?” dediler.
- Benim sahibim her canlıyı seviyor. Sadece kendi hayvanlarına ve bitkilerine değil her canlıya iyilik ediyor. İnsanlara, hayvanlara, bitkilere iyilik etmekte adeta yarışıyor. Yüzünde daima bir tebessüm var. Kimsenin kalbini kırmaz. Kurdu, kuşu korur kollar. Hepimiz ona güveniriz. Çünkü bizim hep iyiliğimizi düşünür. İçinde öyle bir Allah sevgisi var ki o sevgi bizi de sarıp sarmalıyor. Akşam olup onu görmeyi dört gözle bekliyoruz. Böyle insanlar çok az.
Hava biraz serinleyince hayvanlar tekrar otlamaya başladılar. Çoban Ali'nin türküleri eşliğinde karınlarını doyurdular.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazarİnebolu’ya bağlı Üçlüce köyünde doğdum, büyüdüm. Köyümüzde yardımlaşmak, birlik ve beraberlik içinde zorlukları aşmak gelenek hâline gelmişti. İmeceye katılmayı her köylü kendine vazife bilirdi. Bunu ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Selim Alp ve Kerim, Ankara’nın sımsıcak sokaklarında yaşayan iki kardeşti. Her sabah, günün ilk ışıklarıyla birlikte uyanıp okula gitmek için hazırlanırlardı. Ancak bu sabah her zamankinden farklıydı....
Yazar: Erbay KÜCET
Bakınca görülür, gelişin başkaÇiçeğe bürünen dallar sendedirRengârenk duruşun, gülüşün başkaYeşiller, beyazlar, allar sendedirTaşıdığın umut herkese yeterAşk bacayı sarar, gönüller tüterKendinden geçe...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Ailece Ramazan ayını coşkuyla karşıladık. Ramazan ayında oruç tutmanın yanında; tevbelerin ve hayır işlerinin çoğalması, her akşam kılınan teravih namazları, okunan Kur’anlar ve dualar bu ayı gözümde ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ