İttihâd-ı İslâm’a Doğru İlk Adım: Mekke Anlaşması
Bütün büyüklerimizin idealini süsleyen mukaddes bir hayalimiz vardı: “İttihâd-ı İslâm”… Yani İslâm Birliği… Bütün Müslümanların ekonomik, kültürel güçlerini birleştirmesi, birbirleriyle kenetlenmesi. Birbirlerini koruması, savunması, birbirlerine sahip çıkması. Ki olması gereken de zaten budur. Zîrâ Cenâbı Allah yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de, “Mü’minler kardeştir.” buyuruyor. Kardeş kardeşini korur, korumalıdır. Korumuyorsa görevini yapmıyor, imanının gereğini yerine getirmiyor demektir. Şayet yıllardan beri bu birlik ve tevhit anlayışı sağlanabilseydi bugün İsrail terör örgütünün Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma şâhit olmayacaktık. Ama her şey gözümüzün önünde oldu, olmaya devam ediyor. Üç günlük masûm bebekleri bile katletmekten çekinmeyen rezil bir gürûha, alçak Siyonistlere şâhit olduk. Sadece camileri değil kiliseleri, türbeleri, kütüphâneleri, çarşı pazarı, evleri hatta mezarlıkları bombalayan canavar bir robot ordusuna, dinsiz imansız bir güce tanık olduk. Şüphesiz bu hâl sadece biz Müslümanları büyük bir acıya ve kedere sürüklemedi. Müslüman olmayan pek çok kişi de bu haksızlığa vicdânen isyan etti, çeşitli protestolarda bulunarak İsrail’i lânetledi. Bu soylu, insanî eylemler şükürler olsun ki, dünyanın pek çok ülkesinde hâlâ devam ediyor. Zîrâ İsrail anlaşmaya rağmen alçaklıklarına devam ediyor. Hatta birçok gayr-ı Müslim Gazze halkının kahramanlığına hayran kalarak yüce dinimiz İslâm’ı seçti, Müslüman oldu. Elhamdülillah, Gazzeliler İslâm’a hizmet ediyor.
Mekke Anlaşması Bir İlktir
Türkiye, Pakistan ve Arabistan arasında imzalanan “Mekke Anlaşması”, İslâm dünyasında büyük bir sevince vesile oldu. 7 Ağustos 2026 Cuma günü tarihî bir gündü, bir milattı. O gün Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında, değeri daha sonra tam olarak anlaşılacak çok kıymetli bir anlaşmaya imza atıldı. O gün Türkiye’yi kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan temsil etti ve gecikmiş olan bu mühim anlaşmaya imza attı. Bu sözleşmeye göre, üç ülkeden birinin başkaları tarafında hedef hâline gelmesi hâlinde Türkiye, Pakistan ve Arabistan’a birden saldırılmış sayılacaktı. Bu çok önemli karar kabul edildi. Bölgede caydırıcılık rolünün öne çıktığı bu hayırlı anlaşma, yıllardır beklenen İslâm Birliği’nin ilk ve en önemli adımı, işaretidir. Bu savunma iş birliğine diğer İslâm ülkelerinin de en yakın zamanda katılması bekleniyor. Böylece bölgede kan akıtan zalimlerin önüne set çekilmiş ve soykırımlar sona erdirilmiş olacak.
Diğer İslâm Ülkeleri De Katılacak
Ben bu kutlu anlaşmaya, bu hayırlı sözleşmeye başta Filistin, Suriye, Irak, Mısır, Katar, Kuveyt, Âzerbaycan, Endonezya, Özbekistan, Libya, Tunus, Kazakistan, Cezayir, Kırgızistan, Tacikistan, Bosna Hersek ve diğer Türk/İslâm ülkelerinin de katılacağına inanıyorum. Dünyanın en büyük güvenlik gücü oluşuyor. Çünkü Batı’nın bir asırlık saldırılarına karşı ancak bu şekilde birlikte hareket edilerek durulabilir. İslâm dünyası ve mazlum ülkeler birleşmek zorundadır. Güzel Osmanlı tabirlerinden birisi “Bazen kahırdan lütuf doğar.” Evet, İsrail’in Gazze’de ve diğer Filistin-İslâm topraklarında işlediği cinayetler, dünya Müslümanlarını intibaha getirmiş görünüyor. Bu uyanışın, dirilişin ve direnişin her geçen gün daha da büyüyeceğine ve anlam kazanacağına inanıyorum. 57 İslâm ülkesi ve 2 milyar Müslüman, bundan böyle zillete düşmeyecek, katliamlara uğramayacaktır. Müslümanların Allah’ın kendilerine lütfu olan ekonomik imkânları da bundan böyle asla sömürülemeyecektir.
Bu anlaşma ve arkasından gelecek olan yeni katılımlarla birlikte Müslümanlar ayağa kalkıyor. Mü’minler, bebeklerin, çocukların, yaşlı ve kadınların İsrail ve destekçileri tarafından katledilmesine güçlü bir sesle itiraz ediyor. Kudüs’ü, Gazze’yi, Lübnan’ı ve bölgedeki pek çok toprağı kan deryasına çeviren, burada binaları bombalayan, halklarını acımasızca katleden İsrail terör örgütünün sonunun geldiğine inanıyorum. Mutlak akıbeti belli. Artık İsrail belasını ABD ve diğer Batılı ülkeler de savunamayacak ve canilerin arkasında duramayacaklardır. Bunun işaretlerine de şâhit oluyoruz. Batı dünyasında İsrail’e karşı güçlü ve haklı bir ses yükseliyor. “Vâdedilmiş Topraklar” hezeyanını ve sapıklığını hâlâ utanmadan savunan İsrail, elbette rahat durmayacak, yine melânetlerine devam etmeye çalışacaktır. Ancak geçen zamanla birlikte durum, onun aleyhine dönüyor. Önünde sonunda imkânları kısıtlanan bu şer topluluğu, çaresiz kalıp bir akrep gibi kendi kendisini sokacaktır. Ben yakında bölgeye yamanmış olan bu urun, bu zehrin telef olacağına, iç karışıklıklarla kaybolup gideceğine inanıyorum. Çünkü inanıyoruz ki, “Küfür devam etse de zulüm devam etmez.” İsrail’in zulmü çok arttı, artık Gayretullah’a da dokunuyor. Her bir ferdi bir “Asr-ı Saâdet Müslümanı” olan Gazzeli kardeşlerimizin tam mânâsıyla kurtuluşu çok yakındır. Mukaddes cihatları mübarek olsun. Merkezi Doğu Kudüs olan Filistin Devleti şimdiden bütün Müslümanlara, insanlığa hayırlı uğurlu olsun. Biz umutluyuz, ümitvarız. O kurtuluş günlerini Allah’ın izni ve inayetiyle en yakın zamanda göreceğiz inşallah.
Türkiye’mize de Hayırlı Olsun
Ülkemiz adına ikinci mühim gelişme de “Terörsüz Türkiye” kanun tasarısının önce Adâlet Komisyonu’nda sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir destek bulması ve kanunlaşarak kabul edilmesidir. Bu rekor sonuç ve kabul, ülkemizde bir bayram havası meydana getirmiştir. Yarım asırlık terör belâsı sona eriyor, teröristler silahlarını bırakıyor. Bu tarihî günlerin kıymetini çok iyi bilmek lâzım. Savunma sanayii ile dünyanın parmakla gösterdiği ülkemiz, artık terör belâlarını tek tek yok ediyor. Önce FETÖ gömüldü gitti, şimdi de PKK terör örgütü tarihe karışıyor. Bu güzel günleri gösteren büyük Rabb’imize şükürler olsun. Bu olumlu gelişmeler Türkiye’mize güç katacak, ülkemizin kanatlanmasını, gelişmesini, büyümesini ve dünyada büyük bir güç hâline gelmesini sağlayacaktır. Şimdiden bunun emârelerini görüyoruz. Türkiye, İslâm âleminin, Türk dünyasının ve bütün mazlûm milletlerin lideri oluyor. Şükürler olsun.
Mehmet Nuri YARDIM
Yazar
Bizim ilmin bütün alanlarında öncülük etmiş, kâşiflik yapmış ve dönüşümler gerçekleştirmiş bilim insanlarımız vardır. Bunların çoğunu yeni yeni keşfediyoruz. Bu kahramanlar arasında, tıp ilmine büyük ...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM
Hayat, sevinçler kadar imtihanların, neşe kadar hüznün, lütuf kadar kahrın da tecelli ettiği bir mânevî olgunlaşma mektebidir. İnsanoğlu bu yolda yürürken zaman zaman fırtınalarla, hastalıklarla, bekl...
Yazar: Kemal DEMİR
Bir ara kıymetli bir tarihçimiz şu mealde bir cümle kurmuştu: “Osmanlı, biraz da vakıflar sayesinde 634 yıl ayakta durabildi.” Bu sözü duyduğumda vakıf...
Yazar: Mehmet Nuri YARDIM
Kuruyan şu gönlüme,Sen yemyeşil dal oldun.Renk verdin ümîdime,Gelincikten al oldun.Kuru kökte dal idim,Serâpa melâl idim,Taşlar gibi lâl idim,Yüreğime dil oldun.Sendin benim çiçeğim,Sevdikçe seveceğim...
Yazar: İsmail Adil ŞAHİN