İRFAN SOFRALARI
İnönü Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinden biri de Niyazî-i Mısrî Araştırma ve Uygulama Merkezi'dir. Merkez; Türk edebiyatının olduğu kadar¸ aynı zamanda Türk tasavvuf düşüncesinin de önemli şahsiyetlerinden biri olan Niyazî-i Mısrî Hazretleri'nin birbirinden kıymetli manzum ve mensur eserleri ile bu eserlerde dile getirdiği düşüncelerinin araştırma¸ sempozyum ve konferanslarda ele alarak bilim insanları başta olmak üzere toplumun istifadesine sunulması amacıyla kurulmuştur. İnönü Üniversitesi araştırma ve uygulama merkezlerinden biri de Niyazî-i Mısrî Araştırma ve Uygulama Merkezi'dir. Merkez; Türk edebiyatının olduğu kadar¸ aynı zamanda Türk tasavvuf düşüncesinin de önemli şahsiyetlerinden biri olan Niyazî-i Mısrî Hazretleri'nin birbirinden kıymetli manzum ve mensur eserleri ile bu eserlerde dile getirdiği düşüncelerinin araştırma¸ sempozyum ve konferanslarda ele alarak bilim insanları başta olmak üzere toplumun istifadesine sunulması amacıyla kurulmuştur. Bir milletin yetiştirdiği yazarların eserleri¸ fikirleri iyice bilinmezse¸ o milletin kültür tarihine ve dolayısıyla genel tarihine lâyıkıyla nüfuz edilemez. O hâlde atalarımızın eserlerini kütüphane köşelerinde çürümekten kurtarıp yeni kuşağa tanıtmak¸ öğretmek Türk-İslâm kültürü için önemli bir hizmettir. Değerli bilim insanı Prof. Dr. Süleyman Ateş'in üzerinde çalışma yaptığı ve İrfan Sofraları adıyla Türkçeye kazandırdığı Mevâidu'l-İrfan ve Avâidu'l-îhsan¸ Niyazî-i Mısrî'nin özgün ve tartışmalı tasavvufî düşüncelerini en iyi yansıtan eseridir. Bu önemli eser Niyazî-i Mısrî Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yayınlamıştır. Eser; hem Arapça hem de Türkçesiyle okuyucuların istifadesine sunulmuştur. Prof. Dr. Süleyman Ateş eserin önsözünde şu ifadelere yer vermiştir: "Mevaîdu'l-İrfan¸ 71 sofradan meydana gelmiştir. Ahlâkî öğütleri¸ tasavvufî izahları içermektedir. Eser¸ şairin¸ Arapçaya vukufu yanında tasavvuf felsefesini iyi bildiğini de gösterir. Şairimiz¸ söylediklerini yaşamış bir insandır. Ayetlerin tasavvufî manaları üzerinde durmakta¸ bunların enfusî¸ işarı anlamlarını göstermekte¸ sülükte görülecek halleri¸ nefs-i emmârenin ve diğer nefis mertebelerinin sıfatlarını¸ bunlardan kaçınmanın yollarını misallerle izah etmektedir. Bu izahlarının ahlâkî değeri büyüktür." Niyazî-i Mısrî'nin Türk kültürünün tanınmasına¸ ilâhîleri ve gazelleriyle tasavvufla uğraşanların dillerinden düşürmediğini dile getiren Ateş¸ Mısrî Hazretleriyle ilgili olarak da şunları dile getirmiştir: "Zamanındaki sufîler¸ Niyazî-i Mısrî'ye çok bağlılık duyarlardı. Bu bağlılık çağımıza kadar gelmiştir. Niyazî-i Mısrî¸ velâyet esrarına eren ve birçok kerametler göstermiş bulunan bir insan olarak kabul edilmektedir. Tezkireciler ve biyografya yazarları¸ onu çok övmekte ve menkıbelerinden söz edip kerametlerini anlatmaktadırlar. Şair ve münşî Ebubekir Kânî¸ on rediftik bir manzume ile onu methetmiştir. Şüphe yok ki Niyazî-i Mısrî¸ büyük bir velîdir. Evlâd-ı Rasûl'e karşı aşırı sevgiden ötürü mutasavvıflarda bazı taşkın sözler zuhur etmiştir. Niyazî-i Mısrî de Hz. Peygamber (s.a.v.)'in iki torununun veraset yoluyla peygamberlik derecesinde olduklarını söylemesinden ve bazı siyasî sebeplerden dolayı toplam 17 yıl gibi uzun bir sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmış ve son sürgün mahalli olan Limni'de vefat etmiştir. Kendisi vahdet-i vücut taraftarıdır. Ebced hesabına dayanarak âyetlerden mana çıkarmak eğilimi de görülmektedir. Zaten tasavvuf çevrelerine genellikle bu eğilim sızmıştır. Kanaatimize göre bu eğilim¸ birçok mutasavvıfı yanlış savlara götürmüştür. Gerçek tasavvufun böyle hesaplarla ilgisi yoktur. Hâsılı Niyazî-i Mısrî'nin büyük bir veli olduğuna inanırız¸ din açısından yanlış fikirlerini görürsek¸ bunu¸ onun yaşadığı hale hamleder geçeriz. Bizim için önemli olan¸ tarih boyunca yetiştirdiğimiz büyük insanların¸ kültürümüze eser katmış yazarların¸ şairlerin ne düşündüklerini¸ nasıl ve ne şartlar altında düşündüklerini tesbit etmektir." İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ Niyâzî-i Mısrî Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları TEL: 0 422 3774997/196
Mustafa BAŞ
YazarYavaşça gözlerini açtı. Nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Son hatırladığı şey zıplarken bir tele takıldığı ve karnının çok acıdığı idi. Ne kadar çabalasa da o telden kurtulamamış bitap düşmüştü. ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Ramazan ayının kalan yarısını idrak ederken, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’ni ve Ramazan’ın bitimiyle de bayramı yaşayacağız inşaallah. Bu mübarek günler, hayırların tavsiye edildiği ve mü’minle...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Daha çok küçükken rahmetli dedem beni sık sık sevindirirdi. Yattığım odadan salona kadar geçeceğim yola aralıklarla bir bir bozuk ve kâğıt para koyardı. Sonra da seslenerek beni çağırırdı. "Tarık, ge...
Yazar: Erdal KARASU
İstanbul’da Ayasofya Camii Haziresi’nde kendisi için yaptırdığı türbedir. 1573/74 yılında Ayasofya Camii’ne ilaveler yapıldığı sırada Sultan Selim için de bu türbenin inşasına başlandı. Ancak Sultan t...
Yazar: Mustafa BAŞ