İlk Türk Matematikçi Mehmet Nadir
Mehmet Nadir, Sakızlı fakir bir ailenin çocuğu olarak 1856 yılında hayata ilk adımını atmıştır. Adaya uğrayan İstanbullu bir kaptan tarafından evlat edinilerek Dersaâdet’e getirilmiştir. Doğduğu yerden İstanbul’a nasıl geldiğini ve hayatının nasıl değiştiğini, Prof. Erdal İnönü şöyle anlatmıştır: “Çocukluk yaşlarında zekiliği, canlılığı ile adaya gelen bir kaptanın dikkatini çekmiştir. Kaptan, bu çocuğun iyi yetişmesi ve güzel bir eğitimden geçmesi amacıyla onu alıp İstanbul’a getirmiştir. Büyüdüğünde, bu kaptanın kızı Ayşe Hanım’la evlenmiştir.”
Ortaöğrenimini Bursa Askeri İdadi’sinde (Lisesi’nde) ve İstanbul Kuleli Askerî Lisesi’nde tamamlamıştır. Ardından önce Harp Okulu’na, bilâhare üstün başarıları dolayısıyla Heybeliada’daki Mekteb-i Bahriye’ye (Deniz Harp Okulu’na) geçmiştir. Bu okuldan, erkân-ı harbiye mülâzımı (teğmen) rütbesiyle mezun olmuştur.
Mezuniyetinin ardından üç ay bir gemide mühendis olarak çalıştıktan sonra Dîvânhâne-i Bahriye Meclisi Başkanlığı’nın kâtiplik kadrosuna atanmıştır. 1878’de Bahriye Nezâreti tarafından Mekteb-i Bahriye’ye tayin edilmiş ve matematik hocası Eşref Bey’in yardımcısı mevkiinde vazifeye başlamıştır. Aynı yıl Dârü’ş-Şafaka’da hesap, cebir ve geometri dersleri de okutmuştur.
Dârü’ş-Şafaka’daki parlak öğrencilerinden biri de, geleceğin ünlü matematikçilerinden Salih Zeki’dir. Ona verdiği değeri şu iltifat yüklü sözlerle dile getirmiştir: “Ben şimdi çıkıp gidecek ve bir daha bu mektebe ayak basmayacaktım. Lâkin bu tabiî istidadın, beni bu fikrimden vazgeçirdi. Seni, pekiyi bir matematikçi yetiştirip, en güzel eserlerim arasına dâhil edeceğim.”
1879-1880 yıllarını yurt dışında geçirmiş, Londra’da matematik kurslarına katılmıştır. Lâkin dönüşünde izinsiz çıktığı gerekçesiyle hem memuriyetten uzaklaştırılmış hem de bir yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Zira o zamanlar memurların izinsiz yurtdışına çıkmaları yasaktı. Bu olaydan ötürü devlet kurumlarında iş bulma imkânı ortadan kalkan ve “sakıncalı” görülen Mehmet Nadir, hayatının bundan sonraki aralığında daha çok özel sektörde çalışmaya başlamıştır.
Hapishaneden çıkınca, eğitimle ilgili düşüncelerini uygulamak maksadıyla Abdi Kâmil’le beraber 1882’de Şemsü’l-maârif Mektebi’ni kurmuştur. Burada, talebeleri sıralara oturtmak, sınıfa çarpım tablosu ve harita asmak gibi yenilikler denemiştir. 1884’te ise, Osmanlı’nın ve İstanbul’un ilk özel lisesi olan Numûne-i Terakki’yi (İstanbul Sultanisi’nin/Lisesi’nin temeli) açmıştır. Bu yıllarda Tercüman-ı Hakîkat gazetesine yazdığı yazılarda, eğitim kuramları ve yöntemleri üzerine fikirler ve teklifler ortaya koymuştur.
Bundan sonraki süreçte, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ileri gelenleriyle irtibat hâlinde olmasından, daha mühimi Sultan II. Abdülhamid’e karşı tertiplenen ve kendi mektebindeki bazı muallimlerin de içinde bulunduğu bir darbe hazırlığından haberdar olmasından dolayı sorgulanmış ve saray tarafından sürgün sayılabilecek şu görevlere tayin edilmiştir: 1896’da 9000 kuruş maaşla Tophane’deki Aşiret Mektebi müdürlüğü; 1902’de 5000 kuruş maaşla Kastamonu İli Maarif Müdürlüğü; 1903’de aynı maaşla Halep Maarif Müdürlüğü.
1912’de Darüşşafaka’da müdür olan eski talebesi Fuat Şemsi, hocasına Yüksek Hesap dersleri verdirmiştir. 1915’de Maarif Nâzırı Şükrü Bey’in girişimiyle İnas Darülfünun’da (Kızlar Üniversitesi) Yüksek Hesap dersi hocalığına atanmıştır. Son olarak 1919’da talebesi Salih Zeki’nin Darülfünun’da kurduğu Nazariyye-i A’dâd (Sayılar Teorisi) Kürsüsü’nün başına getirilmiştir. Hayatının sonuna kadar da bu vazifesine devam etmiştir. Matematik tarihçileri, bu görevin onun gerçek yeteneklerine en uygun görev olduğu hususunda hemfikirdir.
Mehmet Nadir’in Osmanlı bilim dünyasındaki en dikkat çekici özelliklerinden biri de şudur: Teorik Matematik sahasında uluslararası matematik dergilerinde makaleleri neşredilen ilk Türk matematikçisidir. L’Intermédiaire des Mathématiciens isimli Fransız dergisinde yazıları yayımlanmıştır. Ayrıca, Chicago Üniversitesi matematik profesörlerinden Leonard Eugene Dickson, Sayılar Teorisinin Tarihi adlı üç ciltlik eserinin, Diophantos denklemlerinin yer aldığı ikinci cildinde Mehmet Nadir’e atıfta bulunmuştur.
Mehmet Nadir’in matematikle ilgili kaleme aldığı eserler ve yaptığı çalışmalar ana hatlarıyla şöyledir:
Hesâb-ı Nazarî: Zikri geçen Fransız dergisinde ve Darülfünun Fen Fakültesi Mecmuasında yayımlanan makalelerinden oluşan, en önemli eseridir. 333 sayfadan ibaret olan ve 1926’da neşredilen kitap, Osmanlı’da gerçek anlamda “ilk müstakil Sayılar Teorisi kitabı” olarak kabul edilmektedir. Osmanlı’da, Sayılar Teorisi alanında bir örneği yoktur. O devirdeki sayılar teorisi kitaplarıyla aynı düzeydedir. Günümüzde bile Sayılar Teorisine Giriş derslerinde kullanılabilecek kapsamdadır.
Eserde, asal sayılar, üçgensel sayılar, mükemmel sayılar, dost sayılar, mukayeseler (kongrüanslar), sürekli kesirler, çok bilinmeyenli mukayeseler, Euler fonsiyonu, Fermat ve Euler Teoremi, kompleks (sanal) sayılar, Pell denklemi, Diophantos denklemleri, taban aritmetiği, kök hesabı, yaklaşık değer hesabı gibi sayılar teorisinin temel kavramlarına yer verilmiştir.
Bunun yanında kitapta, bölünebilirlik konusunda yeni bir algoritma geliştirilmiştir: “Tamam-ı Adedî” usulünün bölme işlemine uygulanması ilk defa Mehmet Nadir tarafından gerçekleştirilmiştir. “Kabiliyyet-i Taksîm Hakkında Kaide-i Umûmî” başlığı ile duyurduğu, kendi bulduğu bölünebilme kuralı ise, alana katkılarının en çok bilinenidir. Bu kural, herhangi bir sayı ile yapılan bölmede kalanın bulunması algoritmasıdır. Nadir’in alanla alakalı bir başka katkısı da, “Diophant” denklemlerinin çözümünü araştıran A. Boutin’in, L’Intermédiaire des Mathématiciens dergisine 1897’de gönderdiği ve 11 yıl boyunca çözümsüz kalan sorusuna getirdiği çözümdür. Derginin 10. nüshasında Mehmet Nadir imzasıyla yayımlanmıştır.
Nadir’in, matematikle ilgili ulusal ve uluslararası pek çok yayını bulunmaktadır ve bunların tamamı Sayılar Teorisi’yle ilgilidir. Darülfünun Fen Fakültesi Mecmuası’nda on iki makale ve kendisinin çıkardığı Türkiye’nin ilk öğrenci dergisi Numûne-i Terakki dergisinde de “Matematik Öğretmenlerine Kılavuz” başlığını taşıyan seri makalesi basılmıştır.
Darülfünun Fen Fakültesi Mecmuası’nda neşredilen makalelerinden iki tanesi oldukça orijinaldir. Biri, A. Boutin’in sorduğu kongürans denklemine 1908 yılında getirdiği çözümü, diğeri ise bölünme işleminde kalanın bulunmasına dair yeni algoritmasını içermektedir. Mehmet Nadir, tanınmış Alman matematikçisi Felix Klein’e mektup yazarak, önerdiği algoritmanın bilinip bilinmediğini sormuş; cevap olarak “bu yönteme şimdiye kadar rastlanmadığı” belirtilmiş ve kendisi tebrik edilmiştir.
Sonuç itibariyle Mehmet Nadir’in Sayılar Teorisi’ne ilişkin incelemeleri, çağdaşı olan Osmanlı matematikçilerinin çok ötesindedir. Osmanlı’da Mustafa Salim ile kısmen temeli atılan Sayılar Teorisi’nin terminolojisi, Mehmet Nadir ile tamamlanmıştır. Nadir, kendi döneminin Sayılar Teorisi bilgisine vâkıf, Batı’daki bilimsel araştırmalardan haberdar ve alana katkı sunabilecek düzeyde, ileri bir matematikçidir.
Vefat edeceği tarihe değin İstanbul Üniversitesi Sayılar Teorisi Kürsüsü profesörü olarak görev yapan Mehmet Nadir, 13 Aralık 1927’de İstanbul Bebek’teki evinde hayata gözlerini kapamıştır. Vefatından sonra yerine atanacak bir hoca bulunamadığından, Sayılar Teorisi Kürsü’sü kapanmıştır.
Ölümünün ardından, dönemin matematik muallimlerinden Haydar Niyazi, İkdam gazetesinin 19 Aralık 1927 tarihli sayısında Mehmet Fatih takma ismiyle Mehmet Nadir hakkında şu sözleri sarf etmiştir: “Nadir, ismi gibi nadir bir insan idi. Fakat ne yazık ki, bildiklerini de kendisiyle birlikte ebediyete götürdü. Nadir Bey’in hayatı, maalesef yoksulluk içerisinde geçmiştir. Esasen bu da bizim memleketin bilginlerine karşı üzücü bir cilvesidir. Bilginlerimizin kadir ve kıymetini işte böyle ancak öldükten sonra takdir ederiz. Fakat heyhat!”
Hayat öyküsü ve yaptığı bilimsel çalışmalar, 1997 yılında Prof. Erdal İnönü tarafından “Mehmet Nadir: Bir Eğitim ve Bilim Öncüsü” adıyla kitaplaştırılmıştır.
Kaynakça: Mehmet Nadir, Hesâb-ı Nazarî, Milli Matbaa, İstanbul, 1926; Erdal İnönü, Mehmet Nadir: Bir Eğitim ve Bilim Öncüsü, TÜBİTAK Yayınları, Ankara, 1997; Osman Ergin, Türkiye Maarif Tarihi, c. 3-4, İstanbul, 1939/1977; Ekmeleddin İhsanoğlu, Ramazan Şeşen, Osmanlı Matematik Literatürü Tarihi, İstanbul, 1999; Safiye Yılmaz Erten, Osmanlılarda Sayılar Teorisi ve Mehmet Nadir, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara, 2017; “19. ve 20. YY’larda Osmanlı’da Sayılar Teorisi Alanında Yayınlanmış Eserler”, Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisİ, Sonbahar 2019, Sayı: 2; Yavuz Aksoy, Dünya Matematikçileri, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı Yayınları, İstanbul, 2000; İhsan Fazlıoğlu, “Mehmed Nâdir”, DİA, c. 28; İ. Aslan Seyhan, “Bilim Tarihimizin Bazı Önemli Matematikçileri”, Bilim ve Ütopya, Aralık 2018, Sayı: 294.
İsmail ÇOLAK
Yazar
Millet için hak yolundaÇekilen cefa ne güzel!Fikrin ışıklı selindeBulunan şifa ne güzel!Gülün sevgi bûsesinde,Şakıyan bülbül sesinde;Dostun gönül bahçesinde,Derilen vefa ne güzel!Gün doğanda, gün bata...
Şair: Bestami YAZGAN
1. Yumup göz gayrıdan var dal hayâtın aynına Hızr ol O fercâm-ı zülâli içmeyen hayy ü kadîm olmaz2. Koyup mâl ü menâli âr u ırzından ümîdin kes Hudâ’dan gayrı bir...
Yazar: Es-Seyyid Osman Hulusi Ateş Efendi
Kore’deki Türk Tugayı, moral ve mâneviyatını diri tutmak için olağanüstü gayret gösteriyordu. Özellikle General Tahsin Yazıcı’nın çabaları takdire değerdi. General Yazıcı, millî ve mânevî değerlere bü...
Yazar: İsmail ÇOLAK
Sultan II. Abdülhamid'in, baş ikbal iken dördüncü zevcesi olan Müşfika Kadınefendi’den dünyaya gelen kerîmesidir. 1 Kasım 1887 tarihinde Yıldız Sarayı’nda doğmuştur. Babası Abdülhamid Han, doğmadan ön...
Yazar: İsmail ÇOLAK