Hz. Ali'den (r.a.) Oğluna Öğütler
Ey oğul, her şeyden önce Allah’tan hakkıyla kork. Bütün emirlerini yerine getir. Onu anmakla kalbini yaşat. İpine sımsıkı sarıl. Eğer tutunursan Rabb’inizle aranızdaki bağdan daha kuvvetli hangi bağ bulunabilir? Kalbini mev’ize ile yaşat. Zahidlikle dünya malını ve ona olan aşkını terk etmekle onu öldür. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et. Sapıklık olacağından korktuğun bir yola girme; çünkü sapıklık şaşkınlığından sakınmak, korkunç belalara duçar olmaktan daha iyidir. Marufu emret ki, maruf ehlinden (iyilerden) olasın. Kötülüğü elinle, dilinle önle ve kötü iş yapanlardan bütün çabanla uzaklaş. Allah yolunda hakkıyla cihat et; bu uğurda hiçbir kınayıcının kınaması seni tutmasın (yolundan alıkoymasın). Nerede olursa olsun, hakka ermek için güçlüklerin en şiddetlilerine korkusuzca atıl. Dinde fakih (anlayış ve kavrayış sahibi) ol; nefsini sabretmeye alıştır. Bütün işlerde Allah´a sığın ki, tam koruyan bir koruyucuya ve tam güçlü bir savunucuya sığınmış olursun. Rabb’inden bir şey dilerken ihlaslı ol; çünkü vermek de vermemek de O’nun elindedir. Hayrı çok dile; vasiyetimi iyice anla; önemsemeyerek yanından geçme. Çünkü sözün hayırlısı fayda verenidir. Bil ki, fayda vermeyen bilgide hayır yoktur; insanlara anlatılmayan bilgiden de faydalanılmaz.
Editör
Yazar
Kutup ayıları, Kuzey Kutbu'nun uçsuz bucaksız buzulları üzerinde yaşayan, dünyanın en büyük ve en "havalı" kara etçilleridir. Bembeyaz göründüklerine bakma, aslında sakladıkları çok ilginç sırlar var!...
Yazar: Editör
Bahar, kışın sükûtundan sonra yeryüzüne inen bir rahmet nefesidir. Toprağın bağrında gizlenen tohumların uyanışı, kuruyan dalların yeniden yeşermesi, aslında insana unuttuğu bir hakikati hatırlatır: D...
Yazar: Editör
"Lütuf ile rehberlik" anlamına gelen hidâyet; "doğru yolu bulmak, yol göstermek ve yola girmek" mânâlarına şâmil olan "hedâ" kökünden türemiştir. "Kullarına kurtuluş yolunu gösteren ve açıklayan" anla...
Yazar: Editör
Koltuğa iyice bürünmüş, adeta kaybolmuş gibi oturuyordu. Sağ elini yanağına dayamış, derin düşüncelere dalmıştı. Bu halini gören, onun Karadeniz’de gemilerinin battığını zanneder. Görüntüsü üzgün, süz...
Yazar: Ayşe Gül PINAR