Hayır da Şer de Parmağımızın Ucunda
İnsanlık tarihinde hayır da şer de hiç bu kadar hızlı yayılmamıştı. Bir dokunuşla hayrı dünyanın dört bir yanına ulaştırabilirken, yine aynı dokunuşla bir fitnenin büyümesine de sebep olabiliyoruz. Parmaklarımızın ucundaki bu güç, hangi yöne akacağını bizim niyetimiz belirliyor.
Sosyal medya denince çoğumuzun zihninde aynı kelimeler beliriyor; zaman israfı, gösteriş, dedikodu, kıyas, tüketim çılgınlığı ve bağımlılık… Üstelik bunda haksız da sayılmayız. Çünkü insana emanet edilen her nimet, yerinde kullanılmadığında nimetten çok külfete dönüşür.
Fakat şu soruyu da kendimize sormamız gerekiyor: Madem bu çağın insanıyız, madem yediden yetmişe hemen herkesin elinde bir telefon, herkesin bir sosyal medya hesabı var; o hâlde neden bu mecrayı hayra çevirmeyelim?
Bıçak ekmek de keser, can da yakar.
Su hayat verir; ama önüne kattığını sürükleyen bir sele dönüştüğünde yıkar, dağıtır.
Sosyal medya da böyledir. Onu iyi ya da kötü yapan ekran değil, o ekranın arkasındaki niyet ve kullanım biçimidir.
Üstelik algoritmalar sandığımızdan daha dikkatli bir yol arkadaşıdır. Neyi merak ettiğimizi, hangi videolarda daha uzun süre vakit geçirdiğimizi, neleri beğendiğimizi, hangi paylaşımlara yorum yaptığımızı öğrenir ve zamanla önümüze hep onları çıkarır. Bir bakıma keşfet sayfamız, kalbimizin ve zihnimizin aynası hâline gelir.
Öyleyse işe buradan başlayabiliriz.
Önce keşfet sayfamıza bir bakalım. Karşımıza en çok hangi içerikler çıkıyor? Hangi videoları sonuna kadar izliyoruz? Kimleri takip ediyor, kimlerin daha fazla insana ulaşmasına katkı sağlıyoruz?
Daha da önemlisi, izlediğim, beğendiğim içerikler bana ve topluma ne katıyor? Yani bu paylaşımlarla bilerek ya da bilmeyerek hayra mı yoksa şerre mi destek veriyorum?
Ayrıca izlediğimiz videoları eşimiz, çocuğumuz, annemiz ya da çok sevdiğimiz bir dostumuz bizimle birlikte izlese mahcup olur muyuz? Yoksa gönül rahatlığıyla, “Bunu herkes görebilir.” diyebilir miyiz?
Bazen insanın vicdanı, en doğru filtredir. Sosyal medyanın kendisi kötü değildir; kötü olan, onu bilinçsizce kullanmamızdır. Aynı ekranlardan bir ayet öğrenebiliriz. Bir hadis okuyabiliriz. Bir gönle dokunan cümleyle karşılaşabiliriz. İhtiyaç sahibine uzanan bir yardım kampanyasına destek olabiliriz. Bir kitabı tanıyabilir, bir ilim halkasından haberdar olabilir, güzel bir duaya “Âmin.” diyebiliriz. Kısacası elimizden düşmeyen o telefon, bizi oyalayan bir araç olmaktan çıkıp iyiliğe açılan bir kapıya dönüşebilir.
Bugün bu alanda samimiyetle emek veren nice insan var. İnsanları umuda, iyiliğe, ilme ve güzel ahlâka davet eden, gönülleri inceltmeye çalışan sayfalar var. Onlara destek olmak da bir tercihtir. Çünkü biz kimi izliyorsak, kimi büyütüyorsak, onun sesinin daha fazla insana ulaşmasına da katkı sağlamış oluyoruz.
Belki de kötülüğün bu kadar görünür olmasının sebeplerinden biri, iyiliğin sessiz kalmasıdır. Oysa iyiliğin acilen çoğalmaya ihtiyacı var. Kur’an-ı Kerim’de Nisâ, Suresi 85. ayette Rabb’imiz şöyle buyuruyor: “Kim bir iyiliğe aracılık ederse, ondan kendisine de bir pay vardır.” Belki de faydalı bir paylaşımı çoğaltmak, güzel bir sözü yaymak, insanlara umut olacak bir videoya destek vermek de bu ilahî müjdenin içine dâhildir.
Sosyal medya hayatımızın bir gerçeği. Ondan bütünüyle kaçmak çoğumuz için mümkün görünmüyor. Öyleyse onu şikâyet ederek değil, dönüştürerek kullanmayı öğrenebiliriz.
Her beğeni bir tercihtir.
Her takip bir destektir.
Her paylaşım ise bir davettir.
Öyleyse gelin, elimizden düşmeyen telefonları yalnızca zaman kaybettiren bir araca değil; gönül yontan, umut çoğaltan ve hayra vesile olan bir imkâna dönüştürelim.
Belki de çağımızın en güzel tebliğlerinden biri, parmaklarımızın ucundadır.
Gülşen CANPOLAT
Yazar
“Sosyal medyada gördüğünüz o mutlu aile tabloları var ya…”Eşine övgüler yağdıranlar, ailece ne kadar mutlu olduklarını her gün dile getirenler, kahkaha dolu pozlar paylaşanlar… Bir an durup “Neden ben...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Düşünün ki, cebinizde dünyanın bütün kütüphanelerine, en uzak şehirlerin sokaklarına ve milyonlarca insanın hayatına açılan pencere büyüklüğünde küçük bir cihaz taşıyorsunuz. Muazzam bir imkân, değil ...
Yazar: Editör
Kitabın adı: Hacı Bayram-ı Veli Bayram SabahıYazar: Raziye SağlamYayınevi: Nasihat YayınlarıYayın Yeri ve Yılı: Ankara/2017Sayfa Sayısı: 254Yaş Aralığı: 14+İşlenen Konular: Aşk, vefa, sadakat, muhabbe...
Yazar: Sait ÖZER
İstanbul’un kalbinde, yüzyılların canlı şahidi Topkapı Sarayı ne çok yaşanmışlık barındırır sinesinde… Ne çok hikâyeye ev sahipliği yapmıştır. Kaşıkçı elması da o hikâyelerin belki de en ihtişamlısıdı...
Yazar: Gülşen CANPOLAT