Hayatımız, Şehitlerin Ölümsüzlüğüdür!
Milletler, kendileri için canlarını feda eden kahramanlarıyla yaşar. Hayatları ve gelecekleri, onların omuzlarında yükselir ve var olur.
Nurettin Topçu der ki: “Büyük ölüleri olmayan milletler, ebedî olamazlar!”
Bizim ölülerimiz de büyük; biz öldükçe, daha da büyürüz! Kahraman şehitlerimiz, bizim büyük ölülerimizden, başka bir deyişle bizi büyük yapan ölülerdendir!
Hayatımız, şehitlerin ölümleridir… Ya da onların ölümsüzlük iksirinden beslenir, her daim…
İhsan Mukbil, tam da buna temas eder:
Bu topraklarda gömülüdür yer yer emeller
Hayatımız şehitlerin ölümleridir…
Bir Uygur atasözü de şöyle der: “Canın, o topraktan daha değerliyse; üzerinde yürüdüğün yer senin vatanın olamaz!”
Onların ölümsüzlüğe yürümeleri, vatanımızın bizim olduğunun ve olmaya devam edeceğinin, en sağlam delillerindendir. Vatanımızın bekasının, teminatıdır onlar.
Hz. Muhammed (s.a.v.)’in: “Bilin ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır!” müjdesine nail olabilmek için, ölümsüzlük aşkıyla ateşe koşan pervaneler gibidir onlar.
Şehitlerimizin canları ve kanlarıyla ödedikleri bedel, hayat sigortamızın uzayan vadesidir.
Ölümsüz bedenleri, bayrağımız ve bağımsızlığımızın parlayan yıldızlarıdır.
Mehmet Akif’in ifadesiyle onlar, “Bir hilal uğruna batan güneşlerdir!”
Yine Akif’in deyişiyle onlar;
Vatan için ölmekse kaderim
Böyle kaderin ellerinden öperim, ruhu ve şuuruyla hareket edenlerdir!
Haykırdıkları şehadet besteleri, bayrağımızın gönderimizde özgürce dalgalanmasının rüzgârı, ezanlarımızın semamızda yankılanmasının sesidir aslında...
Gökyüzümüz bu kadar maviyse; kalbinin ve ruhunun enginliklerini ona açan ve kendi göğünün göz alıcı maviliklerini ona katan şehitlerimizin çokluğundandır!
Onlar, güzel Anadolu’muzu, her köşesine diktikleri şehitlik abideleriyle bir şehitler gülistanına çevirenlerdir.
Onlar sayesinde vatanımız Mümin, kanlarına doyan topraklarımız Mümin!
Onlar, esasen vatanın esas sahipleri; hatta vatanın ta kendileridir. Bizlerse, kiracılarıyız veya daha doğru bir tabirle emanetçileriyiz.
Onlara olan hayat, özgürlük ve vatan borcumuzu; emanetlerine sahip çıkarak, ideallerini ve hatıralarını yaşatarak ancak ödeyebiliriz.
Ruhlarının şâd olması, varlıklarını adadıkları kutsal değerler uğrunda candan ve canandan geçebilecek hayırlı mirasçılardan olmamızla mümkün olabilir. Yine de ne yapsak, onların haklarını ödeyemeyiz.
Akif de, aynı çaresizlik içerisinde kıvranır durur:
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
‘Bu taşındır’ diyerek Kâbe’yi diksem başına
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden Makber
Sana âgûşunu (kucağını) açmış duruyor peygamber.
Bir şehit torunu olduğumuzu asla unutmamamız, şehitlerimizin ruhunu asla incitmememiz dileğiyle…
Bengisu HAYAT
Yazar
“Annem beni yetiştirdi, al sancağı teslim etti; Allah’a ısmarladı!Hizmet eyle vatana; sütüm sana helâl olmaz, saldırmazsan düşmana!..”Güzel ülkemin açmadan solan tomurcukları; ebet ülkesinde filiz ver...
Yazar: Bengisu HAYAT
Kalem yazar, verir bilgi,Hata yapsa, örter silgi,Hangisi geç tükeniyor;Merakı mucip bir sorgu.Kalem, kelam ilmindendir,İlmin sağlam kaynağıdır,Hüneri kalemden sanma;Âlimlerin parmağıdır.Mezarlıkta ser...
Yazar: Hasan ÖZÇELİK
Elimizde, dilimizdeMasamızda, dizimizdeBir yer etti evimizdeBilgisayar bilgisayarBaşköşeden bir yer aldıİçimize hızlı daldıMuhabbeti sele saldıBilgisayar bilgisayarSohbet adı odacıklarSanal sevgili ku...
Şair: Rabia BARIŞ
İnsanın doğumundan ölümüne kadar Allah’ın kendisin takdir ettiği yaşama süresine “ecel” denilir. Ölüm, ecelin tükenmesini müteakip başlayan uhrevî hayatın ilk aşamasıdır. Takvimden her gün bir yaprağı...
Yazar: Emine Büşra YÜKSEL