GÖNÜL SADAKASI
Bir hanımefendi anlatıyor: "Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve birkaç tane de kayısı ekledim. Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: "Nereye gidiyorsun kızım?" "Ninem bunları kimsesiz yaşlı adama götürmemi söyledi." diye cevap verdim. Bunun üzerine babam: "Şöyle yap. Mutfaktan birkaç tabak daha getir. Her bir şeyi ayrı tabağa koy ve tepsiyi güzelce düzenle. Yanlarına kaşık, bıçak ve bir bardak su da koy, öyle götür." dedi. Dediklerinin hepsini yaptım ve elimdekileri dedeye götürdüm. Dönünce babama neden böyle yapmamı istediğini sordum. Babam: "Yemek ikram etmek 'mal' sadakasıdır. Bir şeyi düzgün vermek ise 'gönül' sadakasıdır. Birincisi karnı; ikincisi ise kalbi doyurur. Birincisi, kimsesiz dedeye, yardım isteyen dilenci hissini verir. İkincisi, yakın bir dost, iyi bir misafir olduğu hissini verir." diye cevap verdi ve devam etti: "Maldan vermek ile gönülden vermek arasında büyük bir fark vardır. Gönülden olanın hem Allah katında hem de insanlar yanında değeri daha büyüktür." dedikten sonra biraz durdu. Sonra gözlerimin içine bakarak sözlerini şöyle tamamladı: "Bak yavrucuğum. Yapacağımız ikramlar, sevgi ve iyilikle birlikte olsun. Sakın aşağılayıcı ve küçük düşürücü olmasın."
Sema KORKMAZ
Yazar
Hz. Peygamber (s.a.v.), özel hayatında ihtiyarî fakrı tercih etmiş; daha ziyade Hz. Aişe’nin odasında ashaptan gelen hediyelerin çoğunu yoksullara ve suffe talebelerine aktarmıştır. Bununla beraber O,...
Yazar: Sema KORKMAZ
Salona eli bağlı üç kişi getirildi, sanık sırasına oturtuldular. Mahkeme başkanı Saruhan Mebusu Mustafa Necati, sanıklardan en yaşlısına, ihtiyar köylüye sordu: - Baba, adın ne? Dinleyicilerde b...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Sultan II. Mustafa’nın diğer eşidir. Yavuz Sultan Selim’in zevcesi, Muhteşem Süleyman’ın meşhur validesi Hafsa Sultan ile karıştırılmamalıdır. Kaynaklarda adı, Hafize olarak da geçmektedir. Hafsa Sult...
Yazar: Bengisu HAYAT
Yavuz Sultan Selim giyim kuşamına itina etmez, giydiği kaftanı uzun süre sırtından çıkarmazmış.O çıkarmayınca vezir vüzera da yeni elbise yaptıramaz olmuş, iyice kılıksızlaşmışlar.Ne yapsak da padişah...
Yazar: Sema KORKMAZ