Girişimcilikleri Engellenen Çocuklar
“Hocam; yoruldum bu çocuğa ders yap demekten! Her gün oğlum derslerine çalış, ödevlerini yap demekten dilimde tüy bitti. İşi gücü oyun ve yaramazlık. Derslerine çalışmak yerine evdeki eşyalarla kendi başına icatlar çıkarmaya çalışıyor. Bu da evin düzenini bozmak anlamına geldiği için beni sinirlendiriyor.”
“Anladığım kadarıyla oğlunuz ilkokula gidiyor. Ders ve ödevlerle arası da pekiyi değil. Yani siz yap diyorsunuz çocuğunuz yapma olarak algılıyor değil mi?”
“Hocam, ne algıladığını ya da ne anladığını ben bilmiyorum. Ben sadece derslerini ve ödevlerini yapmadığını biliyorum.”
“Peki, öyleyse oğlunuz okula başlamadan önce evde yap dediğiniz bir şey var mıydı, hatırlıyor musunuz?”
“Nasıl yani hocam?”
“Çocuklar okul öncesi dönemde zihinsel gelişimleri gereği evdeki birçok şeyle oynamak isterler. Biz anne babalar da bunu bir yaramazlık ya da evi karıştırma olarak gördüğümüz için yapma, etme, elleme, dokunma diyerek birçok şeyle oynamalarına izin vermeyiz. Kısacası okula başlayana kadar çocuklar hep olumsuzluk eki olan “me, ma’yı” duydukları için okul dönenimde de yap dediğimiz şeyleri de yapmayacaklardır. Yani girişimciliği engellenen çocuklar da ne derslerine ne de suya sabuna dokunacaklardır. Ondan sonra da bu çocuklar için derslerine neden çalışmıyor, ödevlerini neden yapmıyor diye serzenişte bulunuyoruz.”
***
Günümüz anne babalarının çocuklarla ilgili en büyük sıkıntılarının başında; söz dinlememeleri ve ders çalışmamaları gelmektedir. Bugün çocuklarının ders çalışmasından hoşnut olan anne baba sayısı, parmakla sayılacak kadar azdır. Anne babaların büyük çoğunluğu, çocuklarının yetenekli olduğunu fakat ders çalışmadıklarından şikâyetçidirler.
Çocukların ders çalışmamasının birçok nedeni olsa da temelinde; girişimcilik duygularının engellenmesi ve sorumluluk duygularının gelişmemesi yatmaktadır. Çocukların girişimcilik duyguları anne babalar tarafından geliştirilmek bir yana eğer engellenirse, çocuklar da ister istemez ders de çalışmak istemeyeceklerdir.
Girişimcilikleri Engellenen Çocuklar
Berkley’deki California Üniversitesinde, iki psikolog, bir biyokimya ve bir de anatomi uzmanından oluşan ekibin yaptığı araştırmalarda, yeni doğmuş on iki ikiz fare deney için ayrılıyor. Bu ikizlerden birer tanesi bir araya toplanıyor. İkiz eşleri ise tek tek kafeslere kapatılıyor. Bunlara kafeslerinden çıkma, çevreyi tanıma imkânı verilmiyor ve bakıcıları da ancak yiyecek verme zamanlarında farelerle ilgileniyorlar.
Bir araya toplanmış olan fareler ise; bol ışıklı, kalabalık, gürültülü bir laboratuvardaki kafese yerleştiriliyorlar. Kafese merdivenler, döner tekerlekler ve daha başka “beş duyuya yönelik” fare oyuncakları konuluyor. Her gün otuzar dakika fareler kafesten çıkarılarak diledikleri gibi dolaşmalarına izin veriliyor. Fareler büyüdükçe, onlara çeşitli öğrenme görevleri yükleniyor ve öğrendikleri her yeni şey için şekerle ödüllendiriliyor. Bu uyarı ve eğitim programı seksen gün sürdürülüyor.
Uyarıcı ve eğitici çevrede büyüyen farelerle öteki fareler bir araya geldiğinde, birinci gruptakilerin ötekilerden daha zeki ve problem çözmede daha becerikli olduğu ortaya çıkıyor. Daha sonra bu farelerin beyinleri inceleniyor. Ve uygun çevrede yaşayan farelerin beyninin öteki farelere oranla daha büyüdüğü, kıvrımlarının fazlalaştığı ve ağırlaştığı görülüyor. Beyin hücreleri çoğalıyor.
Çocuklar yürümeye başlamadan önce ellerine aldıkları her şeyi ağızlarına götürürler. Çocukların bu davranışının temelinde her şeyi ağızlarıyla tanımaya çalışmaları yatmaktadır. Bu dönemde çocukların girişimcilik adına tanımaya çalıştıkları şeyleri engellemek yerine zararsız olanlardan; elleyebileceği, ısırabileceği, yutamayacağı ve oynayabileceği değişik materyallerden vermek gerekir.
Yine çocuklar özellikle de yeni yürümeye başladıkları zaman zihinsel gelişimlerinin bir özelliği olarak, evdeki her şeyle oynamak isteyeceklerdir. Çocukların tanımak için her şeyle oynamak isteği, anne babalar tarafından evi karıştırmak olarak algılanacağından özellikle de annelerin “hayır ve olmaz” tepkileriyle karşılaşacaklardır. Ona dokunma, onu elleme, oraya gitme, yapma, etme gibi emirleri çocukların girişimciliklerini olumsuz etkileyecektir. Bunun sonucunda bu çocuklar; okula başlayınca ders çalışmayan, araştırma yapmayan, çevresini incelemeyen, kitapları karıştırmayan birer öğrenci olacaklardır. Bu çocuklar büyüdükleri zaman sadece etrafı gözlemleyen, araştırma şevki kırılmış, ne yapacağını tam bilmeyen, iş beğenmeyen kişiler olacaktır.
M. Emin KARABACAK
Yazar
Uzun ömürlü evlilikler, sanki çok eski zamanlarda kaldı. Boşanma oranlarının her geçen gün arttığı günümüzde, bir ömrü paylaşmak neredeyse imkânsız gibi görülüyor. Büyüklerden dinlediğimiz bir masal y...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
Esmâ-i hüsnâ arasında yer alan en-Nâfi’, dilediği yaratıklarına en iyi ve en yararlı olan şeyleri ihsan eden Cenâb-ı Hakk’ın övgü sıfatları arasında kullanılmıştır. İslâm literatüründe fayda sözc...
Yazar: Editör
Sosyoloji mezunu köşe yazarı bir veli; “Hocam, eski anne babaların birçoğu doğru dürüst okuma yazma bilmedikleri gibi, psikolojinin P’sinden de anlamazlardı. Buna rağmen çocuk eğitiminde yetersiz deği...
Yazar: M. Emin KARABACAK
Çocukların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri en iyi şey, çizdikleri resimlerdir. Çizdikleri resimler, sansürsüz, objektif ve gerçekçidir. Çünkü çocuklarda soyut zekâ tam gelişmediği için olayla...
Yazar: M. Emin KARABACAK