EL-GAFFÂR: KULLARININ GÜNAHLARINI ÖRTEN, SUÇ VE HATALARINI CEZÂLANDIRMAKTAN VAZGEÇEN
El-Gaffâr, günahları tekrar tekrar, çokça bağışlayan, bağışlaması için herhangi bir sınırı olmayan anlamına gelir. Bütün günahları bir defada bağışlayan ve defalarca, tekrar tekrar günaha dönen insanı bağışlamayan, gaffâr ismine layık olamaz. Kulların işledikleri günahları bağışlayan Allah’tır. İnsan ancak, O’nun bağışlamasıyla azâbın kendisine dokunmasından kurtulabilir. Ehl-i sünnet inancında, Allah’tan başka hiçbir kimse ya da kurum insanların günahlarını bağışlama gibi bir yetkiye sahip değildir. Dinimizde, Allah’tan başkasından günahların bağışlanmasını istemek şirk olarak kabul edilmiştir. Günahlardan bağışlanma isteği, Rabb’imize olan imanımızı yeniden tazeleme olup, imanın korunmasının bir parçasını oluşturur. Bundan dolayı, özellikle tasavvufî ahlâkta, kalbî hayatın eğitiminde istiğfâra yer verilir. İstiğfâr, sâliklerin vuslata ermeleri için uğradıkları menzillerden ilk menzildir. Taliplerin makamlarından birinci makamdır. Çünkü evrâd ve ezkâra başlamadan, gönül kabının her türlü günah tortusundan temizlenmesi gerekir. Bu da ancak istiğfarla olur. Bir nevi istiğfâr, mânevî iklimin kapısı mesabesindedir. Arınan ve saflaşan yüreklerde zikir, insanın yücelmesine ve coşkusal bir gönle sahip olmasına büyük fayda sağlar. Yüce Allah’ın el-Gaffâr isminden her Müslüman hisselenmelidir. İnsanın bu isimden alacağı pay, başkalarının örtülmesi gereken kusurlarını örtmek ve açığa vurmamaktır. Her insanın bir kemâl hâli olduğu gibi, zeval ve noksanlık hâli de olabilir. Yine bir insanın güzel davranışları olduğu gibi, çirkin davranışları da olabilir. Bir Müslüman’a düşen görev, kötülükleri deşifre etmek değil, örtmektir.
somuncueditor
Yazar
“Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir. Bir gül kadar güzel ol; ama dikeni kadar zalim olma....
Yazar: somuncueditor
İslâm ordusu Mekke’yi fethetmiş, Rasûlullah’ın engin şefkati ve müsamahası yine kendini göstermiş, kılıçlarını terk edip Kâbe’ye sığınanlara eman verilmişti. Fetih gününün gecesi Müslümanlar, yıllarda...
Yazar: somuncueditor
El-Kâbız; "tutan, sıkan ve kıtlık veren" anlamlarına gelir. Allah'ın bir sıfatı olarak el-Kâbız, dilediğine rızkı az veren, ölüm zamanı gelince ruhları alan ve kıyâmet günü bütün bir âlemi yok eden mâ...
Yazar: somuncueditor
Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah'a karşı kulluk vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmaz, zahidce bir hayat sürer giderdi. Bu oduncunun bulunduğu köyün yakınında bir ...
Yazar: Sema KORKMAZ