El-Bâkî: Varlığının Sonu Olmayan, Ölümsüz
El-Bekâ, "bir şeyin ilk hâli üzere olduğu gibi durması" olup yok olmanın zıddıdır. Bâkî, iki çeşittir: Birisi, kendiliğinden bâkîdir ve varlığı belli bir süreye bağlı olmayandır. İşte o, "hüve'l-bâkî" olan Yüce Allah'tır. El-Bâkî gibi en güzel isme sahip olan Yaratan için fânîlik yoktur. Bir diğeri de başkasıyla bâkî olandır. Bu da Allah'tan başka şeylerdir ki onlar için fânîlik vardır.
El-Bâkî olan Yüce Allah'ın ne başlangıcı ne de sonu vardır. Bu "bekâ" denilen mefhûm, bize zamanı çağrıştırmaktadır. Bir rivâyette, Hz. Peygamber (s.a.v.): "Dehre sövmeyin, çünkü dehr, Allah'tır." buyuruyor. Yüce Allah, dehre izâfe edilen hayrın ve şerrin, iyiliğin ve kötülüğün fâilidir/yaratıcısıdır. Câhiliye döneminde Araplara bir felâket ve bir musîbet gelince "kör olası zaman" derlerdi. Bu işleri zamana nisbet edip ona küfrederlerdi. Gerçekte, bütün işleri yaratan Allah'tır. Dolayısıyla zamana sövmekle başlarına gelen hâdiselerden dolayı Allah'a hakaret etmiş olmaktadırlar. İşte bu itibarla, İslâm'da dehre sövmek yasaklanmıştır.
Netice itibariyle Yüce Allah'ın el-Bâkî ismi hayatımıza yansımalıdır. Mezarlıklarda, çoğu insanın kabir taşında "Hüve'l-bâkî" yazar. Bu, geride kalan insanlara bir mesajdır. Nitekim şu âyette bu husus çok güzel anlatılır: "Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabb’inin Zât'ı bâkî kalacaktır." Biz bu süreli dünyaya, süreli varlıklar olarak geldik. Her canlı, kendisi için takdir edilen süresini yaşadıktan sonra fânî olacaktır. Eğer insan, mecâzî anlamda var olmayı istiyorsa Yüce Allah'ın el-Bâkî isminin bir tecellîsi olan kendisini sâlih amelleriyle yaşatabilir. Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), bir rivâyette şöyle buyurmuşlardır: "İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnâdır: Sadaka-i câriye, istifâde edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat."
İslâm inancına göre, bir insan için ölüm, dünya hayatının sonu, ebedî olan âhiret hayatının da başlangıcıdır. Dolayısıyla ölüm gerçeği, insanın dünyadaki amellerini ve sevabını da sona erdirir. Biraz önce değindiğimiz rivâyetten öğrendiğimiz gibi, insanın dünyada işlediği, Kur’ân ve sünnette övülen bazı ameller vardır ki kesildikten sonra da sevabı devam eder. Bunlar, sadaka-i câriye/hayrı devam eden iyilikler, faydalanılan ilim ve anne babasına dua eden Müslüman evlattır. İlmi ve bilgiyi sadece öğrenmek değil fakat aynı zamanda başkalarına öğretmek ve kendisinden sonraki nesillere en iyi yollarla aktarmak gerekir. Bu üç vasıf bir Müslüman’da var olduğu sürece, o kimse mecâzî anlamda Yüce Allah'ın el-Bâkî isminden nasiplenmiş olmaktadır. Herhâlde rahmetli Necip Fazıl'ın "ölümsüz gerçek" dediği şey budur.
Editör
Yazar
Anadolu’nun bağrında, kayaların arasından süzülen bir nehir gibi sessiz ve derinden akan bir ruh vardır. Darende’ye girmek, sadece bir şehre adım atmak değil; tarihin, doğanın ve maneviyatın el ele tu...
Yazar: Editör
Karaçalı yeşil bezer yaprağıGüller açar mevsim bahar oluncaYağmur öper vuslat ile toprağıTaşa geçer mevsim bahar oluncaKeklik öter sarp kayadan seslenirDuman çöker mor ufuklar puslanırYazı yaban gelin...
Şair: Ramazan PAMUK
Sevgili çocuklar, merhaba!Güneş sabah pencerenizden süzülüp odanızı aydınlattığında, hiç gökyüzüne bakıp kuşların cıvıltısını dinlediğiniz oldu mu? Ya da bir çiçeğin yaprağına konmuş minicik bir uğur ...
Yazar: Editör
“Adana ilinin ilçeleri; Seyhan, Yüreğir, Aladağ, Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli ve Yumurtalık' tır.”“Toros Dağları’nın eteklerinde Seyhan ve Ceyhan n...
Yazar: Editör