Edirne
Bir şehir ki Türkiye’nin serhaddi,
Elmasta kaç kırat değer Edirne?
Güzellikler hem manevi hem maddi,
Saklıymış kalbinde meğer Edirne…
Süloğlu’nun, Uzunköprü niyazı,
Selimiye yükseltiyor avazı,
Burmalı camimiz hep mütevazı,
Eski camide baş eğer Edirne…
Şifahanede su sesi, ney sesi,
Rengarenk sabunlar yıkar herkesi,
Badem ezmeleri, kurabiyesi,
Tadı damaklarda ciğer Edirne…
Meriç kıyısında kandiller yanar,
Tunca da Arda da kaç kadim pınar,
Tarihin bağrında kök salmış çınar,
Mâzi yaprak yaprak yağar Edirne…
İpsala hududun nabzını tutar,
Lalapaşa Türklüğe bir mânâ katar,
Enez, Havsa, Keşan ufkunda batar,
Hanlar kucağında doğar Edirne!
Hacı Bayram, Sultan Murat nice sır,
Hacer-ül Esved sur, külliye huzur,
Zor zamanda kendisini savunur,
Kahpe düşmanları koğar Edirne…
Böylesi muhteşem mimari varken,
Celil’im yollara düşelim erken,
Destanlar, romanlar az gelir derken,
Bir şiire nasıl sığar Edirne…
Halil GÖKKAYA
Şair
On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!Lâkin o ne hüsrandı ki, hissetmedi gözler;Kaç bin senedir, hâlbuki bekleşmedelerdi!Nerden görecekler? Göremezlerdi...
Yazar: Vedat Ali TOK
Bir eldeyken, ikinciyi,Verseler az gelir banaYatak yerine kuş tüyü,Serseler az gelir bana.Unutmuşum gerçekleri,Hep tek yedim çilekleri,Bütün güzel çiçekleri,Derseler az gelir bana.Yokluk yaşıyorum var...
Şair: Halil GÖKKAYA
Huzuru SaâdetHasan Sezâî Hazretleri, İstanbul’a gelmişti. Daha önce Edirne’de iken ismi her tarafta duyulmuş olduğundan, İstanbul’a gelince birçok kimse onu görmek arzusu ile bulunduğu yere akın etti....
Yazar: Resul KESENCELİ
“Kötü giden bir hayat içerisinde ya da istemediği şekilde devam eden hayatının ilerde nasıl olacağını merak etmek bazen insanî gibi durabilir. Ama bugün adına fal dediğimiz ya da başka isimlendirmeler...
Yazar: Erol AFŞİN