Doğadaki Sırlar
Sevgili arkadaşlar, bir zamanlar, Karadeniz'in yemyeşil dağlarına yakın bir köyde Ali adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Ali'nin en sevdiği şey doğada dolaşmak, yeni şeyler keşfetmek ve gördükleri üzerine düşünmekmiş. Kırlarda Ali'ye çok sevdiği can dostu kuzusu Pamuk eşlik edermiş.
Fakat aklında hep aynı soru varmış; "Doğa neden bu kadar güzel ve düzenli?"
Bir gün bu sorusuna cevap bulmak için sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkmış.
Yürüdükçe çimenlerin üzerindeki çiğ damlalarını fark etmiş. Her biri küçük bir ayna gibi güneş ışığını yansıtıyormuş. Bir örümcek ağının üzerinde dizilmiş damlalar, sanki inci taneleri gibi parlıyormuş.
"Kim bunları böyle süslemiş olabilir?" diye düşünmüş.
Biraz ileride rengârenk çiçeklerle dolu bir vadiye ulaşmış. Kırmızı, sarı, mor ve beyaz çiçekler rüzgârla birlikte sallanıyormuş.
Ali dikkatle bakınca sadece güzelliği değil, büyük bir düzeni de görmüş. Arıların çiçeklerden nektar toplarken aynı zamanda bitkilerin çoğalmasına da yardımcı olduğunu fark etmiş. Yüzlerce yıllık ağaçlar gökyüzüne uzanıyormuş.
Ali ağaçların altında yürürken serinliği hissetmiş.
Bu ağaçlar bize gölge veriyor, havayı temizliyor, kuşlara yuva oluyor, diye düşünürken her canlıda ayrı bir beceri ve hikmet görmeye başlamış.
Gün batımına doğru köyün yaşlı bilgesiyle karşılaşmış. Bilge dede Ali'nin düşünceli hâlini görünce yanına oturmuş.
Ali ona gün boyunca gördüklerini anlatmış ve sonunda şöyle demiş: "Dede, her yerde güzellikler görüyorum. Ama sadece güzellik değil; düzen, denge ve fayda da görüyorum."
Bilge dede gülümsemiş ve "İşte önemli olan bunu fark etmektir evladım," demiş. "Bir kitap gördüğünde yazarını, bir tablo gördüğünde ressamını düşünürsün. Doğada gördüğün her güzellik de insanları düşünmeye davet eder. Kimi insanlar bunu bilimle inceler, kimi sanatla anlatır, kimi de Allah'ın yaratma sanatının tecellileri olarak görür. Her yaprakta farklı bir desen, her canlıda farklı bir özellik, her yıldızda farklı bir düzen vardır." demiş.
Akşam olduğunda Ali sevimli kuzusu Pamuk'la beraber evine dönerken yol boyunca gökyüzünü seyretmiş. Sayısız yıldız gökyüzünü süslüyormuş.
Ali o an anlamış ki doğadaki güzellikler sadece gözlere hitap etmiyormuş. İnsanlara düşünmeyi, şükretmeyi ve merak etmeyi de öğretiyormuş.
O günden sonra her gün yeni bir güzellik keşfetmiş.
Doğa, dikkatle bakanlar için sayısız güzelliğin ve hikmetin bulunduğu büyük bir kitap gibidir. İnsan ne kadar çok incelerse, o kadar çok hayranlık duyar ve öğrenir.
Evet sevgili arkadaşlar, etrafımızdaki güzellikleri seyrederken, o güzellikleri bizler için yaratanın Yüce Rabb’imiz olduğunu hiç unutmayalım. Kalın sağlıcakla...
Yusuf ŞAFAK
Yazar
Sevgili arkadaşlar, Mayıs ayı Peygamber Efendimiz’in asırlar öncesinden müjdelediği İstanbul'un fethinin gerçekleştiği aydır. İstanbul'un fethinin bizim tarihimizde olduğu gibi dünya tarihinde de çok ...
Yazar: Yusuf ŞAFAK
Arkadaşlar, bugün rengiyle içimizi ısıtan, tadıyla yüzümüzü güldüren, tam bir yaz habercisi olan harika bir meyveyle tanışacağız: Kayısı!Gelin, bu sevimli meyvenin dünyasına birlikte göz atalım:Dışı K...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış doğu ile batının buluşma noktası, iki kıta üzerinde yer alan tek şehir unvanını taşıyan İstanbul eşsiz güzellikler barındırır. Köklü tarihini yansı...
Yazar: Erdal KARASU
Sevgili arkadaşlar, insanoğlu doğar, yaşar ve Yüce Rabb’imizin takdir ettiği ömrünü tamamlayarak bu dünyadan ayrılır. Çocukluk çağları insan hayatının en saf, en temiz, kirlenmemiş hatıralarla do...
Yazar: Yusuf ŞAFAK