Çölün Kalbindeki Yıldız
Bir varmış, bir yokmuş. Uçsuz bucaksız bir çölün olduğu yerde, geceleri yıldızların yeryüzüne inip kumların üzerine serildiğine inanılan Kerbelâ adında sessiz bir diyar varmış. Bu diyarda, kalbi sevgiyle dolu, cesur mu cesur bir yolcu ilerliyormuş. Adı Hüseyin’miş. O, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in torunuymuş. İnsanlara kötülük yapılmasın, kimseye haksızlık edilmesin diye yola çıkmış.
Hüseyin ile birlikte ailesi ve onu seven bir grup iyi insan varmış. Çölde yürürlerken rüzgâr onlara şarkılar söylüyor, gece yıldızları yollarını aydınlatıyormuş. Ama bir gün, kötü niyetli bir kralın askerleri onların yolunu kesmiş. Bu askerler, Hüseyin’in kendilerine boyun eğmesini istiyormuş. Fakat Hüseyin yumuşak bir sesle şöyle demiş:
“Ben kötülüğe ‘evet’ diyemem. İnsanlar adaletle yaşamalı.”
Askerler, Hüseyin ve sevdiklerinin Fırat Nehri’nden su almalarına izin vermemiş. Çok geçmeden çadırlarda güzel çocukların susuzluk sesleri duyulmuş. Küçük Sükayna, babası Hüseyin’in yanına gelip:
“Baba, su gelir mi?” diye sormuş.
Hüseyin, kızının gözlerini okşayıp gülümsemiş:
“Sabredelim, canım kızım. Cesur kalplerin susuzluğu bile iyilik içindir.” demiş.
Ailenin en cesurlarından amca Abbas, çocuklara su getirmek için nehre doğru koşmuş. Fakat ne yazık ki geri dönememiş. Hüseyin, gözlerini göğe kaldırıp:
“Abbas, sen bizim cesaret yıldızımız oldun.” diye fısıldamış.
Sonunda kötü askerler Hüseyin’e saldırmış. O ise son nefesine kadar iyilikten, sevgiden, adaletten vazgeçmemiş. Kerbelâ’nın kızgın kumları, onun cesaretini sonsuza kadar saklamış. Gün batınca rüzgâr, Kerbelâ’nın çadırlarının etrafında gezip şöyle demiş:
“Hüseyin, zulme boyun eğmedi. Onun ışığı, iyilik isteyen herkesin yolunu aydınlatacak.”
İşte o günden sonra çocuklar, geceleri gökyüzündeki bir yıldızın diğerlerinden daha parlak yandığını söylemişler.
Erbay KÜCET
Yazar
Sevgili çocuklar,Sevgili peygamberimiz her yönden mükemmel bir insandı. Kendisine kötülük edenlere bile iyilik ederdi. Başkalarının kusurlarını araştırmazdı. Kimseyi, başkalarının içinde küçük düşürme...
Yazar: Sırrı ER
Vakfın Adı: Ali Ağa bin Osman Ağa VakfıKorucunun Lakabı: Dergâh-ı Ali Gediklilerinden, YeğenKurulduğu Yer: İstanbulKuruluş Tarihi: 1180 H./1766 M.O güzelim Harşit Deresi kenarında, dede torun şöyle bi...
Yazar: Nisa ERCİYES
Cemil ve Kâmil, mahallenin afacanlarıydı. İkisi de derslerinde başarılı olsalar da asıl merakları mahallelerinin dışındaki bilinmeyenlerdi. O gün, mahallelerinin bitimindeki ağaçlık alana doğru koştul...
Yazar: Erbay KÜCET
Yasin ile Burak, yaz tatillerinde güneşin batışına kadar süren top oyunları ve gecenin geç saatlerine kadar devam eden koşuşturmacalarla tanınırdı. Ancak bu yaz, onlar için oldukça farklı bir başlangı...
Yazar: Erbay KÜCET