Çocuklar İçin Küçük Sözlük: Minare nedir?
Minare: Biz Müslümanların ibadet yeri olan camilerde, namaz zamanının geldiğini bildirmek için müezzinin çıkıp ezan okuduğu yüksek ve ince yapı yapılı yerlerdir. Minareler çoğunlukla taştan, tuğladan yapılmış olup içinde dolanarak çıkılan bir merdiveni bulunur. Minarelerin bir ya da birkaç şerefesi olabilir.
Minber: Genelde camilerde imamların hutbe okurken daha iyi görülmek ve sesini daha iyi duyurmak üzere çıktığı basamaklı yerlere denir. Minber, genel olarak cami içerisinde mihrabın (imamın namaz kıldırdığı yerin) sağ tarafında bulunur. Minber ahşap, mermer, tuğla gibi maddelerden yapılabilir.
Mihrap: Mihrap cami ve mescitlerin kıble yönünde bulunan ve imamın, cemaatle namaz kılarken, namazı kıldırmak için cemaat önüne geçerek durduğu yere denir. Mihrap, camilerde kıble tarafındaki duvara oyuk şeklinde yapılır. Çevresi yazı veya diğer süsler ile süslenen mihraplar genellikle çini, mermer veya ahşaptan yapılır.
Müezzin:Camilerde ezan okuyan, sala getiren, namazlarda selam ve tesbih dualarını okuyan kişilere müezzin denir. Müezzinlik makamı, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) zamanından beri vardır. Peygamberimiz’in ilk müezzin Bilal-i Habeşi'dir. Müezzin olacak kişinin Kur'an okuyabilmesi ve güzel sesli olması tercihl edilir.
Ayşe Gül PINAR
Yazar
Gündelik hayatın karmaşası içinde, çevremizde olup bitenleri genellikle kendi ön yargılarımızın süzgecinden geçirerek değerlendiririz. Birinin alışılagelmişin dışındaki bir davranışı, zihnimizde hemen...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Baharın müjdecisi, kıtırkıtır sesiyle meşhur o yeşil dostumuzu tanımaya ne dersin?İşte karşında: Çağla!Baharın İlk Misafiri: Kış bitip havalar ısınmaya başladığında, manav tezgâhlarına koşa koşa gelen...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
1953 yılının 19 Kasım’ı 20 Kasım’a bağlayan gecesi, Mevlid-i Nebevî gecesi. Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde, her yıl olduğu gibi, Müslümanlar Peygamber Efendimiz’in doğum gününü kutluyordu. O dön...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Az önce sona erdi yağmur. Ilık, sakin ve sıcacık bir hikâye bıraktı önüme...Hemen ilerideki küçük gölün içinde iki saka doya doya oynuyorlar, sanki ilk defa su görmüşçesine. O huzurlu ötüşleri kulakla...
Yazar: Seda BAYRAK DURGUT