Çanakkale Geçilmez
Namus için kükreyip vatan için öldüler,
Onlar, Gelibolu’da en nadide güldüler,
Kanlı Sırt’tan aşağı sürünerek geldiler,
O gün yardıma koştu dağın aslanı, kurdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Baharda kan ağladı, Karayürek deresi,
Vahşeti yok etmekti, kurtuluşun çaresi,
Üstündeki gömlekle sarılırken yarası,
Omzunda kurşunla Mehmet nöbete durdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Gülleler yağıyordu Mehmetçiğin eline,
O gayret kuşağını doluyordu beline,
Kelime-i tevhitle girip hücum seline,
Her biri bir küheylan, her biri devi vurdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Her ateş yığınında döküldü birkaç fidan,
O gencecik civanlar koptu anadan, yârdan,
Bir an ödün vermedi yurdundan, şehriyardan,
Mehmet, Hakk’a yürürken nazlı eşini sordu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Bazen sivil urbalı, bazen tüfeksiz gitti,
Nafakasız, aç susuz, dağları mesken etti,
Gücü iman kaynağı, dev bir orduya yetti,
Yeşil çimen üstüne uzanan beyaz nurdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Boğazlar geçit vermez, kapanır düşman yolu,
Bağrında yabancıyı yaşatmaz Anadolu,
Tüm dünyaya bedeldir Türk’ün bükülmez kolu,
Asker Conkbayırı’nda yeni bir dünya kurdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Kol, bacak gökyüzünde savruldu lime lime,
Daha bıyığı yokken koştu onlar ölüme,
Ölüm hakkı değilken dokundular gülüme,
O gün şanlı bir millet, yurt için ağlıyordu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Candan can alıyordu ölüm kusan makine,
Yiğitler harman olup sıralandı söküne,
Ateşle sarmaş dolaş gül sarıldı dikene,
Karşımıza dikilen bir avuç soysuz urdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Top, tüfek yoktu elde; kazma, kürek geldiler,
Onlar, Çanakkale’de kandan açan güldüler,
Vatan için çarpışıp Allah için öldüler,
Savaşın yiğitleri etten, kemikten surdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
“Ya istiklâl ya ölüm!” dedi Mustafa Kemal,
Böyle güzel orduya verir mi Rabb’im zeval,
Dalgalan al bayrağım, kanımız sana helâl,
İçimizde tutuşan vatan sevdası kordu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Göğsünü siper etti Mehmet’im kefen ile,
Düşmana karşı koydu orakla, döven ile,
Anne, mermi taşıdı kundakla, kovan ile,
Daha on yedisinde Mehmet bıyığı burdu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
Tarihin utancı ki gözlerinde okundu,
Süklüm püklüm döndüler, kılıç kana dokundu,
Düştüler hezimete, zafer bize yakındı,
Kurşun yiyen şehidim nice haz buluyordu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu.
O Seyit Onbaşı ki dile destan türküsü,
İman dolu yüreği, bilmez ölüm korkusu,
Altından kıymetlidir dağı, taşı, tortusu,
Her bir ateş güllesi yere çakılıyordu,
“Çanakkale geçilmez!” diyordu şanlı ordu…
Rabia BARIŞ
Şair
Kitabın Adı: Öyküler ve DenemelerYazar: Ali KutlayYayınevi: İz YayınlarıYayın Yeri ve Yılı: İstanbul/2022Sayfa Sayısı: 119Yaş Aralığı: 14+İşlenen Konular: Sanat, sinema, dergiler, hatıralar, Maraş, …N...
Yazar: Sait ÖZER
Bundan 26 sene evvel, küçük bir kasabada devlet hizmetinde doktorluk yapıyordum. Kasabaya gelişimden 6 ay sonra, 80 yaşlarında, beş evlâdını harb meydanlarında şehid olarak bırakmış, elli beş yaşında ...
Yazar: Ayşe Gül PINAR
Her vakit zamana, zamâne dedik,Biz böyle dedikçe açıldı gedik,Dünümüz güzelmiş, kıymet bilmedik,Fütursuz çoğaldı ahir zaman mı?Çok şeyler karıştı, ayırması zor,Damgalarlar seni, karışması zor,Taraf tu...
Şair: Rabia BARIŞ
Ezanlar okunurken nur yağar semavattan,Namaza çağrı vardır Mabed-i Payitahttan.Bu İlahi nidayı, huzur buldu duyanlar,Dinleyecek bu sesi türbesinde Sultanlar.Şahitti Ayasofya o gün şanlı zafere,Türk; a...
Şair: Rabia BARIŞ