Camgöz ve Küçük Yaralı Leylek
Sevgili çocuk dostlarım;
Bugün İstanbul’a yolculuk var. Hafize Teyze ve çocuklar, 6 Ekim İstanbul’un kurtuluşu törenlerine davet edildiler. Tabi biz de onlarla gidiyoruz. Yola bir ay önceden çıktık. Hafize Teyze köyde bir kütüphane açmayı düşündüğü için hem onunla ilgili çalışmalarda bulunmak hem de gitmişken İstanbul’u gezmek istiyor.
Uzun Kulak da ben de büyük tarihî camilerinin kocaman bahçelerinde koşmak, deniz kenarlarındaki parklarda çocuklarla birlikte oynamak, verdikleri yiyecekleri afiyetle yemek için çok heyecanlanıyoruz. İstanbul’un her köşesi ayrı bir güzel.
Sabah kimse uyanmadan kalkıp Rüzgâr’ın önünde beklemeye başladık. Hafize Teyze bizi böyle görünce gülümsedi ve
- Haydi gelin yola çıkmadan önce kahvaltı yapacağız, dedi.
Yolculuk çok keyifli geçiyor. Yol boyunca verdiğimiz molalarda harika yiyecekler yedik. Çok güzel yerlerden geçtik. Bir orman kenarında verdiğimiz mola sırasında göç eden leylek sürüsüne rast geldik. Leylekler uçarken, bir anda içlerinden biri çığlık atarak düşmeye başladı. Uzun Kulak kuvvetlice havlayınca, bizimkilerin dikkati de leyleğe çevrildi. Hepimiz leyleğin yere çakılmasından korkarak izlerken, leylek büyük bir çınar ağacının dalına takıldı ve orada çırpınmaya başladı. Neyse ki, Ömer ağaca çıkmakta çok usta. Hemen ağaca tırmanarak leyleği kucağına aldı ve yavaş yavaş indirdi. Hafize Teyze “Aferin sana Ömer’im!’’ diyerek torununu kucakladı ve leyleğin durumuna baktı. Kanadında bir yara vardı.
- Çocuklar yolumuza devam etmeden önce bu kuşcağızı bir veterinere göstermemiz gerek, dedi.
Hemen şehir merkezine gittik. Adı Karbeyaz olan leylek yolda bize:
- Arkadaşlarım gibi hemen havalanamayınca, bir ağacın dalına kuvvetlice çarptım. Kanadımın acıdığını fark ettim ama onlara yetişmek için devam etmeye çalıştım. Sonra böyle oldu işte, diye anlattı. Biz de üzülmemesini yine uçabileceğini söyledik.
Veteriner muayene etti ve merhem sürerek bağladı. Yara iyileşene kadar her gün ilaç sürülecek. Hafize Teyze:
- İyileşince İstanbul’da uçururuz ya da gerekirse ben Antalya’ya götürürüm, dedi.
Adı Karbeyaz olan küçük leylek bize gözleri dolarak baktı ve:
- Ne kadar iyi insanlar, dedi.
- Evet öyledirler, dedim.
Yola devam ederken bir de leyleğimiz vardı artık. Hafize Teyze’nin hep dediği gibi “Her yolculuk bir macerayı içinde barındırır.’’
İstanbul’daki günlerimizi de bir dahaki bölümde anlatalım.
Görüşmek üzere çocuklar, hoşça kalın…
Raziye SAĞLAM
Yazar
Her sene 6 Ekim’de İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunu kutlarız. Bu sebepten bu ay sizlerle, elli küsur yıldır yaşadığım İstanbul’dan birkaç kare paylaşmak istedim. Çünkü canım İstanbul bize, Fa...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sevgili çocuk dostlarım;Bahar geldi. Selman köyün koyun ve keçilerini otlağa çıkarmaya başladı. Bahar yağmurlarıyla boylarıyla iyice uzayan yemyeşil otlar, tam da hayvanların ağzına layık. Bugün biz d...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sevgili çocuk dostlarım;Bir sabah kilerin yakınında gri tarla faresini görünce, yakalamak için hemen peşinden koştum. Uzun Kulak, farenin peşinden koştuğumu görünce bağırmaya başladı;- Camgöööz! Neden...
Yazar: Raziye SAĞLAM
Sevgili çocuk dostlarım;Geçtiğimiz hafta bizim köyde, şiddetle yağan yağmurun etkisiyle bir ev yıkıldı. Devlet bu yıkılan evin yerine yeni bir ev yapana kadar, aile bizim çiftliğin bahçesindeki küçük ...
Yazar: Raziye SAĞLAM