Aysun Öğretmen
Arzu yatağına girmişti ama “Okula başlayacağım için çok heyecanlıyım büyükanne. Hiç uykum yok.” dedi.
“Seni çok iyi anlıyorum torunum. Bu heyecanın, kendi okula başlayışımı hatırlattı bana.
“ O günleri anlatır mısın büyükanneciğim.”
“Benim çocukluğum köyde geçti. Köyümüzde okul, öğretmen yoktu. Ben ve arkadaşlarım okula gitmek için can atıyorduk. Erkek çocuklar komşu köydeki okula gidiyorlardı. Biz kız çocukları evde kalıp annemize yardım ediyorduk. Tarlada çalışıyorduk. Çoğu arkadaşımın babası, kız çocukları okuyup da ne olacak, ev işi öğrensinler, diyordu. Babam böyle düşünmüyordu, beni okutmak istiyordu fakat yol çok uzaktı ve bana kıyamıyordu. Şehirdeki yatılı okula gitmemi de annem istemiyordu. Günün birinde köyümüze bir öğretmen atandı. Aysun Öğretmen.” deyince gözleri ışıldadı Hesna Hanım’ın.
“Aysun Öğretmen hepimizin kaderini değiştirdi Arzu’m.”
“ Bunu nasıl yaptı büyükanneciğim?”
“Aysun Öğretmen o kadar gençti ki… İlk görev yeri bizim köyümüzdü. Köyümüzde okul olmadığını öğrenince çok üzüldü. Yetkililerle görüşmeye başladı. Önce kimse onun bu işi başarabileceğine inanmadı. Sadece muhtar ona yardımcı oluyordu. Ama sonra… Olanlar oldu.”
“Ne oldu büyükanneciğim?”
“Köyün çıkışındaki terk edilmiş evin, tamir edildiğinde okul olarak kullanıbileceğine köy halkını ikna etti. Okulun tadilatı için yapılacak masrafı karşılamak adına bir yardım sandığı oluşturdu ve ilk maaşını bağışladı. Onun bu cömert davranışını görenler sandığa para bırakmaya başladılar.”
“Yardımlaşmak ne kadar güzel bir şey değil mi büyükanneciğim?”
“Evet Arzu’m. Toplanan paralarla malzeme alındı. Herkes okulun tadilatında çalıştı. Okulumuz boyandı. Yeni sıralar geldi. İmece usulüyle okulumuzu yoktan var ettik. Artık bir okulumuz vardı ‘Çınarcık İlkokulu’. Sadece erkek çocuklar değil kız çocuklar da okula gidebilecekti.”
“Büyükanne… Hani babaları kız çocukları okula göndermek istemiyorlardı ya…”
Hesna Hanım, torunu sormadan anlamıştı neyi merak ettiğini.
“Aysun Öğretmen, gencecik bir kızın neler başarabileceğini köy halkına göstermişti. En çok kız çocuklarının okuması gerektiğini anlatmıştı. Kızlarınız, meslekleri olunca kimseye muhtaç olmadan yaşayacaklar, kollarında altın bir bilezikleri olacak, demişti. Öğretmenimiz çözümsüz gibi görünen sorunlara iyi niyetle yaklaşmış, böylece geleceğin aydın çocuklarının güzelliğini görmüştü. İşte ben o zaman öğretmen olmaya karar vermiştim.
“Ben de büyünce senin gibi, Aysun Öğretmen gibi öğretmen olacağım büyükanneciğim.”
“Aferin güzel torunum ama artık uyku zamanı.”
“Uykum geldi bile. İyi geceler büyükanneciğim.”
Hesna Hanım torununun yanaklarından öperek iyi geceler diledi ve odadan çıktı.
Sibel UNUR ÖZDEMİR
Yazar
Anne, baba ve çocuklardan oluşan topluluğa “aile” deniyormuş arkadaşlar. Böyle yazıyor sözlükte. Bence “aile” bu tanımdan çok daha fazlası. Gelin size, benim ailemi ve aile kelimesinden ne anladığımı ...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Her başlangıç aslında bir 'bitiş'in habercisidir. Baharda çiçekler rengârenk açar, sonbaharla birlikte solar. Solan umutlar değildir asla, onlar yeni baharları, yeni başlangıçları bekler...Her doğanın...
Yazar: Esra Elif ŞAHİN
Ankara’dan teyzemin kızı geldi. Bir an önce denizi görmek için sabırsızlanıyordu. Abim “Tamam o zaman Arzum, yarın Boğaz’da birtur yaparız.” deyince sevinçten havalara uçtu. Annem ve babam da abimin f...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR
Aysel Hanım sallanan koltuğunda oturmuş örgüsünü örüyordu. Arda somurtarak ninesinin yanına geldi. Aysel Hanım gözlerini örgüsünden torununa çevirdi ve sordu “Anladığım kadarı ile canın sıkılmış Ardac...
Yazar: Sibel UNUR ÖZDEMİR