Sarayın Kalbindeki Taş: Kaşıkçı Elması
İstanbul’un kalbinde, yüzyılların canlı şahidi Topkapı Sarayı ne çok yaşanmışlık barındırır sinesinde… Ne çok hikâyeye ev sahipliği yapmıştır. Kaşıkçı elması da o hikâyelerin belki de en ihtişamlısıdır.
Onun hikâyesi kimi zaman sarayın kalın taş duvarlarına çarpa çarpa anlatılmış, kimi zaman da söze hacet bırakmadan göz kamaştıran bir ışık demeti oluvermiştir. Sadeliğin zarafet ve asalet olduğunun en güzel ispatı olan o meşhur taş… Kaşıkçı elması.
Bugün Topkapı Sarayı’nda sergilenen bu elmasın bir zamanlar bir balıkçının elinden geçtiği söylenir. Rivayete göre balıkçı, kıyıda bulduğu parlak taşı sıradan bir cam parçası zanneder. Üzerinde durmaz. Onu alır, götürür ve birkaç tahta kaşık karşılığında bir kaşıkçıya verir. İşte bu yüzden adı “Kaşıkçı” kalır.
Hikâyenin bundan sonrası tanıdık aslında… Taş el değiştirir, fark edilir, değer kazanır. Ve günün birinde sarayın en kıymetli parçalarından biri olur. Ama insanın aklı o ilk âna takılı kalıyor: Bir şeyin değerini fark edemeyip elimizden kaçan o anlara…
Çocukluğumda babamdan defalarca dinledim bu hikâyeyi. Sonunda hep şöyle söylerdi:
“Ehline denk gelmeyen her şey ziyan olur; can da inci mercan da…”
Ehline denk gelememek de vardı ihtimaller arasında. Neyse ki öyle olmamış; sarayın gözdesi olmuş, camekânın ardında göze de gönle de ziyafet sunmuş.
Bu hikâyenin kesinliği tartışılır. Belki gerçekten böyle oldu belki de zaman içinde anlatıla anlatıla bu hâli aldı. Ama değişmeyen bir şey var: insanın değerle kurduğu ilişki.
Nasıl olur da bir insan, elinde tuttuğu değeri fark edemez?
Nasıl olur da bir hayat, bir anlık tercih ile bambaşka bir yola savrulur?
Belki de bu, insanoğlunun en bilindik yönü…
Kaşıkçı elması, bu soruların cevabını mağrur ışıltısıyla verir.
Bugün o elmasa bakan çoğu kişinin gördüğü; kaçırılmış bir fırsat, fark edilememiş bir değer ya da kaderin ince bir dokunuşudur.
Ve belki de bu yüzden kaşıkçı elmasının en gerçek hikâyesi şudur:
İnsan, bazen yanı başındakini hatta avucunun içindekini dahi göremez.
Gülşen CANPOLAT
Yazar
Bu şehri İstanbul ki varlığı cihan değer,Bu şehrin ihtişamı gözle görmeye değer,Dünyanın gör dediği, ülkemin göz bebeği.Arz üstünde gerdanlık, var mı böyle bir değer,Bu şehrin ihtişamı gözle görmeye d...
Şair: Rabia BARIŞ
Evlilik, hayatın en özel ve en önemli adımlarından biridir. İki insanın bir araya gelerek birbirlerine olan sevgi, saygı ve bağlılıklarını taçlandırdığı bir yoldur. Ancak, mutlu bir başlangıcın ardınd...
Yazar: Gülşen CANPOLAT
İstanbul… Sadece bir şehir değil, çağları kapatıp açan bir medeniyetin kalbidir. Asırlar boyunca nice peygamber müjdesine konu olan bu kutlu belde, nihayet Fatih Sultan Mehmet Han’ın azmi, inancı ve y...
Yazar: Editör
Bazen kendimizi çok bitkin hissederiz.Adım atacak hâlimiz kalmaz.Sırtımızda, sanki günlerce taş taşımışız gibi bir yorgunluk vardır.Oysa dönüp baktığımızda, bu kadar yorulmamızı gerektirecek bir durum...
Yazar: Gülşen CANPOLAT