Gönülleri Aydınlatan Sanat: Öğretmenlik
Tarih boyunca insanlığın en onurlu, en saygın ve bir o kadar da ağır sorumluluk taşıyan mesleklerin başında hiç şüphesiz öğretmenlik gelir. 24 Kasım; sadece takvim yapraklarının gösterdiği bir gün değil, bir milletin varoluş mücâdelesinin, irfanla ve hikmetle yükselişinin simgesidir.
Bu özel ve anlamlı günde, kürsüyü, tahtayı ve en önemlisi çocuk kalplerini paylaşan her bir meslektaşımızın bu kutlu gününü hürmetle selamlıyorum.
Kalbe Dokunmadan Akla Ulaşılmaz
Kırk yılı aşkın bir süredir eğitim ve öğretim hayatının içinde yazan, düşünen ve yaşayan biri olarak gördük ki; bilgi nakletmek kolaydır, fakat bir rûha dokunmak hakîkî bir sanattır.
Merhum Mahir İz’in yıllar önce söylediği gibi: "Ben size çadırda bile en kaliteli eğitimi verebilirim, siz bana yeter ki, kaliteli öğretmeni bulun." Günümüzün en modern araçlarıyla donatılmış pırıl pırıl binalar yapabilirsiniz; ancak yüreğinde çocuk sevgisi olmayan, mesleğini bir "memuriyet" statüsünün darlığına hapseden bir zihniyetle geleceği inşâ edemeyiz.
Gerçek öğretmen; öğrencisinin gözündeki ışıltıyı fark eden, onun hayallerine merdiven olan, yılmadan, bıkmadan ve usanmadan sevgiyi bu topraklara eken insandır.
Öğretmen Çevresine ve Çağına Örnek Olmalıdır
Öğretmenlik okulun duvarları arasında biten bir mesai değildir. Öğretmen duruşuyla, tavrıyla, hâl ve hareketleriyle bulunduğu çevrenin aynasıdır. Köyde bir okulun bahçesinden, şehirdeki en kalabalık sınıfa kadar her yerde öğretmen; uzlaştırıcı olandır, yapıcı olandır, merhameti ve adâleti temsil edendir.
Sevgi yaratılışın özüdür. Sertlikle, kabalıkla, katı kurallarla bir insanı yontmaya çalışmak eğitim değil, ancak bir gönlü kırmaktır. Oysa bizler gönüller fatihi olmakla yükümlüyüz. Öğrencimizin dünyasına tatlı bir dille, şefkatle ve sabırla yaklaşamadığımız müddetçe aktardığımız hiçbir bilginin kalıcı bir mânâsı olmayacaktır.
Umut ve Sabırla Yürümek
Bugün karşılaştığımız her zorluk, her imkânsızlık ya da her türlü iletişim kazası karşısında bir eğitimcinin sığınacağı en güvenli liman yine sabırdır. Ümitsizliğe kapılma lüksümüz yoktur. Toprağa düşen her tohumun bir anda çiçek açmayacağını bilen bahçıvan titizliğiyle; her çocuğun farklı bir cevher, apayrı bir dünya olduğunu idrak ederek yürümek zorundayız.
Bu vesîleyle, nice fedakâr meslektaşlarımın ellerinden öpüyor; görevi başında şehit olan, ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Ali ÖZKANLI
Yazar
Millî ve mânevî değerlerin her geçen gün zayıfladığı toplumumuzda özellikle yaşlılara karşı büyük bir sorumsuzluk yaşanıyor. Dârülaceze’ye başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Başvuruları...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerin başında sevgi gelmektedir. Sevgiyle yaşayan, sevgiyle ölür. Sevgi dolu bir kalbe ve gönüle kavuşmak için sevgi cennetlerine adım atmaya hazır mıyız? Seven ...
Yazar: Ali ÖZKANLI
Kasır; hükümdarların, yönetici kesimden kimselerin kullanımı için inşâ edilmiş özel yapıdır. Türklerin İslâmiyet’i kabulüyle birlikte başlayan Türk mimarisinin yeni döneminde inşâ edilen yapılar içeri...
Yazar: Resul KESENCELİ
Hayatımızın her alanında ölçülü ve dengeli olmalı, aşırılıktan uzak durmalı, iyilik ve doğruluk üzere yaşamalı, sağduyulu ve tutarlı davranmalıyız. İnsanoğlu madde ile mânâ, beden ile rûh, dünya ile â...
Yazar: Ali ÖZKANLI