Güzel Ahlak
Yaşlı çift o gün çarşıya çıkmış, alışverişten sonra oğullarına uğramışlardı. Maksatları oğlu, gelini ve torunları ile özlem gidermekti. Bütün aile salonda toplanmış tatlı tatlı sohbet ediyorlardı. Bir ara dedesi, torunu Beyzanur’a;
- Çok susadım, bana bir bardak su getirir misin Beyzanur?
Beyzanur tebessüm ederek mutfağa yöneldi. Kaşla göz arası geri dönüp elindeki su dolu bardağı dedesine uzattı. Dedesi besmele çekerek yavaş yavaş üç yudumda suyu içti. Sonrada "Elhamdülillah." dedi. Torununa “Allah razı olsun.” deyip gülümsedi. Beyzanur;
- Dedeciğim, suyu üç yudumda ve oturarak içmek Peygamberimiz’in sünneti değil mi?
- Evet Beyzanur. Sağlık açısından da çok faydalı, sindirim sistemimizin daha verimli çalışmasını sağlar.
Enes;
- Peygamberimizin bizlere örnek daha ne gibi davranışları var dedeciğim?
- O kadar çok ki. Haydi, hep beraber birkaçını sayalım. Öncelikle şunu belirteyim ki, Peygamberimiz hâl ve hareketleri, sözleri ile başöğretmenimiz.
Torunlarının bu konuya ilgisinden çok memnun olan dedenin gözleri ışıl ışıldı. Derin bir nefes alıp başladı Peygamberimizin örnek davranışlarını saymaya…
- Peygamberimiz içinde bulunduğu toplumu ve kendinden sonra gelecek olan toplumları iyiye güzele yöneltmiştir. Asla yalan söylememesi, nazik olması, tane tane az ve öz konuşması, güvenilir olması, insanlara değer vermesi, sabırlı ve cesaretli olması, çalışmayı sevmesi, hakkı gözetmesi; merhametli, hoşgörülü, affedici olması, danışarak iş yapması, hayvanları çok sevmesi hep bizlere örnektir.
- Hayvanları da çok seviyordu demek.
- Evet. Sadece hayvanları değil, bitkileri de çok severdi. Peygamberimiz, kıyametin koptuğunu görsek bile elimizde ki fidanı dikmemizi istemiştir. Onun için ben, yaşadığım müddetçe fidan dikmeye gayret ettim. Hayvan haklarına da özen gösteriyorum. Onları çok seviyorum.
- Şirin’i, Karabaşı, Benek’liyi, Mırnav’ı bizler de çok özledik dedeciğim.
- Şirin her sabah akşam taze sütünü bizlere veriyor, Karabaş ve Mırnav bizlere can yoldaşlığı yapıyor. Sevgi ne güzel ne şey, her yere yakışıyor, güzelleştiriyor. Öyle değil mi?
Çocukların ikisi de “Evet!” diye cevap verdiler.
Emine Yılmaz DERECİ
Yazar
Fok balığı kolonisinde sıradan bir gündü. Anne foklar yavrularını emzirip denize açıldılar. Yavru fokları nöbetçi foklara emanet ettiler. Nöbetçi fokların uyarıları yavru fokların kulaklarında çınlıyo...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Berna Hanım mutfak çekmecesinden sofra yaygısını alıp boş bir alana serdi. Yaygının ortasına aldığı kabuklu bezelyeleri döktü. Eline büyükçe boş bir kap alıp yaygının kenarına oturdu ve başladı bezely...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Çoban Ali, köyün sığır ve küçükbaş hayvanlarını otlatır, geçimini çobanlıktan sağlardı. Her gün hayvanları köye uzak çayırlıklara götürürdü. Akşam karnı doyan hayvanlarla köye dönerdi. Her...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ
Esen ılık rüzgâr kendini saran dış yapraklarına değiyor açması için onu teşvik ediyordu.- Aç küçük tomurcuk, korkma!Yapraklarını sıkı sıkı kapatmış rüzgârı dinliyordu. İçinde ki korkuyu atamıyor, bir ...
Yazar: Emine Yılmaz DERECİ